"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Turistler için çok ilgi çekici

Nurenda Yaşar Coşkun
01 Eylül 2026, Salı 12:12
- Şafşavan şehri turistler için çok ilgi çekici. Şehrin merkezi Uta el-Hammam meydanı, burada 15. yy dan kalma büyük camii ve çok sayıda Fas kafeSi ve dükkan var.

- Fas genelinde ezan Türkiye’ye göre makamsız okunuyor. Araştırdığımda bunun mezhep farklılığından kaynaklandığını öğrendim.

GEZİ-2: DR. NURENDA COŞKUN

Birinci Bölüm: Mağrip'te batmayacak güneş

 

—Dünden devam—

Marakeş’in, Medine kısmı kadar, arka sokakları da veli ve mübarekler ile dolu. Bunlardan biri de Sidi Abbas, 12.yy’da yaşamış sufî bir alim, hayatını ilim öğrenmeye ve fakirlere yardım etmeye adamış. “Verenin malı eksilmez” anlayışını yaymasıyla meşhur olmuş bir Allah dostu. Turistlerin sefahatini taşımadığı ve bu sebeple temiz kalan bu türbeleri ziyaret etmek seyahati anlamlı kılıyor. Sidi Abbas türbesinde de oturup sesli zikiri dinledik ve kalbî bir sürûrdan sonra seyahate devam ettik.  

Marakeş’in en turistik noktalarından biri olan Jardin Majorelle ile Marakeş sayfasını kapattık. İnternetten buraya giriş için iki gün önce bilet alıp, aldığımız biletle de kuyrukta bekleyerek girdiğimiz bu bahçenin bana göre ne Marakeş’le ne de Fas’la bir alakası yok. Sömürü döneminde, yerleşimci Fransız bir ressamın Marakeş’in içinde kendine küçük bir botanik bahçesi yapması ve sonrasında 1980’lerde yine Fransız bir modacının burayı restore etmesiyle ziyaret edilen bir bahçe olmuş. İnsanların buraya bu kadar çok rağbet etmelerinin önemli bir sebebi de ikonik bir Majorelle fotoğrafına sahip olmak istemeleri. Bu yüzden özel kıyafetler giyip, süslenip geliyorlar ve bahçenin içine girdikleri andan itibaren fotoğraf çekimine başlıyorlar.  Bu sosyal medya turistliğinin sefahate kapı açması kaçınılmaz. “Paylaşmayacaksan niye geziyorsun ki?” akımı gereği çoğu insan bir mekânı yaşayıp hissetmek, o mekanla bir mana derinliği yakalamak yerine mekanı tüketmeyi tercih ediyor.  Biz de bu bahçedeki mahlukatın nefes alması ve yaratılış amaçlarını gerçekleştirmeleri adına bahçenin bir köşesinde Risale-i Nur eserlerinden iman dersi yaptık kendi kendimize. Çünkü o bahçe her ne kadar insanların günahlarıyla kirlenmiş olsa da masum ve vazifeli nebatat ve hayvanat, orada hala Cenab-ı Hakk’ın esmasını tanıtıyor, bildiriyor. Bize düşen de bu mektupları okumak oluyor. 

FES

Marakeş’ten sonraki durağımız Fes, burası Fas’ta beni en heyecanlandıran ve  Marakeş’e göre kesinlikle Fas’ı daha çok hissettiğim bir yer oldu. Fes el-Bali denilen şehrin en eski kısmı olan bu yerde, arabaların geçmesi imkansız olan ve  bazı noktalarında navigasyonun dahi çalışmadığı binlerce dar sokak mevcut. Bu sokaklar dükkan, cami ve medreselerle dolu. Bu dar sokaklarda yürümek çok keyifli.

Her yer bakır, deri, kilim dükkanlarıyla dolu. Fes, derileriyle ünlü, hatta medina(eski şehir) kısmında büyük bir tabakhane mevcut. Chouara Tabakhanesi’nde hâlâ geleneksel yöntemlerle deri işleniyor ve boyanıp şekillendiriliyor. Ayrıca çok keskin ve ağır bir kokusu var ve buraya girerken kokuyu hafifletmek için nane yaprakları veriliyor.

Fes’te dünyanın kesintisiz eğitim vermeye devam eden en eski öğrenim kurumlarından biri olan Karaviyyin Medresesi bulunmakta. Bu medrese 859’da bir camii olarak inşa edilmiş, zamanla bir medrese olarak da kullanılmış ve büyük bir ilim merkezine dönmüştür. Karaviyyin Medresesi, Karaviyyin Külliyesi’nin içinde yer alır. Bu külliyede cami, kütüphane, medrese, avlu, talebe ve müderris odaları, şadırvan bulunmaktadır.

İbni Haldun, Muhammed el İdrisî gibi isimler Karaviyyin Medresesi’nde tedris görmüşlerdir. Fes, alimler şehridir. Malikî fıkhının önemli merkezlerinden biridir. Batı İslâm dünyasının eğitim merkezlerini tanımak çok gurur verici.

Fes şehrindeki Bou İnaniyye Medresesi, 1350’de yapılmış ve içinde bir mühendislik harikası olan su saati bulunmakta. Özellikle namaz vakitleri, ders saatleri bu su saatiyle belirleniyormuş.  Su saatinin çalışma mekanizması ise henüz tam olarak anlaşılmış değil. 14. yy’da Meriniler döneminde böylesine karmaşık yapıda ve ses çıkararak zamanı bildiren bir saatin olması İslâm’ın tarihte ilim ve hikmet noktasında çağının çok ilerisinde olduğunun yine bir ispatı.

Şehrin ara sokaklarında, salyangoz satan seyyar satıcılar görüyoruz. “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” deyimi Fas için geçerli değil. Malikî mezhebine göre salyangoz yemek caiz ancak Hanefî’de helal değil. İnsanlar seyyar satıcılardan kilo ile salyangoz alıyorlar ve bol baharatlı çorbasını pişiriyorlar.

Fas’ın yemeklerinden bahsetmeden geçmek olmaz. Muhtemelen birçok yöresel yemeği vardır ama bizim çok sık yediğimiz tajin ve kuskus oldu. Tajin, et ve sebzeyle hazırlanan bir yemek. Keçi, dana, kuzu ve tavuk etiyle de hazırlanabiliyor. İçine zeytin, kayısı, kuru erik, badem konulabiliyor. Kimyon, zerdeçal, safran gibi baharatlar de kullanılabiliyor. Ayrıca toprak bir kapta pişiriliyor, hatta bu kabın ismine de tajin deniliyor.

Kuskus ise irmikten yapılan çok küçük tanecikli bir yiyecek. Buharda pişiriliyor, havuç kabak gibi sebzelerle hazırlanıyor ve üzerine etli ve sebzeli bir sos dökülüyor. Ayrıca bol sebzeli ve etli, taze kişniş ve zencefil zerdeçal gibi baharatlar içeren Harira çorbaları var. Türklerin damak lezzetinden farklı ancak bir kültürü oranın yeme içme zevkinden bağımsız tanımak eksik oluyor. Bu yüzden damak tadı uymasa da o ülkenin yemeklerini, sokak lezzetlerini, tatlılarını tatmak, tanımak adına çok önemli. Bir ülkeyi ne kadar çok duyu ile hissedersek o kadar kalıcı olacağını düşünüyorum.

Yine yediğimiz bir diğer farklı tat Pastilla, bu da çoğunlukla tavuk eti, badem ve tarçın içerikli tatlı, tuzlu özel bir çörek.

Ayrıca kahvaltıları hamur işi ve tatlı ağırlıklı, Baghrir denilen bir krep, Harcha denilen irmikli bir ekmek ve Msemen denilen Türkiye’deki katmeri andıran bir hamur işi hemen hemen her kahvaltıda geliyor. Tabi ki ülke dünyanın en büyük zeytin üreticilerinden biri olduğundan kahvaltıda mutlaka zeytin ve zeytin yağı oluyor. Zeytin yağı çok aromatik ve hafif, kahvaltıya kesinlikle çok yakışıyor. Ayrıca çay deyince ülkenin tamamında tek bir çay geliyor akla o da nane çayı. Sadece kahvaltıda değil günün her vakti demleniyor ve yukarıdan aşağı mesafeyi uzatıp özellikle köpürterek bardaklara konuluyor. Önce yeşil çay demleniyor sonra  taze nane ve şeker ekleniyor. Nane çayı tıpkı Türkiye’deki gibi her yerde ikram ediliyor.  Ekmek ve tatlı ağırlıklı bir beslenme biçimi kilo sebebi ve ülkenin kilo sebepli sağlık sorunları fazla.

RABAT

Rabat, Fas’ın başkenti ve ülkenin en düzenli şehri. Şehre girdiğiniz anda sanki Fas’ta değil de Avrupa’nın bir şehrinde geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Hatta şehir dokusu bakımından nasıl bu kadar farklı olabilir diye şaşırmıştım Rabat’ta. Oldukça yeşil ve bakımlı bir şehir. İdarî başkent olduğu için, kralın sarayı, bakanlıklar, elçilikler burada. Ayrıca Fransız himayesi döneminde modern şehir gibi düzenlendiği için burası Marakeş ve Fes şehirlerinden farklı.

Fas’ın 2030’da dünya kupasına ev sahipliği yapacak ülkelerden biri olması da ülkenin başkentine yatırımı artırmış. Bu sebeple Rabat diğer şehirlere göre çok daha gelişmiş ve düzenli bir şehir. 

Fas’ta, krallık ile hükümet farklı. Kral, Avrupa’daki sembolik krallar gibi değil, yetkileri daha geniş. Ülkenin şimdiki kralı VI. Muhammed,1666’dan beri süregelen Alevî Hanedanı’na mensup. Fas bu tarihten beri aynı hanedan tarafından yönetiliyor. Alevî Hanedanı, Hz. Hasan’ın soyundan, dolayısıyla şerifler. Hatta ülkede Hasan ismi çok yaygın.  

Rabat’ta, Fas’ın 1956’da bağımsızlığını kazanmasında rol oynayan kralları Muhammed V ve oğlu Hassan II’nin kabirleri var.

Kasbah des Oudyas, Rabat’ın en tarihî yeri.12. yy. da yapılmış olup, Atlas okyanusu kenarında bulunuyor. İlk olarak askerî amaçla kurulmuş, ancak zamanla sivil halkın da yaşadığı tarihî bir mahalleye dönüşmüştür. Kaleden çok güzel bir okyanus manzarası izlenebiliyor. Kalenin iç kısmında Endülüs bahçeleri, cami ve çarşılar bulunmakta.

Fas’ta günlük konuşulan dil Darice denilen bir Arapça lehçesi. Okullarda özellikle beşeri ve sosyal dersler  Fasih Arapça, matematik ve fen bilimleri ise Fransızca görülüyor. Dolayısıyla Fas’ta bir genç üç dil biliyor. Tarihte bir dönem, Arapça deyince ilim ve hikmet akla geliyordu fakat günümüzde Avrupa dilleri  insanların zihninde bilim, fen ve medeniyet çağrışımı yapıyor. Akademik dünya İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca kısaca Avrupa dillerinin inhisarı altında ne yazık ki.

ŞAFŞAVAN

Fes ve Marakeş kadar eski olmayan bu şehir Portekiz saldırılarına karşı kurulmuş 550 yıllık bir geçmişi var. Endülüs’ten gelen Müslüman ve Yahudiler buraya yerleşmiş. Şehre daha girmeden dahi uzaktan masmavi bir görüntü göze çarpıyor. Tüm evler maviye boyanmış. Maviye boyama sonradan turistik bir amaçla yapılsa da daha evvelde Yahudilerin bir geleneği. Yahudiler için mavi ilâhî bir mana taşıyor. Hatta İsrail bayrağının mavi olması da bu yüzden.

Şehir turistler için çok ilgi çekici. Şehrin merkezi Uta el-Hammam meydanı, burada 15. yy dan kalma büyük camii ve çok sayıda Fas kafesi ve dükkanı var. Cami demişken tüm Fas genelinde okunan ezan Türkiye’ye göre makamsız okunuyor. Daha sonra araştırdığımda  bu mezhep farklılığından kaynaklanıyormuş. Malikî mezhebinde  ezan üslubu açık, anlaşılır ve kısa olması gerekiyormuş. Türkiye de ise Osmanlı musikisi ezana da yansıyor ve beş vakit farklı makamlarda okunuyor. Yine abdest alırken şadırvanlarda musluk olmaması ve oradaki durgun sudan abdest alınması da dikkatimi çekmişti. Hatta musluk olan yerlerde dahi bir kovaya ya da maşrapaya su doldurup oradan abdest alınıyor. Bu bir alışkanlık haline gelmiş.

Şafşavan’ın doğusunda büyükçe bir tepenin üzerinde İspanyol Camii’ si var. Bu camiyi 1920’de Fas’ın kuzeyi İspanyol himayesi altındayken İspanyollar tarafından bölgede görevli askerler ve halk için yaptırılmış. Şu anda hâlâ ibadet ediliyor.

Fas’ın kuzeyinde İspanyol etkisi çok belirgin, hatta kuzeydeki şehirlerde İspanyolca bilen de çok fazla. Bunun sebebi hem Endülüs devleti yıkılınca oradaki Müslüman ve Yahudilerin Fas’a göç etmesi hem de Fas’ın 1912-1956 yılları arasında İspanyol himayesinde kalması. Aynı tarihte Rabat, Kazablanka, Marakeş gibi şehirler Fransız himayesindeyken; Tetuan, Şafşavan, Tanca (Tangier) gibi şehirler İspanyol himayesindeydi. Normalde bu tablo çok ümitsiz dururken Risale-i Nur bakışı imdada yetişiyor ve bu ülkeleri bir talimde görmeye başlıyorum. İslâm toprakları içerisinde batının vahşi yüzünü en çok hissedenler bu topraklar. Ancak fakirlik ve cehalet onların bu hissiyatını bir atılıma çevirmeye engel oluyor. Bu yüzden güçlü bir duruş görmeye, zengin, izzetli, kültürlü Müslümanlara çok ihtiyaç var. Tıpkı Efendimiz’ e (asm) el kaldıran Ebu Cehil’in karşısına dikilen Hz. Hamza (ra) gibi, Müslümanları su için Medine’de Yahudiye muhtaç etmeyen Hz. Osman (ra) gibi...

Fas demişken Cebelitarık’tan bahsetmemek olmaz. Yolculuğumuzun son durağı Tanca. Burası  hem Akdeniz’e hem Atlas’a bakıp maviliğine doyamadığımız bir yer. Tanca’dan İspanyol kıyılarını seyredip içimizden bir “ah Endülüs” çekiyoruz. Cebelitarık’ın Fas tarafında kalan Ceuta denilen kısım İspanyollara ait, Cebelitarık’ın İspanya tarafında ise Gibraltar denilen yer ise İngiltere’nin. Yani stratejik açıdan çok önemli olan bu boğazın kontrolünü de maalesef batılılar Faslılara bırakmamış.

Fas kesinlikle her Müslüman’ın, okuması, gezmesi yahut izlemesi gereken bir medrese. İslâm topraklarının her bir karışını tüm Müslümanların bilmesi ve tanıması gerektiğini düşünüyorum. Bu bizi fikren ve hayalen de olsa birbirimizden ayrılmaz kılıyor. Dil birliğimiz kopmuş olsa dahi bizi birbirimize bağlayan medreseler, camiler, ezanlar ve âleme İslâm’ı neşretmek için yayılmış Sahabe ve evliyalar... İşte bunlar sınırları ve toprakları aşkın bir himayeye sahip. Bunun farkında olup kardeşliği bu değerlere bina etmek lazım.

—SON—

Okunma Sayısı: 191
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı