Ama bildiğiniz gibi değil, şöyle ki: Engelsiz olarak; kıyamda durmayı, desteksiz, iki ayağımın üzerinde ellerimi bağlayıp, gözümü ayakta ve rükuda iken yere bakmayı, hele hele secdeye gitmeyi çok ama çok özledim.
İlk zamanları, namazın bütün erkanını, yattığım yerde, hafiften ayaklarımı toplayarak yapabildim ve öylesine kıldım. Gözüm gayba bakıyordu, dudağım belirli belirsiz hareketli.
Bu, ilk zamanların, kısa bir döneminde, yataktan çıkmaya fırsatımın olmadığı, sürekli altımın alındığı, bezimin birini alıp, diğerini yerleştirirken bile battığı o çok ibretlik süreçte hakikaten abdest almaya fırsatım olmuyor, teyemmümle kılıyordum.
Bu süreçte kendimi gıyaben izliyorum, mevcud hâlimin ciddi rahatsızlıklarını mazeret göstererek namazı kılacak mıyım kılmayacak mıyım, diye.
O tereddütlü ilk günlerde namazı, çok da haklıymışım gibi kazaya bıraktığım oldu. Geçen bu namazsız günler, beni daha da tedirgin etti, zarar verdi. Ve dedim ki bu günlerin ehemmiyetini bil ve değerlendir. Böylesi vakitlerin dakikası çok kıymetlidir, imtihanın ağırlığı sevabın ağırlığını dâvet eder, kaçırma bunu, dedim. Elhamdülillah bu kısa gafletten sıyrılıp, yarım yamalak da olsa, necasete bulaşık da olsam, Allah’ım hâlimi biliyor ve ben de bu ahvalin, imtihan olduğunu biliyorum, o hâlde haydi namaza, dedim.
Yatarak namaz kılma, yatakta oturarak, daha sonra sandalyede oturarak kılmaya evrildi, hamdolsun.
Ayağımı yıkamaya uzanamadığım için ıslak mendille ıslatarak abdesti tamamlama dönemindeyim, teyemmümden bu devreye geçtik, hamdolsun. Vücud dışına çıkarılan kalınbağırsak torbasının (stomanın) varlığı bu nev’i hareketlerimi engelliyordu, tıpkı üç kilodan fazla yükü kaldırmamak gerektiği gibi. Zorlarsam, bağırsağın dışarıya çıkma tehlikesi var ki, Allah muhafaza.
Derken, sandalye üzerine oturup kalkarak, rükû ve secdeyi de az farklı eğilmelerle yaparak namaza devam ediyorum.
Oturarak vs. kılmalarda çoğu namazları yamalıklı kıldım, zira namazın erkanlarının sırasını karıştırıyor veya eksik kılıyorum. Bu ahval de bambaşka bir şeymiş doğrusu. Bazen secde-i sehivi de unutuyordum.
Bu ahvallerde mevcud üç sondadan ki ikisi böbreklerden çıkan nefrostomilerden sürekli torbaya idrar geliyor. Vaktin namazı için alınan abdest hakikaten çok zahmetli ve pek de maliyetli oluyordu. Benim hâlimdekilere uyan bir fetva olmalı dedim ve Kösmene Hocama sordum. Sağ olsun, Malikî mezhebine göre kılabilirsiniz, dedi ve hakikaten bu fetva kolaylık sağladı, elhamdülillah. Bir vakit için alınan abdest ile birkaç vakit namaz kılabildim. Burada dikkat edeceğim nokta idrar torbası ya da stoma boşaltılırsa abdest bozuluyordu. Olsun, bu bile benim gibilere namaz kılmakta büyük kolaylık sağlıyordu. Tam da bu noktada mezheplerin getirdiği bu fetvaların dini yaşamada kolaylık sağladığını yaşadım ve şükrettim.
İdrar torbaları çıktı, ama stoma hâlâ duruyor, doktorlara bu vaziyette bilinen hareketleriyle namaz kılabilir miyim, dedim, hayır, oturarak kılmalısınız zira kuvvetli bir basınçla kalın bağırsağın dışarı çıkma durumu olabilir, deyince bir sefer daha bu hususta özürlü olduğu anladım.
Doğrusu bu özürlü olma, normal zamanlarda zoruma giderdi, kabullenemezdim ama hastalanınca onun da sabrını Rabbim veriyor, bu da ayrı bir şükür ister.
Evet, hakikaten bildiğimiz hareketleriyle namaz kılmayı özledim ama az kaldı, biraz daha sabır, biraz daha dua lütfen.