"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tefrika projelerine karşı…

Cevher İLHAN
11 Ocak 2020, Cumartesi
Trump’un tâlimatıyla Pentagon’un bölgeyi çatışma ve iç savaşlarla tefrikaya sürükleme maksatlı “stratejik suikast”la alevlene fitne ateşi şimdilik kısmen küllenmiş gibi; lâkin küresel güçler asıl maksat olan “İsrail’in egemenliği” hesâbına İran’ın nükleer güç olmasını engellemek stratejisiyle fitne ateşi sırası geldikçe tekrar alevlendirilecek.

Suikastın ardından Pentagon’un başta YPG ve PKK olmak üzere taşeronu terör örgütlerini ve radikal silâhlı gruplar on binlerce TIR’la silâh ve mühimmat sevkıyatını ve ikmalinin toplanıp dağıtıldığı Erbil üssü ile Trump’un iki hafta önce ziyaret ettiği Ayn’el Esad askerî üssüne balistik füzelerle hedef alması; buna mukabil Amerikalıların “misilleme”yle karşılık vereceklerini tehditleri ve Tahran’dan “100 hedef belirledik, misillemede bulunurlarla vururuz!” karşılığı; aynı sırada Tahran’da Ukrayna’ya ait bir yolcu uçağının havalandıktan sonra düşüp 176 kişinin can vermesi, gerilim, öfke ve intikamla alevlenecek fitne ateşinin tahriklerle bütün bölgeye yayılacağının işâretleri verildi. 

Vakıa şu ki ABD’nin suikast saldırısında Süleymani ile birlikte liderleri katledilen Haşdi Şa’bi’den Lübnan’daki Hizbullah’a ve Hamas’a milis kuvvetlerinin, Amerikan ve işgal ortağı küresel emperyal güçlerin Ortadoğu’daki vekâlet savaşlarında istimal ettikleri taşeron ve maşa örgütleriyle çatışan birçok örgüt bulunuyor. 

“MEZHEP SAVAŞI” DENEMELERİ…

Tesbit şu ki, hâlen Irak’taki beş bin askerinin yanısıra ABD’nin İran ve Irak’ı çevreleyen onlarca üssünde 70 - 90 bin askerinin ağır silâhlarla konuşlandırıldığı bölgede, sahada cirit atan sözkonusu maşa örgütler ve silâhlı gruplar üzerinden İran, Irak, Suriye, Lübnan, Bahreyn ve Yemen’e uzanan “Şiî eksen”e karşı Birleşik Arap Emirlikleri’nden Suudi Arabistan’a ve Mısır’a uzanan “Sünnî blok”un çatıştırılmasıyla İslâm dünyasında şiddet sarmalıyla vahim mezhep savaşının denemeleri yapılıyor. 

Asıl felâket, İran’ın kontrolünden çıkarılacak bazı radikal Şiî gruplarla IŞİD gibi El Kaide’den kopma “cihatçı” Sünnî grupları karıştıracak çatıştırılmasıyla, karşılıklı saldırılarla, camileri bombalamaya varan terör eylemleriyle Müslüman coğrafyada Kuzey Afrika’dan Önasya’ya, Pakistan ve Afganistan’a uzanan sahada mezhep savaşı fitilini ateşlenmenin temrinleri yapılıyor. 

Görünen o ki önce BM Güvenlik Konseyi üyeleriyle Almanya’nın da imzaladığı İran’la “5+1” nükleer anlaşma”yı tek taraflı iptalin ardından İran’ın “özel kuvvetleri” olan Devrim Muhâfızlarını toptan “teröre örgütü” ilân ederek bu ülkeye “ağır ekonomik yaptırımları” dayatan Trump, sıkıştığı “azil süreci”ni gündemden kaydırma politik oyunları uğruna bir psikolojik etki peşinde. 

Diğer yandan ABD’nin Irak’taki en baş işbirlikçisi “Kuzey Irak bölgesel yönetimi” üzerinden Irak’ın, Suriye’nin kuzeyinde silâhlandırdığı PKK’nın Suriye kolu YPG’yle Suriye’nin öncelikle kuzeyden bölünmesinde istimaline benzer, PKK’nın İran kolu PEJAK’a silâh ve mühimmat desteğiyle İran’ın etnik iftiraklarla bölünüp parçalanması fitnesini devreye sokulacağının sinyalleri çakılıyor.   

TÜRKİYE, İRAN’LA İŞBİRLİĞİNİ ARTTIRMALI

Bundandır ki “Irak küçük bir Ortadoğu, Ortadoğu büyük bir Irak” tesbitiyle Irak topraklarında bölgedeki fay hatlarını tahrik edecek dehşetli fitneye karşı, Ankara’nın Türkiye’yi bu bâdireden uzak tutması, belânın üzerine sıçramaması için ciddî diplomatik gayretin içinde olması gerekiyor. 

Ankara, İran üzerinden İslâm dünyasının dehşetli mezhep çatışması ve savaşı fitnesine sürüklenmesi ve Türkiye’nin güneyinin küresel güçlerce paylaşılması tuzağına karşı dikkatli olmalı. 

Hâlen Türkiye’nin tükettiği petrolün yüzde 45’ini ve doğalgazın yüzde 17’sini çok uygun fiyatlarla aldığı ve “Astana mutâbakatı” çerçevesinde Suriye’deki ateşkes ve “siyasî çözüm”ün garantör ülkesi Müslüman komşusu İran ile işbirliğini arttırmalı. 

Merhum Demirel’in Başbakan olarak 1967’deki Arap İsrail “Altı gün savaşı”nda “İncirlik’ten kalkan Amerikan uçaklarının Müslüman Filistin halkını bombalamasına izin vermem” reddine ve restini örnek alıp, asil ve kararlı tavırla zulme ve işgale karşı durmalı. 

Hülâsa, emperyal güçlerin İsrail’in karşısında bölgede güçlü bir Müslüman ülke bırakmama hesâbına dayattıkları “tefrika projeleri”ne karşı, Türkiye’nin komşu ülkelerle bölge barışı ve istikrarını esas alan stratejik geniş işbirliklerini hayata geçirmeli. 

Zira için için yanan fitnen ateşi her an yine uyduruk bir bahaneyle yeniden alevlendirilebilir... 

Okunma Sayısı: 1237
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    11.1.2020 12:18:58

    emperyal güçlerin en kolay kullandıkları yönetici profillerine baktığımızda, kibirli, poh pohlanmayı seven, makam, mevki, paraya, güce karşı zaafiyeti olan, insanlardır. islam coğrafyasında kişiliğinde bu karakterleri muhafaza eden insan profili geçmişte bulmuşlardı, günümüzde de vardır.yakın coğrafyamıza bakıldığında da görülecektir. bu tip insan tiplemeleri olduğu sürece emperyalizmin bölgemizde yapmak istedikleri her eylemleri süre alsada başarıya ulaşacaktır. biz de kendimizi bu mana da kontrol etmeliyiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı