"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vefatının yedinci yılında merhum Demirel - 2

Cevher İLHAN
18 Haziran 2022, Cumartesi
“Demokrasinin yaşaması için kendimi feda ettim”

Öncekikle 28 Şubat “postmodern darbe”ye dair Demirel’in “Meclis Darbeleri ve Ara Dönemleri Araştırma Komisyonu”nun sorularına verdiği ve “Darbe Tutanakları” kitabında toplanan cevaplar olup bitenlerin arka plânını aydınlatılır. Ancak 28 Şubat’tan tam yirmi yıl sonra gazeteci Lütfü Oflaz’ın “Siyaseten intihar eden Cumhurbaşkanı!” başlığı altında Demirel’den naklen yazdıkları tek başıyla “28 Şubat döneminde 12 Eylül türü bir askeri darbe olmasını mı engelledi?” sorusunun cevabı olur. 

Muhafazakâr kitlenin oylarıyla yedi kere başbakan olmuş Süleyman Demirel’in 28 Şubat darbesi dönemindeki tavrını anlayamadığını, dahası 28 Şubat darbesini yapan Kemalist generallerin, dindarlara yaptıkları zulme karşı çıkmadığı için Demirel’e kızgın olduğunu belirten Oflaz, önce “Nasıl olurdu da muhafazakâr kitlenin oylarıyla yedi kere başbakan olmuş bir insan, dindarlara yapılan zulme karşı çıkmazdı? Nasıl olurdu da kendisi iki kere Kemalist generallerin darbesiyle devrilmiş ve yine Kemalist subayların darbesi sonucu idam edilmiş Adnan Menderes’in temsilcisi olan bir insan, 28 Şubat’ta Kemalist generallerle işbirliği yapardı?” sorularını sorar. (Star, loflaz@stargazete.com, 28.2.2017)

“28 ŞUBAT”IN İÇYÜZÜ MGK TUTANAKLARINDA…

Peşinden de evinde baş başa olduğu bir günde Demirel’in bu sorularına cevaben “Rahmetli Adnan Menderes’ten beri bizim siyasî çizgimize oy vermiş dindarları niye karşıma alayım? Siyaseten niye intihar edeyim?” diyerek söze girdiğini anlatır. Demirel’in “O dönemde generallerin gözü öylesine dönmüştü ki, Erbakan’ı korusam Cumhurbaşkanı olarak asıl darbeyi bana yapacaklardı. 12 Eylül’de olduğu gibi ortada demokrasi de Meclis de kalmayacaktı…” sözlerine dikkat çeker.

Demirel’in “Genelkurmay Hürriyet gazetesinin manşetinde ‘gerekirse silâh kullanırız’ diyor. Bir kuvvet komutanı Başbakan’ın huzurunda “Bana rakı getirin ulan’ diye bağırıyor. Genelkurmay koridorlarında Başbakan’a omuz atılıyor. Bir general medyanın önünde Başbakan’a ‘pezevenk’ diye hitap ediyor. Böylesine gözü dönmüşlüğe nasıl direnebilirdim? Muhalefet ve hatta Refahyol hükümetinin bazı bakanları generallerle işbirliği yaparken, buna nasıl direnebilirdim? Kaldı ki ben iki kere askeri darbeyle başbakanlıktan uzaklaştırılmış biriyim. Bunları yaşamış biri olarak ordudaki gözü dönmüşlüğün neyle sonuçlanacağını iyi bilirim. O nedenle bu gözü dönmüşlüğü idare etme yolunu seçtim” diyen Demirel’in âdeta o günleri yeniden yaşadığını nazara verir. 

Ve Demirel’in “ancak demokrasinin yaşaması için kendimi feda ettim” sözlerinin sürecin içyüzünü aydınlattığını belirtir. 

Özetle, 28 Şubat “postmodern darbe”yi açık bir darbeye dönüştürmeden geçiştirilmesindeki fedakârlığı, bütün itham ve iddiaların aksine bizzat merhum Demirel’in beyânıyla 28 Şubat 1997’deki MGK tutanaklarıyla gün ışığına çıkarılmayı bekliyor.

Okunma Sayısı: 1273
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı