"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kırılgan “mutâbakat”

Cevher İLHAN
02 Kasım 2019, Cumartesi
ABD ile “Suriye mutâbakatı”nın ardından Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki askerî operasyona ilişkin bazı yaptırımları öngören yasa tasarısıyla 1915 Ermeni olaylarının “soykırım” olarak tanınmasını öngören skandal “Ermeni tasarısı”nın Amerikan Temsilciler Meclisi’nden geçirilmesi, küresel emperyal mihraklara güvenilmeyeceğini bir defa daha ortaya çıkarıyor.

Öncelikle Dışişleri Bakanı’nın sözkonusu tasarıları, “Tarihi siyasete alet edenlerin bu utanç verici kararı; hükûmetimizin ve halkımızın gözünde yok hükmündedir!” çıkışı ve Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün “Ermeni tasarısı, tarihin siyasete alet edilmesinin utanç verici örneklerinden biridir” cevabı benzeri Ankara’dan sert tepkiler verilse de, peşinden yapılan açıklamalar, çelişkili kırılganlığını deşifre ediyor.  

“Harekâtın durdurulması” anlaşmasından sonra bu “gerekçe” ile “ağır ekonomik yaptırımlar”ın Amerikan Kongresi’nde yeniden gündeme getirilmesine karşı “ABD’deki Ermeni lobisi ve Türkiye aleyhtarı çevreleri memnun etmeye yönelik siyasî bir adım olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor” diye sert bir dille kınayan Dışişleri Bakanlığı’nın “soykırım tasarısının Amerikan Temsilciler Meclisi’nin saygınlığına gölge düşürdüğü” yakınmasıyla “Amerikalı dostlarımızın bu vahim hatayı sorgulayıp sorumlularının ABD halkının vicdanında yargılanacağına inanıyoruz” denilmesi bu açıdan dikkat çekici. 

KOMPLOLAR DEVAM EDİYOR…

Nitekim Trump’un “Yaptırımların kaldırılması için tâlimat verdim” duyurusuna, Cumhurbaşkanı’nın “13 Kasım’da Amerika’ya gitmemize mani bir hal kalmadı. Onun için gideceğiz. Orada daha önceki samimî tablolarımızı inşallah gerçekleştiririz” diye konuşurken, akabinde kabul edilen sözkonusu “yaptırım kararları” arasında, Halkbank dosyası ve bazı bakanlarla “Erdoğan ve ailesinin mal varlığının araştırılması”nın olması bu tenâkuzlu garabetin yansıması.

Aslında Rusya ile “Soçi mutâbakatı” sonrasında “Terörle mücadele sona ermeden Türk askeri çekilmeyecek. Sözler tutulmazsa Mehmetçik yeniden harekâta başlayacak. Operasyonu bitirmedik sadece ara verdik” diyen Cumhurbaşkanı’nın en son partisinin il başkanları toplantısında “Biz kendi göbeğimizi kendimiz kestik” ifadeleri kritik vaziyeti ele veriyor. 

Gerçek şu ki hâlâ Re’sul-ayn ve Tel Abyad çevresinde yer yer devam eden çatışmalar, bölgede terör saldırılarının yapılması, sivillerin katledilmesi ve şehidlerin gelmesi, “harekâtın durdurulması” şartı olan kılık değiştirip sivil halkın arasına karışan YPG’li militanlar bütünüyle bölgeyi terk etmiş değil. Keza ABD’nin verdiği “ağır silâhlar” da sözkonusu 30 kilometrelik alandan çıkarılmamış; bölge silâhlardan temizlenmemiş.

Bu arada ana omurgasını ABD’nin bölgedeki taşeron örgütlerinin başında gelen YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SGD), Suriye Savunma Bakanlığı’nın, “Suriye ordusuna katılma” çağrısını geri çevirirken, YPG militanlarının Türkiye ve Suriye arasında ihtilâfı derinleştirmek için rejim üniforması giyip, rejim bayrağı taşıyıp Türk askerine saldırdığı haberleri, kurulan komploları ele veriyor. 

ÇÂRE, “SULH VE MUSÂLEMET…”

Ve bütün bunlar, Bediüzzaman’ın “Biz ferec (kurtuluş) ve ferah ve sürur ve futûhat (zafer) isteriz, fakat kâfirlerin kılıncıyla değil! Kâfirlerin kılınçları başlarını yesin; kılınçlarından gelen fayda bize lâzım değil” beyânıyla küresel işgalci - istilâcı zâlim ecnebilerin projelerinden barış, istikrar ve hayır çıkmadığını bir defa daha teyid ediyor. (Lem’alar, 155) 

Yine Bediüzzaman’ın daha geçen asrın başlarındaki ikazıyla “birbirine komşu, kardeş ve birbirine muhtaç olan kardeşler” olarak tanımladığı Müslüman komşu ülkelerin “ecnebi parmağının karıştırması”yla etnik ve mezhebî farklılıkları kışkırtan komplolara düşmemeleri; bölge ülkeleriyle birlik ve işbirliği alanlarını geliştirmeye çalışmaları gerekir. (Hutbe-i Şâmiye, 59-60) 

Zira “dört yüz milyon (bugün bir milyar yedi yüz elli milyon) İslâmın sulh-u umûmisi ve selâmet-i âmmenin (dünya barışının) temini” öncelikle Müslümanların barışmasına, barış içinde olma anlamına gelen “musâlemet-i umûmiye”sine bağlı. (Emirdağ Lâhikası, 437-440)

Okunma Sayısı: 946
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı