"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasî ahval…

Cevher İLHAN
01 Ekim 2021, Cuma
Hararetli siyasî tartışmalarla geçen tatilin ardından Meclis’in açılmasıyla siyasetin ateşinin daha da yükseleceğinin açık sinyalleri çakılıyor.

Zira baştan buhrana dönüşen ve TÜİK’in “tâlimatlı” resmi rakamlarla baskılamasına karşı kat kat artan enflasyonla fahiş fiyatlar, vahim boyutlara varan işsizlik, borç yükü, faiz ve dövizin tırmanmasıyla gittikçe derinleşen ekonomik krizle ülkenin siyasi ahvali daha da ağırlaşıyor. 

Keza sağlıktan eğitime, tarımdan dış politikaya ülkenin devasa problemleri daha da derinleşiyor. 

Başta ABD ile S-400 füzeleri, F-35 savaş uçakları, “Amerika’nın hasımlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele (CAATSA)” kapsamında Türkiye’ye dayattığı “ağır ekonomik yaptırımlar”, 30-40 milyar dolar ceza kesilesi tehdidi savrulan “Halk Bank” ve “Zarrap davaları” ve “Cumhurbaşkanı ile ailesinin yurtdışındaki mal varlığının araştırılması” şantajları ortasında bütün propagandalara rağmen Erdoğan’ın Biden’le “baş başa” görüşemediği Amerika ziyareti sonrası ilişkiler sarpa sarmış.

Bütün bunlara, “Afganistan’da kalma” ısrarının fiyaskosu ve “Libya’da asker bulundurma” inadının akameti, baştan beri ufuksuz “Suriye politikası”nın bir parçası olan ve bir defada 34 şehidin, akabinde yeni şehidlerin verildiği “küçük Afganistan” İdlib çıkmazı eklenmiş. En son Soçi’de Putin’le “baş başa” görüşmede bir yığın tâvize teşne hale getirildiği belirtiliyor. 

Neticede, içte ve dışta Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı problemlere her gün yenileri ekleniyor. 

“TEK KİŞİLİK YÖNETİM” DEVLETİ TAŞIYAMIYOR

Esasen “çarpık sistem”de Türkiye’nin hiçbir meselesi çözülemiyor. Saray’da on beş bin dosyanın biriktiğinden bahsediliyor. Çözüm bir yana, “tek kişi”nin sorunları, yapılacak işleri saymakla başa çıkamayacağı vahameti bütün çarpıklığıyla sergileniyor.

En son orman yangınlarıyla sel felâketi başarısızlığı, “bu kardeşinizi seçin, nasıl enflasyon, faiz ve dövizle mücadele edilecek!” vaadli “tek kişilik yönetim”in ülkeyi taşıyamadığını su yüzüne çıkarıyor.  

Bundandır ki bütün anketlerde “cumhur ittifakı” partilerinin halk nezdinde ciddi eridiğini, “millet ittifakı” / muhalefet adaylarının hepsinin tek başına Cumhurbaşkanı’nı geçtiğini gören “iktidar cephesi” telaşla yeniden yeni uyduruk ithamlarla muhalefeti karalama kampanyasını sürdürüyor. 

Yine bu tehevvürle, medyadan sonra sosyal medyayı da zapturapt altına alma, baskıyla vatandaşların gerçekleri görmeleri ve söylemleri engellenmeye yelteniliyor. “Yandaş medya” üzerinden gündemi saptırma, “millet ittifakı”nda “çatlak” meydana getirme oyunları oynanıyor.

“Seçim sistemi”yle oynanarak “yeni oyun” kurma peşinde. “Temsilde adâlet” ekseninde topyekûn ıslâhı yerine, defalarca söz verdiği halde yanaşmadığı 12 Eylül darbesinden kalma “yüzde onluk seçim baraji”nı on dokuz yıl sonra bu kez yüzde 7’ye düşürülmesinde bile politik rant hesâpları güdülüyor.

Bütün bu çarpıklıkların maksadı, “cumhur ittifakı”yla en az on puan arayı açan “millet ittifakı”nı / muhalefetin “demokrasi ittifakı” üzerinden bir araya gelmesini, en azından SP, Deva P ve GP gibi partilerin “millet ittifakı”nda yer almasını önlemek ya da “üçüncü ittifak”la zaafa uğratmak… 

Aslında bütün bu savrulmalar, dört buçuk yıllık denemeden sonra her haliyle dökülen “rey-i vâhid (tek şahıs)”e dayanan “sistem” çöküşünün itirafı. Halkın irâdesine dayanan Meclis’in yetkili ve hâkim olduğu demokratik parlamenter sistemin gereğini bütün gerekleriyle ortaya koyuyor.  

Özetle, kurulan tuzaklar boşa çıkıyor, oyunlar akamete uğruyor. “Tehditlerle, korkularla, hilelerle, efkâr-ı âmmenin (kamuoyunun) başka bir mecrâya çevrilmek, muhâkeme-i akliye kapatılmaması”nın geçiciliği her haliyle artık sırıtıyor. (İşârâtü’l İ’câz, 164) 

“MECLİS-İ MEBUSAN ANCAK DEVLETİ TAŞIYABİLİR…”

Bu bakımdan Bediüzzaman’ın “Zaman-ı sâbıkta (geçmiş zamanda) (…) bazı kalil (az) adamların fikri devletin idâresine yarı kâfi idi. Amma bu zamanda revâbıt-ı içtima o kadar tekessür etmiş ve levâzım-ı taayyüş o kadar taaddüt etmiş ve semerât-ı medeniyet o kadar tefennün etmiş (yeni ilimler, fenler ortaya çıkmış) ki, ancak yalnız kalb-i millet hükmünde olan Meclis-i Mebusan (Millet Meclisi) (…) ve seyf (kılıç) ve kuvvet-i medeniyet menzilinde bulunan hürriyet-i efkâr (fikir hürriyeti) o devleti taşıyabilir ve idâre ve terbiye edebilir” tesbitiyle, “maddi ve mânevî kalkınmanın ancak demokratik sistemle olabileceği gerçeği siyaset aleminde bir defa daha tezâhür ediyor. (Eski Said Eserleri, Nutuk, 179)

Yine “Eski zamanda değiliz. Eskiden hâkim bir şahs-ı vâhid idi. Şimdi ise, zaman cemaat zamanıdır. Hâkim, ruh-u cemaatten çıkmış, az mütehassis, sağırca, metin bir şahs-ı mânevîdir ki şûrâlar o ruhu temsil eder” hakikati bir defa daha tecelli ediyor. (Sünûhat, 51)

Kısacası, kısır siyasi açmazda, Türkiye dönüp dolaşıp Yeni Asya’nın ilk günden beri neşrettiği Bediüzzaman’ın “taallümü siyaset (müsbet siyaset ilmi dersi)” beyânında buluşuyor…

Okunma Sayısı: 1080
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Asım parlak

    1.10.2021 07:01:18

    Hoş geldiniz sayın ilhan yazılarınızı özlemişiz Rabbim istikametten ayırmasın.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı