"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasî muhaliflerini “din dışı” göstermek

Cevher İLHAN
11 Ocak 2022, Salı
Ayyuka çıkan yolsuzluklar, hırsızlıklar, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, yandaşlara kamu malını peşkeş çekme, gasp, talan, hortumlama ve israfı; en son elektrikte yüzde 127’ye varan, akaryakıttan doğalgaza, iğneden ipliğe fahiş zamları gündemden kaydırmak çarpıtmasıyla “tek kişilik yönetim”, aşağılayıcı agresif şiddet ve nefret dilini daha da sertleştiriyor.

Daha vahim olanı, “iktidar cephesi”nin düşmanlaştıran, kutuplaştıran, milletin birlik ve bütünlüğüne dinamit sokan bu tahriki yine dinî - mânevî değerler üzerinden yapması.

SİYASETİN DİNE SAYGISINDAN RAHATSIZLIK!

Bilindiği gibi AKP iktidarında en üst düzeyde “meleği şeytan, şeytanı melek” yapan ve dinî açıdan fevkalâde vahim “din inhisarcılığı”yla din ve mukaddesler istismar edildi. 

“Din tekelciliği”ne soyunulmasıyla, özellikle siyasî rakiplerinin dine sahip çıkmasından gocunan siyasî iktidar, dini dahilde menfî bir surette istimalle bütün Müslümanların ortak ibâdet mekânı olan camileri, mihrapları, minberlerin bir partinin propagandasında kullandı. 

Özellikle seçim dönemlerinde camiler siyasetin arenası haline getirildi. İktidar partisi adaylarına camilerde duâ edildi. Cami avlularında “Tayyibim” başlıklı ilâhi broşürü dağıtıldı. Camide Cuma vaazını kesen vaizin, iktidar partisi başkanının gelişini medhiyelerle anons etmesi garabetleri sergilendi. 

“AKP’nin seçimi kazanması göklerden inen bir karardır” iddiasıyla, “hayır’ oyu verecekler şeytandır, haçlı zihniyetidir” ithamıyla iş “Erdoğan’a oy vermek İslâmın gereğidir” raddesine vardırıldı. Milletvekilleri “Tayyip Bey için her gün iki rekât şükür namazı kılmamız gerekir” sözünü sarfettiler. Eski bir bakan, partisinin adayına oy isterken, “İnanıyorum ki vereceğiniz destek yarın ruz-i mahşerde yine sizin berat (kurtuluş) belgelerinizden biri olacak” teminatını vermeye kalkıştı.

Düğünlerde “Cumhurbaşkanı’nın sünneti”nden dem vuruldu. “Kılmadığınız namazdan, tutmadığınız oruçtan, gitmediğiniz hacdan daha fazla vermediğiniz oyun hesâbını vereceksiniz!” denildi. İktidar propagandacılarınca “Yirmi yıl Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutmak ve onun yaptıkları sebebiyle sevap hanelerimize sevap yazılıyor” denildi. 

En son Cumhurbaşkanı’nın halka karşı sırf partisi ve siyasetinin propagandası uğruna, özellikle “mâlum tipler” diye ana muhalefeti ve liderini kastederek “Onların dinden diyanetten nasibi yok” çıkışıyla “onun cinsi de cibilliyeti de o” saldırısıyla “O birilerini havlatıyor, kendisi de arkadan izliyor. Eğer sıkıysa bu havlayanları sustur” tahkiriyle “sizin sokak teröristlerinden ne farkınız var, aynısınız ya!” çıkışı dini siyasette istimalin son halkası oldu. 

Tesbit şu ki son süreçte din üzerinden toplumu ayrıştırarak ötekileştirmekle tefrika zehrini aşılayan medyatik politik cerbezelerle milletin birliği zehirleniyor.  Daha da vahimi, “dini inhisar ve istismarla suiistimal zihniyeti” hesâbına başkalarının “dinden, diyanetten nasibinin olmaması” isteniyor! 

DİN ALEYHİNE SEVKEDEN “SİYASETİN CİNÂYETİ”

Anlaşılan, İslâm tarihinde ilk kez “dinin siyasallaştırıldığı” Emeviler döneminde camiye sokulan siyaset içerikli vaaz ve hutbelerde baskıyla Hulefa-i Râşidinin tahkirine benzer şekilde duâda bile âdeta parti toplantısıymış gibi iktidar övülerek topyekûn muhalefeti suçlama vartasına düşülmüş. 

Bundandır ki inadına “dehşetli kin ve garazla mukabele-i bilmisil”le toplumda din üzerinden kutuplaşmayla tefrika fitnesi ateşi alevlendiriliyor. “İttifak ve ittihadın temel taşı” olan “kardeşlik ve vatandaşlık muhabbet ve uhuvveti (mânevî kardeşliği) yerle bir ediliyor. (Emirdağ Lâhikası, 393)

Bediüzzaman’ın  “Umûmun mâl-ı mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına (partililerine) daha ziyade has göstermekle, kavi bir ekseriyette dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla (din) nazardan düşürülüyor” ikazıyla dine en büyük saygısızlık yapılıyor. “Adüvv-ü dinden (din düşmanından) daha fazla zarar veriliyor.”  (Sünûhat, 65-67, Muhakemât, 38) 

Hâsılı, siyasi rakiplerine “havlıyorlar!” ağır hakaretiyle, dağılan seçmenini bloke etme, tabanını tutma peşinde; adâlete, insaniyete ve İslâma yakışmayan salvolarla milletin bütünlüğüne kastediliyor. 

Kışkırtıcılıkla siyasî rakiplerini “din düşmanlığı”yla itham eden illetli siyasetle, siyasi rant uğruna muhaliflerini “din dışı” ve “din aleyhtarlığına” sevk eden zâlimâne “sahte siyaset bezirgânlığı”yla din ve mukaddesler “siyasetin cinâyeti”ne âlet edilmeye yelteniliyor.

Ama nâfile; zira bu dilin iktidardakilere birşey kazandırmayacağı hatta daha da kaybettireceği her haliyle sırıtıyor. 

Okunma Sayısı: 1403
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    11.1.2022 13:12:30

    " Cayı dikkat bir hadise: Bir zaman, bu garazkerane tarafgirlik neticesi olarak gördüm ki: Mütedeyyin bir ehli İlim,fikr-i SİYASİSİNE muhalif bir ALİM- İ SALİHİ,tekfir derecesinde tezyif etti. Ve kendi fikrinde olan bir MÜNAFIĞI,hürmetkarane Methetti. İşte SİYASETİN bu fena neticesinden ürktüm," Euzü billahi mineşşeydanirracimi vessiyase" dedim, o zamandan beri hayat- ı SİYASİYEDEN çekildim.( Risale-i NUR). Allahaümme ihdinassıradal MÜSTEGİM. Amiiin .

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı