Önce Suriye’de Trump’la Körfez ülkeleri emirlikleriyle Ankara’dakilerin “geçici Devlet Başkanı olarak ilân ettikleri Heyet Tahrirü’ş-Şam (HTŞ) örgütü Lideri Şara ile Amerikan helikopteriyle Şam’a giden, “Suriye PKK’sı” PYD/YPG elebaşı Mazlum Abdi arasındaki “10 Mart -2025-mutâbakatı” ıskartaya çıkarıldı.
Akabinde Şam’a giden başta ABD ile emperyal ecnebilerin ittirmesiyle “ABD’nin bölge sömürge valisi” havasıyla ortalıkta gezen, Ortadoğu’ya demokrasinin değil, “hayırsever monarşi”yi - “tek adam rejimi”ni öneren Trump’ın Suriye Temsilcisi Tom Barrack’ın hâkemliğinde imzalandı.
Gelinen safhada iki gün içinde “ateşkes”in iptal edilip çatışmaların alevlenmesiyle çöken “18 Ocak -2026- anlaşması” yine Barrack’ın “anlaşma”nın uygulanmasının uygulanması bekleniyor.
Bu yüzden, defalarca “iplerin kopması”yla akamete uğrayan süreçte Trump’la Barrack’ın açıkça “Şara’nın yanında” yer almasıyla hâlâ sahadaki fiilî durumu belirsiz “anlaşma”nın akıbeti tartışılıyor.
“OTONOM YAPI”YA ZEMİN…
Çarpıcı olan, Türkiye’de, özellikle iktidar mahfilleri, “yandaş medya”, “iktidara iliştirilmiş yorumcular”ca erkenden “Ankara’nın dediği oldu”, “PYD/YPG silah bıraktı”, “Türkiye’nin kazançlı çıktı” propagandasıyla telkin edilmesi. Örgütün Fırat’ın doğusunda Arap nüfusunun, aşiretlerin kontrolündeki Rakka ve Deyrizor gibi işgal ettiği şehirerden çekilmesi, “PKK’nın uzantılarını tasfiyesi” algı operasyonunun yapılması.
Oysa -tam olarak uygulansa” bile her iki “anlaşma”da da “sahadaki gerçeğin göz önünde bulundurulması”na atıfla ve PYD/YPG’nin güdümündeki alana çekilmesiyle “özerk - otonom yönetim” daha da tahkim ediliyor.
“Anlaşma”da PYD/YPG’nin işgalindeki “Haseke ve Kobani’ye ayrı ayrı özel statü” verilmesi, “Rojova” dedikleri sahadaki yerleşim birimlerinin idâresine Şam’ın müdahale edememesi, Suriye ordusunun girememesi ve Hasekevaliliğiyle Suriye Savunma Bakan Yardımcısının belirlenmesinin Abdi’ye bırakılmasıyla bölgenin güvenliğinin “yerel güçler” adı altında yine örgüt militanlarına verilmesiyle göz göre göre “özerk – otonom yapı”ya alan oluşturuluyor; ve “uydu devlet”e zemin hazırlanıyor.
Görünen o ki ABD ile işgalci ortakları, 100 bin militanını tanktan topa, füzeden uçaksavara silâhlandırıp azdırarak bölgenin başına musallat edip “vekâlet savaşı”na koşturdukları taşeronları “İsrail’in işbirlikçisi” maşaları PYD/YPG’yi -şimdilik- yedeğe almış.
YENİ İŞBİRLİKÇİ ŞARA…
Zira emperyal hegemonyalarına, bölgedeki enerji kaynaklarının hortumlanmasına ve özellikle “büyük İsrail projesi”ne “ikna edilerek” -iç kamuoyunun gazını alma maksatlı- göstermelik itirazların ötesine geçmeyen söylemlerle kalan Şara yönetimini “yeni işbirlikçi” olarak devreye sokuyor.
Esad’ın devrildiği ilk günde Colani’nin yöneticiliğini yaptığı El Kaide’den kalma, kurduğu Irak IŞİD’i El Nusra’dan dönüştürdüğü HTŞ militanlarına Halep – Şam yolunu bombalamakla açan, iki gün boyunca ülkenin savaş uçaklarından gemilerine topyekûn silahlarını ve savunma mekânizmasını vurup tahrip eden; ardından tatlı su ve petrol yataklarının yer aldığı Golan Tepeleri’ndeki işgalini kalıcılaştıran, Dürzî bölgesini ülkesine katıp bayrak diken, Şam’ı kuşatıp Cumhurbaşkanlığı Sarayını ve Millî Savunma Bakanlığı’nı vuran İsrail’e suskun kalan Şara yönetimini kullanmayı daha “kârlı” görüyor.
Neticede, popülist söylemli “zafer”in aksine Suriye’nin teslim alınmasında kullanılan PKK uzantısı” PYD/YPG, Türkiye’nin yanıbaşında yeniden bir iç savaş ateşinin alevlendirilmesinde istimal edilmek üzere “kenara çekilmiş.”
Sıradaki “hedef” İran’ın “İran PKK’sı PJAK’la birlikte ağababaları emperyalist ecnebiler tarafından iç savaş kargaşasına sürüklenip istikrarsızlaştırılması, Irak’taki çıkar savaşında ve İsrail’in bölge egemenliği hesâbına Suriye’nin etnik – mezhebî iftiraklar üzerinden bölünüp parçalanmasında kullanması için “yedeğe” alınmış…
Suriye bilmecesi, zâlim ecnebilerin projelerinden barışın çıkmayacağını bir defa daha ortaya koyuyor.