"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Harekât”tan ne netice alındı?

Cevher İLHAN
27 Kasım 2019, Çarşamba 00:02
Alây-ı vâlâ ile başlatılan “Barış Pınarı Harekâtı”nın -önceki gün itibarıyla- sona erdiğinin Milli Savunma Bakanlığı’nca duyurulması, harekâtın sonuçlarını gündeme getirdi.

Ancak resmi açıklamada harekâtın bittiği, ama sızma, taciz ve saldırılara “meşru müdafaa kapsamında karşılık verildiği”nin belirtilmesi, öncelikle Fırat’ın doğusunda 444 kilometrelik Türkiye hududu hattından 30-32 km derinliğindeki alanın terörden arındırıl(a)madığını gösteriyor. 

Yine ABD ile “mutâbakat”ın temel şartlarından olan ve Ankara’nın “kırmızı çizgisi” olarak ileri sürdüğü PYD/YPG militanlarının söz konusu alandan çekilmediğini, Cumhurbaşkanı’nın yakınmasıyla bölgenin ABD’nin verdiği elli bini aşkın TIR ve iki bin kargo uçağı dolusu silâh ve mühimmattan temizlenmediğini, Suriye’nin kuzeyinde 911 kilometrelik Türkiye sınırı boyunca küresel güçlerin güdümünde bir “koridor devlet” kurma peşindeki teröristlerin güneye çekilmediği su yüzüne çıkarıyor. 

Görünen o ki her fırsatta sözü edilen bu bölgeye uluslararası toplumun desteğiyle mâliyeti 23,5 milyar Euroyu bulacak masrafla 30 bin nüfuslu 10 ilçe ile 5 bin nüfuslu 140 köy oluşturularak 200 bin bahçeli konut yapılıp ilk etapta bir milyon kişinin, ardından iki milyon Suriyeli göçmenin yerleştirileceği vaadlerinin bütünü havada kalıyor. 

Oysa Cumhurbaşkanı defalarca kamuoyu önünde ABD’nin YPG’ye verdiği silâhları toplamasını ve militanların çekilmesini “en başta gelen şart” olarak koşmuştu. Ve Trump’ın “iyi fikir, bizim de projemiz” deyip desteklediği “güvenli - tampon bölge”nin kontrolünün Türkiye’de olması”nın Ankara’nın olmazsa olmazı olduğu ileri sürülmüştü. 

HÂLÂ “TEHDİT SOPASI” SALLANDIRIYOR!

Ne var ki ABD inadına ısrarla YPG ile ortak hareket etmeye devam etti. En üst düzeyden “Bedeli ne olursa olsun Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz” resti çekildi; “ekonomik yıkım tehdidi”ne karşı “hiçbir tehdide pabuç bırakmayız!” diye meydan okundu; ancak hiçbir netice alınmadı. 

Özetle, düşülen vartada, kamuoyu önünde deklâre edilen “taahhütler”in hiçbiri yerine getirilmiş değil. Kala kala Cumhurbaşkanı’nın “Bu iş öyle üç beş helikopter uçuşu ile, 5-10 araç devriyesiyle, göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunması ile olacak iş değildir” hayıflanmasına kalmış, Bakanlıkça günaşırı Rusya ile ortak devriyelerin sayısının bildirilmesiyle kalınmış.

Diğer yandan, “harekât”tan dolayı Amerikan Temsilciler Meclisi’nde başta Cumhurbaşkanı ile âilesinin Amerika’daki mal varlığının araştırılması olmak üzere bir dizi “ağır ekonomik yaptırım” kararı bir “tehdit sopası” olarak Türkiye’nin başında sallandırılıyor. 

Son anda “bloke” edilen “Ermeni soykırımı tasarısı”ndan sürüncemedeki Halk Bankası davasına, Türkiye’nin onca itirazına rağmen terörist Kobani’nin Trump tarafından Beyaz Saray’a davet edilip bir devlet başkanı gibi görüşülmesi emrivakisine kadar Türkiye’ye açıkça şantajlar savruluyor. 

S- 400’ler meselesi, Amerikan basınında “silâhların kutularından çıkarılmaması ve füzelerin hangarlara kapatılması” tavsiyesiyle başlı başına bir “tehdit ve şantaj” aracı olarak ortada çözümsüz bırakılmış. ABD yönetimi, son Amerika ziyaretinde Cumhurbaşkanı’nın “satın almaya hazırız” teminâtını verdiği F-35’leri vermemekte direniyor. 

Yine Erdoğan’a, Pentagon’un YPG’nin güdümündeki Suriye Demokratik Güçleri (SGD) için gelir kaynağı olacağı ifşaatıyla “petrolü güvence altına aldıkları”nı ve Amerikalı şirketlerce işletilecek Suriye petrolü gelirlerinin ABD’nin bölgedeki harcamalarının telâfisinde kullanılacağını pervâsızca söyleyen Trump’ın “çekiliyoruz” güvencesine karşı “conilerin çekilmediği” anlaşılıyor. 

BİR NETİCE ALIN(A)MADI…

En vahimi, sözde Türkiye’nin kontrolüne verileceği sözü verilen Fırat’ın doğusundaki 30 km derinlikteki “güvenli bölge” alanında conilerle -bölgeden tasfiyeleri sözü verilen- YPG militanları birlikte devriye geziyor!

Bütün bunlar, büyük iddialarla ve beklentilerle başlatılan, “bölgede tek terörist kalıncaya kadar devam edecek!” denilen, kamuoyunun desteği için haftalarca propaganda edilen, günlerce medyada tartıştırılıp özellikle “iktidara ilişik medya”da “büyük zafer!” olarak lanse edilen harekâtın akıbet(sizl)iğini açıkça deşifre ediyor. 

Ve büyük beklentilerle başlatılan, lâkin Erdoğan’ın Trump’la başbaşa görüşmesinden sonra sessiz sedâsız sona erdirilen, milyarlara mal olan, şehitlerin verildiği harekâttan netice alınamadığını bir defa daha ortaya koyuyor. 

Okunma Sayısı: 1222
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı