"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cenab-ı Hak hâkimleri, savcıları ve avukatları adalete muvaffak etsin

11 Şubat 2022, Cuma
SAİD NURSÎ, SAVUNMASINI HAK VE HÜRRİYETLERİ NAZARA VEREREK HUKUKÎ ZEMİNDE YAPAR.

Dizi: Bediüzzaman Said Nursî’nin Müdafaaları
Risale-i Nur Enstitüsü - 9

***

Daha sonra söz alan Av. İsmail Cevahirli, Bediüzzaman’ın müdafaalarının; ‘iddialara verilen orijinal ve harika cevaplar’, ‘müdafaalardaki strateji’ ve ‘savunmanın dayandığı temel esaslar’ başlıkları altında incelenebileceğini, kendi çalışmasında Eskişehir Mahkemesi’ni ve müdafaasını ele aldığını söyledi. Eskişehir Mahkemesi’nin Cumhuriyet Dönemi’ndeki ilk mahkeme olduğunu belirten Cevahirli, bu mahkemenin; yeni rejimin etkinliğini arttırdığı ve çok güçlü olduğu bir dönemde gerçekleştiğini, buna karşın Bediüzzaman’ın avukatının dahi olmadığını, savunmasını kendisinin yaptığını söyledi. 

İddialara verilen cevaplar açısından bakıldığında; verilen cevapların muhteşem olduğuna dikkat çeken Cevahirli, yine verilen cevaplarda harika bir mantık örgüsünün olduğunu ve cevapların iddia sahiplerini ilzam edici bir mahiyet arz ettiğini belirtti. 

Müdafaalarda takip edilen strateji açısından bakıldığında Bediüzzaman’ın stratejini üç maddede özetlemenin mümkün olduğunu söyleyen Cevahirli, bunları şöyle sıraladı (bilmana): 

“a) ‘Bütün hayatımda en menfaatli ve en iyi hile, hilesizlik olduğu düsturum olmuştur.’

b) ‘Bütün savunmalarımda hak, hakikat, sıdk ve doğruluk esasını takip ettim.’

c) ‘Kendimi müdafaa için aldatmaya tenezzül etmediğime tarihçe-i hayatım şahittir. Hakikat-ı hali olduğu gibi beyan ettim.’”

Cevahirli, Bediüzzaman’ın savunmalarının dayandığı temel esaslar açısından; maddeler halinde de şunları söyledi (Bediüzzaman’a yapılan atıflar bilmana olarak verilmiştir): 

“a) Bediüzzaman Hazretleri’nin cihanşümul hukuk kurallarını çok iyi bildiği ve savunmasını bu kurallara dayandırdığı, hâkimlere bu kuralları hatırlatmak suretiyle de vicdanlarına hitap etmekte olduğu anlaşılmaktadır. 

b) ‘Bu iddialara cevap vermek önemlidir. Çünkü Kur’ân’a, Âlem-i İslâm’a ve istikbale dair olması sebebiyle mecburum.’

c) ‘Bir meselenin tenevvürü, uzak ve yakın bütün ihtimalleri beyan etmekle olur. O sebeple beyanatıma, tafsilat nazarı ile bakmamak gerektir.’ demektedir.”

Son olarak söz olan Mustafa Gökay, “Bediüzzaman’ın Müdafaalarındaki Muhatapları” başlığı altında konuştu. Bediüzzaman Said Nursî ve onun talebeleri ve kitapları hakkında çok sayıda dâvâ açıldığını belirten Gökay, bu dâvâların bir kısmında bizzat Bediüzzaman’ın savunma yaptığını; ilerleyen safhalarda avukatlarının dâvâya dahil olduğunu; ayrıca onun, talebelerinin bizzat kendilerini savunmalarını istediğini söyledi. 

Gökay sözlerini şöyle sürdürdü: “Bediüzzaman Said Nursî’nin müdafaalarında, kendisini savunmaktan ziyade iman-Kur’ân dâvâsını savunduğunu görüyoruz. O, savunmalarında direkt olarak mahkeme heyetini ve devleti hedef almaz. Onun muhatapları, mahkeme heyetinin nezdinde dâvâsını engellemeye çalışanlardır.

O, mahkeme heyetine karşı son derece nazik bir üslûpla savunma yaparken; muarızları söz konusu olduğunda ağır ve celâlli ifadeler kullanır. 

Öncelikle mahkemenin tarafsızlığına vurgu yaparak adliyenin şerefini ve haysiyetini müdafaa eder.

Bediüzzaman Said Nursî, Divan-ı Harb-i Örfî (sıkıyönetim mahkemesi) müdafaasında müstebitleri, jurnalcileri, ortalığı karıştırmak isteyenleri hedef aldı. Muhalefetin suç olmadığını beyan ederek muhaliflerin hukuklarını savundu. Şefkatle mağdurların ve masumların hukukunu korumaya çalıştı.

Risale-i Nur’un ve talebelerinin hukukunu: ‘Risale-i Nur’a ait dâvâ ve itiraz, cüz’î bir hâdise ve şahsî bir mes’ele değil ki, çok ehemmiyet verilmesin.’ diyerek müdafaa etti.

Vatanı ve milleti anarşistlikten ve dinsizlikten ve ahlâksızlıktan ve vatandaşlarını ölümün idam-ı ebedîsinden kurtarmaya çalışan talebelerinin hukuklarını savundu.

Yaşadığı asrın hukukunu savunması da çok ilginçtir:  ‘İstikbalde gelecek nefret ve tahkirden sakınmak için ... Yani; ‘Tuh o asrın gayretsiz adamlarına’ denildiği zaman, yüzümüze tükürükleri gelmemek veyahut silmek için yazılmıştır.’ ifadesi bu anlamda çok önemlidir. 

Bediüzzaman suçlamaların temelini şöyle özetler (bilmana):

‘Bazı evham yüzünden bir seneden beri aleyhimize geniş bir tarzda çevrilen plânlar bunlardır:

Tarîkatçılık, komitecilik ve haricî cereyanlarına âlet olmak ve dinî hissiyatı siyasete âlet etmek ve cumhuriyet aleyhinde çalışmak ve idare ve asayişe ilişmek ve izinsiz dinî neşriyat yapmak” gibi asılsız bahaneler...’

Muarız tarafın vasıflarını ise şöyle sıralar (bilmana olarak):

‘Bizim gizli düşmanlarımız ve hükûmeti iğfal ve bir kısım erkânını evhamlandıran ve adliyeleri aleyhimize sevkeden resmî ve gayr-ı resmî muarızlarımız, ya gayet fena bir surette aldanmış veya aldatılmış veya anarşilik hesabına gayet gaddar bir ihtilâlcidir veya İslâmiyet’e ve hakikat-i Kur’ân’a karşı mürtedane mücadele eden bir dessas zındıktır ki; kırk seneden beri benim ile mücadele eden gizli zındıka komitesiyle şimdi onlara iltihak eden komünist komitesinden bir kısmı, ehemmiyetli birer resmî makam elde ederek karşıma çıkıyorlar.’

Bir başka savunmada muarızların özelliklerini şu şekilde ifade eder ki; bunların tek tek çözümlenmesi gerekir: ‘O komitelerden, tesadüfle hükümetin memuriyetine girenler; ecnebi hesabına ve küfür ve ilhad namına bu milleti ifsad ve bu vatanı parçalamak fikriyle, Kur’ân hakikatına ve iman hakikatlerine her vesile ile hücum eden ve çok şekillere giren bir gizli ifsad komitesine karşı, bu meselemizde kendilerine perde yaptıkları insafsız ve dikkatsiz memurlara ve bu mahkemeyi şaşırtan onların Müslüman kisvesindeki propagandacılarına hitaben, fakat sizin huzurunuzda zahiren sizin ile birkaç söz konuşacağıma müsaade ediniz.’

Her halükârda Bediüzzaman Said Nursî, savunmasını temel hakları ve hürriyetleri nazara vererek hukuki zeminde yapar (bilmana olarak):

‘Madem hükümet-i cumhuriye, cumhuriyetteki hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmiyor; ben dahi bîtaraf ve hürriyetperver olması lâzım gelen hükümet-i cumhuriyenin, dinsizliğe taraftar ve entrikaları çeviren ve hükümetin memurlarını iğfal eden gizli menfi komitelerden tefrik edilip, hükümetin onlardan uzak olmasını istiyorum; o entrikacılarla mübareze ediyorum.’

Cenab-ı Hak; hâkimleri, savcıları ve avukatları adalet-i hakikiyeye muvaffak etsin, diyerek sözlerimi tamamlıyorum.”

SON

Okunma Sayısı: 3491
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı