"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Değerler eğitiminin değeri (!)

Nurenda Yaşar Coşkun
25 Nisan 2026, Cumartesi
Değerler eğitimi kavramı kulağıma hep bir kaynaştırma faaliyeti gibi gelir. Her kesimden insanı kucaklayalım, ortak değerler(!) etrafında buluşalım, çok da şey etmeden tadında bırakalım faaliyeti.

Hem seküleri ürkütmeyelim, hem dindarı kaçırmayalım tadında ortaya karışık bir kavram. Değerlerin verildiği(!) fakat bu değerin neden değerli oluşunun sorgulanmadığı okulların müşteri pardon öğrenci kazanma politikalarının en tatlı hali; değerler eğitimi. Yanlış anlaşılmasın değerlerle bir derdim yok, “Ne yani bunu da mı kaldıralım?” diyenlerle hiçbir derdim yok. Derdim, değerler eğitimi.

Değer denilen şey, kaynağından uzaklaştığında değersizleşir. Değeri, kökleriyle toprağa bağlayan şey dindir. Değeri, dinden koparırsan kısa süre güzel gözükse de solar gider. Meselâ “yaşlılara hürmet” bir değerdir değil mi? Elimizdeki bu değeri zamana, mekâna, duruma, ahvale, kişiye göre değişmeyecek bir hale sokan şey nedir? Her yaşlı nur yüzlü, tatlı sözlü müdür? Ya da her yaşlı seninle aynı zihniyette midir? Hz. İbrahim’i putperest babasına “babacım” dedirten vicdan ve merhamet olmadan “büyüklere hürmet” nasıl sürdürülebilir?

Değerleri sürdüren ve onları işlettiren ve tutarlı hale getiren hak din değil de nedir? O değeri, imanın bir rüknüne bağlamadan ona göre, buna göre, şuna göre olmaktan nasıl kurtarırsın ki? Sana göre değerli olanı bana göre değerli yapacak bir tevhid olmazsa bu işin altından nasıl kalkarsın? O yüzden göstermelik değerler eğitimini bir kenara bırakın vicdanlarda karşılık bulacak değer yargılarını işlettirmeye bakın.

İman eden ve iyi işler yapanların arasını ayırmayın. Resulullah’tan sonra namazı ve zekâtı ayırmaya çalıştılar, şimdi de iman eden ve iyilik yapanı ayırıyorlar. Ortaya sık duyduğumuz tabirler çıkıyor “On numara adam ama Allah’a inanmıyor ya da namaz kılıyor güya ama kul hakkı yiyor.” Bu cümleler yanlış önermelerin sonucu kafada oluşturulan yanlış algılar. Burada şeytanî bir oyun var. Dini değersizleştirme ve değerleri dinsizleştirme oyunu bu. Resulullah’ın yapmadığı şeyi yapmayın. Din ile değerleri ayırmayın.

İyi işler yapmanın motivasyonu dünyanın daha yaşanabilir bir yer olması mıdır? Önermeyi tersinden kuralım, dünya hiçbir zaman iyi bir yer olmadıysa niye iyi işler yapıyoruz? Çünkü biz sadece bu dünyaya inanmıyoruz. Zerre kadar iyiliğin ve kötülüğün hesapsız kalmayacağı bir dünyaya inanıyoruz. Değerlerin değersizce karşılık bulduğu bir dünyada, değerleri sürdürmek ancak baki bir gaye ile mümkündür.

Resulullah (asm) bunun en güzel numunesiydi. Onun peygamberlikten önceki güzel ahlâkını sürdüren, tekmil eden, hitama erdiren ancak iman ve İslâm’dı. Ahlâkın yozlaştığı cahiliye toplumunda, vahiy gelene kadar kendini o toplumdan uzaklaştırmaktan, dağa çekilmekten başka bir çare bulamayan Resulullah (asm) vahiyle tekrar şehre indi ve bir medeniyet kurdu.

O halde bizlere düşen “Bu ülkede ahlâk mı kalmış?” diyenlere rağmen iman etmiş bireyler olarak evlerden çıkıp güzel ahlâkı tatbik etmektir. Bir toplum değerler eğitimi ile değil ancak bu şekilde yaşanabilir bir hale gelir. Tıpkı Asr-ı Saadet gibi.

Okunma Sayısı: 175
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı