Rıdvan Utangaç Ağabey, Üstad ile görüşmesini anlatarak, Kendisinin Bursalı olduğunu söylediğinde Üstadın “bursa’ya gelmem nasip olmadı ama Sizler geldiniz. isterseniz benim selamlarımı, beni ve sözlerimi duyan herkese söylersiniz." dediğini aktararak, "Ben de bugün burada, Üstadımızın ağzından gönderilen o selâmı sizlere iletiyorum." ifadelerini kullandı.
Birinci Bölüm: Bir asır sonra Barla
HABER-FOTOĞRAF: İSTANBUL / YENİ ASYA - ERHAN AKKAYA
—Dünden devam—
Programda İslam Yaşar'ın ardından "Son Şahitler"den Rıdvan Utangaç Ağabey de bir konuşma yaptı. Öncelikle programı tertipleyen herkese teşekkür Rıdvan Ağabey, "Bu muhteşem davayı bütün dünyaya açan Yeni Asya gazetesini ve onu hizmete devam ettiren kardeşlerimi de can-ı gönülden tebrik ediyorum. Cenab-ı Allah onları kıyamete kadar bu hizmette muhafaza etsin inşallah." dedi.
Böyle bir davada Cenab-ı Allah'ın bizleri istihdam ettiğine de değinen Rıdvan Ağabey, "Hazret-i Üstadımız diyordu ki: 'Şu davanın özelliklerini, güzelliklerini bilseydiniz, hiç uyku uyumazdınız. Sadece Risale-i Nur'a kendinizi teslim ederdiniz.' ifadesini kullandı.
Üstadı seven hocaefendilerden de bahseden Rıdvan Ağabey, Üstadın hayatında iki hocaefendiyi ziyaret ettiğine dikkat çekerek, "Bunlardan biri Gönenli Mehmet Efendi, diğeri de Hacı Hilmi Efendi'dir." dedi.

Gönenli Mehmet Efendi'den bir hatıra
Rıdvan Ağabey şunları anlattı:
"Gönenli Mehmet Efendi Hazretleri bir Kurban Bayramı'nda hanımına, 'Bir tepsi baklava yapacaksın. Bu baklavaya kimse ellemeyecek. Yarın bunun sahibi gelecek' demiş. Kurban Bayramı'nın arifesinde hanımefendi baklavayı yapıyor ve kaldırıyor. 'Sakın kimse yemesin' diyor. Bayramın birinci günü Üstadımız Beyazıt Camii'nden çıkıyor. Yanındaki ağabeylerle beraber geliyor ve kapıya vuruyor. 'Hanım, benim emaneti bir getir' diyor. 'Bak, emanetin sahibi geldi. Onu al getir.' Hanım da o baklavayı, tepsiyi getiriyor. Üstadımız da oradaki kardeşlerimize ikram ediyor."

Gönenli Mehmet Efendi ile Bekir Ağabey'in bir hatırası
Rıdvan Ağabey Gönenli Mehmet Efendi ile alakalı başka bir hatırasında ise şunları anlattı:
"Bekir Ağabey'in de çok önemli bir hatırası var. Belki duydunuz, belki duymadınız. Bekir Ağabey bir davaya gitmek için yola çıkıyor. Kendisi davanın avukatıydı. Çok büyük hizmetleri var. Allah onlardan bin kere razı olsun. Fakat o sırada para yok, sıkıntılar var. Kendisi bunu bize anlatıyor. Nuruosmaniye Camii'nde birkaç kişiyiz. Diyor ki:
'Öyle bir durumdayım ki cebimde beş lira var. Oraya gitmem için 150 lira uçak parası lâzım. O para bende yok.'
'Bismillahirrahmanirrahîm' dedim, 'Tevekkeltü alellah' dedim, diyor. Otobüse bindim, havaalanına gittim. Havaalanı civarında hem yürüyorum hem düşünüyorum. Cebimde beş lira var. Üç adım attım diyor. Arkadan bir el dokundu. 'Kardeşim,' dedi, 'şu 150 lirayı al, biletini al, yoluna devam et.'
İşte Gönenli Mehmet Efendi Hazretleri böyle bir zat. Anadolu'dan bütün fakir fukara geliyor, o insanlara yardımcı oluyor, onları doyuruyor, harçlık veriyordu. Kimselerden bir şey istemiyordu. Her gelen çocuğa, ihtiyaç sahibine yardım ediyordu. Allah ondan ebeden razı olsun. Allah şefaatine nail eylesin. Âmin."

Programa gelenlere Bediüzzamanın orijinal el yazısıyla kaleme aldığı Küçük Sözler kitabı hediye edildi.
Gönenli Mehmet Efendi ile karşılaşmam
Rıdvan Utangaç Ağabey, Gönenli Mehmet Efendi ile karşılaşmasını ise şöyle anlattı:
"O zamanlar 24-25 yaşlarındaydım. Haftada üç defa İstanbul'a gidiyordum. Şehzade Camii vardı, başka yer yoktu o zamanlar. Bir gün Galata Köprüsü'nde işlerimi bitirdikten sonra vapuru bekliyordum. Ekspres vapurlar vardı. Saat 11.00'de, 13.00'te ve akşamüstü 17.00'de olmak üzere üç sefer... Orada çay içiyordum. Bir zat geldi. Elinde bastonuyla geldi ve tam karşıma dikildi.

“Evlat, evlat, beni tanıyabilir misin?” dedi.
“Hocam,” dedim, “Ben Bursa'dan geliyorum. Sizi tanıyamadım, kusura bakmayın.”
“Bana Gönenli Mehmet Efendi derler,” dedi.
İsmini duyunca “Tanıdım hocam,” dedim.
“Nasıl tanıdın evlat?” dedi.
“Üstadımızın...” dedim.
Bunun üzerine bana sarıldı. Öyle bir sarıldı ki sanki kemiklerim kırılacak. Bana büyük bir şefkat gösterdi. O zaman Gönenli Mehmet Efendi, Anadolu'dan gelen fakir fukarayı doyuruyor, onlara harçlık veriyordu. Çok büyük bir hizmet içerisindeydi."

Risale-i Nur'la tanışmam
Risale-i Nur ile nasıl tanıştığını da anlatan Rıdvan Ağabey, Üstadı ziyaret için yola çıkışını ve onunla karşılaşmasını ise şöyle anlattı:
"Üstadımızı ziyaretim 1958 senesine denk geliyor. O zaman 18 yaşındaydım. İlk defa evimden bu kadar uzak bir yere çıkıyordum. Babam anneme 200 lira para verdi, bana da harçlık verdi. 150 kuruşa Eskişehir'e gidiyordum. Oradan bir liraya Emirdağ'a geçiyordum. Gece saat 11.30'da Emirdağ'a indim. Üstadımıza gitmem gerekiyordu. Daha önce Üstadımıza sekiz sene hizmet etmiş Urfalı bir ağabeyimizin evine misafir olmayı düşünüyordum. Fakat sonra otele gittim. Namazımı kıldım. Fakat uyku tutmadı. Yatsı namazından sonra sabah ezanı okunurken koşa koşa camiye gittim. Cami yaklaşık yüz, yüz elli metre kadar uzaktaydı."
ÜSTADIN SELAMINI SİZLERE İLETİYORUM
"Namazı kıldıktan sonra hoca efendi yavaş yavaş bana doğru geldi. 'Sen kardeşim, hoş geldin. Üstadı ziyarete geldin,' dedi. 'Abi, sen benim Üstadı ziyarete geldiğimi nereden biliyorsun?' dedim.
'Kardeşim! Burası yedi-sekiz bin nüfuslu küçük bir yer. Buraya Üstadı ziyaret etmekten başka kim gelir? Başka kimse gelmez.' dedi
Beni aldı ve Üstadımızın bulunduğu yere götürdü. Sonra Ahmet Ağabey'in evini tarif ettiler. Ben zaten oraya gelmiştim. Saat sekize beş dakika vardı.
Ahmet Ağabey'in evine geldim. Ahmet Ağabey bana bir sandalye çıkardı. Bir araba geldi. Ben hemen gittim. İzin isteyerek Üstadımızın yanına yaklaştım. Elini öptüm. Elini öperken bana dua etmeye başladı. Gözlerimden yaşlar gelirken sırtımı da sıvazlıyordu. Dört-beş dakika kadar böyle dua etti.
Sonra: 'Evladım, sen nereden geldin?' dedi. 'Üstadım, ben Bursa'dan geldim,' dedim. 'Maşallah, barekallah,' dedi.
'Bursa öyle bir yer ki, Bursa'da nice evliyalar var. Osmanlı'nın da çok kıymet verdiği bir yer. Öyle kıymetli bir yer... Siz de öyle güzel bir yerde duruyorsunuz.' dedi.
Sonra: 'Bursaya gelmem nasip olmadı. Fakat sizler geldiniz. Sizler isterseniz benim selamlarımı, beni duyan, sözlerimi duyan bütün herkese söylersiniz.' Ben de bugün burada, Üstadımızın ağzından sizlere ulaşmış olan o selamı iletiyorum. Allah sizlerden razı olsun..."
***
PROGRAM HAKKINDA NE DEDİLER?
Program için Barla'ya gelenlere de mikrofon uzatarak düşüncelerini aldık. İşte onlardan bir kısmı:
- Şecaattin Erfidan: Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin Barla'ya gelişinin 100. yılı dolayısıyla tertip etmiş olduğumuz bu anma toplantısı çok güzel bir şekilde geçti. Türkiye'nin birçok yerinden kardeşler, arkadaşlar, hanımlar, beyler ve çocuklarla beraber bir nur bayramı hâline geldi. Huzurluyuz, mutluyuz. Gelenlerden Allah razı olsun.

- Sefa Sami / Denizli: Yemekten, musikiden, Kur'ân-ı Kerîm okunmasından, konuşmalardan çok memnun kaldım. Denizli'de derslere gidiyoruz, Risale-i Nur okuyoruz. Ben 10. sınıfta okuyorum.

- Enes Kurun / Ankara: Güzel bir programdı. Allah razı olsun. Bayağı istifade ettik. Belgesel olsun, konuşmacılar olsun, hepsi güzeldi. Allah razı olsun emeği geçenlerden.

ÇOK GÜZEL BİR ŞAHS-I MANEVİ OLUŞTU
- Hüseyin Yasul / Afyonkarahisar: Dört dörtlük derler ya, çok güzel hazırlamışlar. Allah razı olsun. İnşallah seneye yenisinde buluşmayı Cenab-ı Hak nasip etsin. Senelerdir görüşemediğimiz kişilerle görüştük, muhabbet tazeledik. Hakikaten burada çok güzel bir şahs-ı mânevî oluştu.

- Sadık Kıymık / Isparta: Üstadımızın Barla'ya gelişinin 100. yılı olarak hatırlanmış olması, insanları buluşturması, güzel hizmetlerde, güzel düşüncelerle bir araya gelmek... İyiydi, güzeldi.

- Ahmet Feyzi Karabacak / İstanbul: Program güzel oldu. Barla'da uzun yıllar sonra yapılması hem birleştirici oldu hem de uzun zamandır görüşmediğimiz ağabeylerle görüşme imkânımız oldu. Üstadımızın hayatı hep konuşuldu, hep anlatıldı. Ama Üstadımız 100. yılında Barla'dan bize neler söylüyor? Biraz da bunları düşünelim diye bu belgeseli hazırladık. Yıllar evvel ekilen tohumların şu an bereketini görüyoruz inşallah. Sinevizyonu hazırlarken de bu düşünceden hareket ettik.

- Ali Vapurlu / Ankara: Programımız çok güzel oldu. Cenab-ı Hak hayırlı, mübarek eylesin inşallah. Daha önce Isparta'da yapılan Mevlid programlarından daha farklı, daha ilgi çekici oldu. Bence bundan sonraki programların da bu şekilde devam etmesini ilgili, alâkalı arkadaşlara ve kardeşlere tavsiye ediyorum. Bu tür programlar esasında cemaatimizin kaynaşmasına, birliğine, beraberliğine, uhuvvetine, muhabbetine, tesanüdüne vesile oluyor. Bizleri bu Kur'ânî, imanî hizmetlerde, Nur hizmetlerinde son nefeslerimize kadar ihlas ve istikamet dairesinde istihdam etsin.

- Beytullah Kurt / İnegöl: Daha önceki mevlidlerden daha güzel bir manzarayla karşılaştık. Buradaki program epey doyurucu. Allah emeği geçenlerden, gelenlerden, sizden razı olsun.

İNŞAALLAH GELENEKSEL HALE GELİR
- Muhammet Sait Gümüştekin / İstanbul: Program çok güzel geçti. Bu, Üstad'ın gelişinin 100. yılı münasebetiyle yapılan ilk program. İnşallah bundan sonra da geleneksel hâle gelir. Hafızlığımı bitirdim. Şimdi üniversite sınavına hazırlanıyorum.

- Zafer Sazak / Ankara: Program çok güzel olmuş. İnşallah daha güzel programlara çekirdek olur. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Bu ilkti. Bundan sonra da herhalde her sene böyle bir program yapılır. Bu da Nur talebelerinin bayramı oluyor.

- Talha Aksu / İnegöl: Türkiye'nin her bir ilinden, farklı yerlerinden farklı insanlarla tanıştık. Güzel bir program oldu. Programların devamını inşallah Rabbim nasip eder.

YÜZ YIL ÖNCE BARLA'DA DİKİLEN ÇINAR KÖKLEŞTİ
- Abdil Yıldırım / Eskişehir: Bundan yüz yıl önce Barla'ya bir Nurlu insan gelmiş, orada ektiği Nur tohumları ile kararmış kalpleri Nurlandırmış, ümitsiz gönüllere ümit olmuştu. Eğirdir gölünün kenarında, dağlar arasında, kayıkla geçmekten başka ulaşım imkanı olmayan mahrumiyet mahalli olan Barla, yüz yıl sonra yüzbinlerce Nur gönüllüsü tarafından ziyaret edilen bir menzil haline gelmiş bulunuyor. Memleketin dört bir yanından, genci ve yaşlısıyla, kadın ve çocuğuyla, yüzlerce kilometre yoldan gelen binlerce insan, yüz yıl önce Barla'da dikilen çınarın kökleştiğini, artık hiçbir rüzgarın onu söküp atamayacağını göstermiştir.

- Şemsettin Çakır / Isparta: Böyle şerefli ve mümtaz bir toplantıya, bir ziyafete geldik. Bunu Üstad'ın bir daveti olarak kabul ediyorum. Dolayısıyla kendimizi Bediüzzaman'ın misafiri olarak görüyorum.
Barla demek Bediüzzaman demek. Isparta demek Bediüzzaman demek. İcabında Türkiye demek Bediüzzaman demek. Şunu bütün samimiyetimle ifade etmek isterim: Bediüzzaman'ın davasının muvaffak olacağına bütün samimiyetimle inanıyorum.

- Mahmut Avcı / Yalova: Aziz Üstadımızın İman ve Kur'an hizmetkarlığının yüz yıl öncesinden barla menziline gelmesiyle devam eden Nur hakikatlerinin serüveni ve hâlâ ilk başladığı gibi devam ettiğini hissettiğimiz ve de Barla sokak ve bağ ve bahçelerinde izlerinin kalıntılarını müşahede ettiğimiz o nuranî mekanları ziyaretimize Yalova'dan Tevfik Erbalta abimizle birlikte, geçmişte hizmet hatıralarımızın olduğu İzmit ve civarı mahallerindeki kıymetli Nur hâdimleriyle katılmak davetine Rabbimizin lütfunu en hissi duygularla hissederek şeref bulduk. Program icrasındaki dolu dolu hazırlanmış içeriklerle yüzüncü yıla yakışır bir yüz puanlık değerlendirmeyle karşılık buldu. Tüm Nur hizmetkarlarından Allah razı olsun.

Dilruba Musiki Grubu seslendirdikleri İlâhîlerle dinleyenlerin kulaklarını ve gönüllerini şenlendirdi.
- Mehmet Türeli / Sakarya: "Üstadım siz söylüyorsunuz biz yazıyoruz kim okuyacak" diyem talebesine "Keçeli zaman gelecek ki bütün dünya okuyacak." O gün bu gündür. Allah'a şükür Risale-i Nurlar bütün dünyaya yayılıyor kıyamete kadar da devam edecektir Allah'ın izniyle.
- Serpil Akkaya / Ankara: 100 yıl önce tek başına sürgün olarak geldiği ve Risaleleri telif etmeye başladığı Barla'ya şimdi binler on binler talebesi, seveni geliyor. Onu engellemek için her türlü eziyeti, kötülüğü yaptılar ama başaramadılar. O, Müslümanların imanlarının kurtulması için çalıştı, gayret etti ve Allah'ın yardımıyla başarılı oldu. Ben de burada olmaktan son derece memnun ve mutluyum. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

—SON—