"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur itfaiyesi

Cihan CAMBAZ
25 Eylül 2020, Cuma 00:50
Sıcakları yaşıyoruz.

Hem de şiddetli sıcakları... Bunaltıcı sıkıcı sıcakları.. Mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklık var. Hissediliyor. 

Gündüz dışarıda durulmuyor. Esen rüzgâr da sıcak esince işin içinden çıkılmıyor. (1-4 Eylül arasındaki sıcaklıklar.)

İnsan böyle sıcaklarda ne arar? Soğuk bir rüzgâr. Akan çeşme, dere, göl, deniz...

Çöllerde vaha arayanlar gibiydim bu hafta. Vahayı da çölü de bir nebze anlamış oldum.

Bu haleti ruhiyedeyken akşamki Risale-i Nur dersinde havalarla münasebattar çok güzel bir yer buldum. Genç kardeşimiz Yılmaz’ın Emirdağ Lâhikası’ndan okuduğu ders gönlümüze su serpmeye geliyordu. Dersi yapan kardeşimiz de sıcaklardan nasibini almış olacak ki bir iki defa terini silmek durumunda kaldı. Ardından pencerenin de açılmasını istedi ki hava bir o kadar sıcaktı. Devamında yeni bir mektuba geçti. İşte gönüllere dahi su serpecek ders “Risale-i Nur itfaiyesi” diye geliyordu.

“Çok aziz, sıddık, kahraman, bahtiyar Emirdağ’lı kardeşlerim!” diyerek başlayan ders Mustafa Osman Ağabeyimizin “Meded! Biz yanıyoruz, mahvolduk” imdadıyla başlıyordu. Ahirzamandaki manevî yangınlarda Risale-i Nur’dan medet umuyordu. Bu imdat ahirzamanda yaşayan herkese kurtuluş yolunu dahi tarif ediyordu. Peki böyle yangınlarda bir sığınak yok muydu?

Vardı tabi. İşte cevabı: “Bu azîm yangında itfaiye vazifesini üzerine alan Risale-i Nur’a ve Risale-i Nur’un günün en büyük mutfîsi, en büyük tahassungâhı ve en büyük melcei ve penahı ve onun şahs-ı manevîsinin duâlarının bârigâh-ı Ehadiyette kabul olduğuna sarih bir işaret var.”

Maşallah bu güzel ifadeler ruha su serpiyordu?

Ve yine gündelik olarak belki de bizi en çok meşgul eden haletlerimize şöyle istikamet veriyordu: “Ey Fahr-i Âlem’in (asm) gösterdiği doğru yoldan şaşanlar! Dünyanın fâni meta’larıyla gururlanıp taşanlar ve ey dünyamıza zararı olur korkusu ile, Nur-u Kur’ân’dan kaçanlar! 

Sizler, dünyanızın uçurumlara gittiği zannıyla, o bâki ve tatlı sandığınız fâni ve hakikatta çok acı lezzetlerinizin zeval bulmak, şedid ve elîm elem ve ıztırablara tahavvül etmek üzere olduğunu tahmin ederek manasızca radyoların başına koşuyorsunuz. Bu koşmakta ve bu dedikoduları dinlemekte ne faide var? Zeval bulucu lehviyat ve lezaizle körleşmiş, bakan gözleriniz artık yeter biraz hakikatı görsün, sağırlaşmış duyan kulaklarınız, biraz hakikati duysun ki, bu acib ve dehşetli ve hiç misli görülmemiş devirde, hususan ehl-i imanın çok sarsıntılar geçirdiği ve çok dehşetli düşmanlar karşısında bulunduğu ve küfr-ü mutlak ateşinin mahallemizi sardığı bir zamanda, ancak ve ancak günümüzün en müstahkem, kavî, yıkılmaz, sarsılmaz tahkimatı olan Risale-i Nur’un nuranî siperlerine iltica etmekle ve onun daire-i kudsiyesine dehalet etmekle kurtulacak ve imanınızı kurtararak, i’dam-ı ebedî zannettiğiniz ölümü, bir hayat-ı bâkiyeye tebdil edeceksiniz.

Ardından bütün ehl-i iman için duâ ediyor ve müjdeler veriyordu: Ve işte o Nur’un mübarek tercümanının ve mübarek şahs-ı manevîsinin "Ecirnâ ve ecir vâlideynâ ve ecir talebete Resâili'n-Nûri ve vâlideyhim mine'n-nâr." [Bizi ateşten koru. Anne babamızı ateşten koru. Nur Talebelerini ve onların anne babalarını ateşten koru.] ve emsali duâlarının kabulüyle, şefaatıyla ve hürmetine, benim dehşetli, fakat Cehennem ateşi yanında hiç ehemmiyeti olmayan a- teşimden, onun şakirdlerinin, hâdimlerinin ve Risalelerinin muhafızı bulunan mağazaları nasıl âzad olmuş, kurtulmuş ise, sizler de o mübarek şakirdler gibi, o mübarek daire-i kudsiyeye dehalet ettiğinizde; dünyevî ve uhrevî dehşetli ateşlerden kurtulacak ve evlâd ü iyalinizin bir nevi çobanı olmak hasebiyle, o sevgililerinizi de kurtaracaksınız. Ve her birerleriniz maddî ve manevî felah ve saadete nâil olacaksınız. Bakıp da görmeyen ve görüp de görmek istemediğinizden kapadığınız gözlerinizi açınız, görünüz ve azîm tehlikelerin çok yakın olduğunu ihsas ve telâş ve ıztırabınızı arttırmaktan başka bir işe yaramayan dünya havadislerini veren radyo başına değil, ayaklarınızdaki bütün derman ve kuvvetinizle Risale-i Nur başına ve onun neticesi emniyet, selâmet ve saadet olan nuranî dairesine koşunuz.”

...

Burada özellikle, “radyo başına değil, ayaklarınızdaki bütün derman ve kuvvetinizle Risale-i Nur başına ve onun neticesi emniyet, selâmet ve saadet olan nuranî dairesine koşunuz” cümlesi önemli.

Geçici dünya hadiselerine bakmakta bir fayda olamadığını anlatan şu: Fırtınaların şiddeti, havanın dehşeti sizleri sarsmasın, korkutmasın. Bu mübarek mezraaya en mübarek ve nuranî ve verimli ve bereketli olan Nur tohumlarını ekiniz. Zira “Eken biçer”, atalarımızdan kalma mübarek bir sözdür.

Son söz: Ey Nurcular! Sizin hakikî vazifeniz, dünyaya bakmak değildir. Farz-ı muhal olarak dünyaya da bakılsa, bakınız ve görünüz ve zuhuru muhtemel dehşetli yangınlar sebebiyle ve o yüzden karşılaşmanız ihtimali bulunan tehlikeler dolayısıyla kat’iyyen sarsılmayınız, fütur getirmeyiniz. Çalışınız, çalışınız, çalışınız ve kat’iyyen inanınız ki; Nur’un şefaatı, Nur’un duâsı, Nur’un himmeti sizleri kurtaracaktır. İşte bu dâvânın şahidi Emirdağ’lı Nurcular’ın dehşetli ateşten zararsız kurtulmalarıdır. Şimdiden umumu- nuza müjdeler olsun.

İşte Risale-i Nur itfaiyesi... gönüllere su serpiyor. İçimize ferahlık veriyor... Bol bol istifade etmek duâsıyla...

Okunma Sayısı: 874
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı