"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhika okumaları... Lâhikalarda “uhuvvet” ve “yetmiş nevi düşman” -7

Ali Demir
05 Eylül 2026, Cumartesi
İnsan hata yapabilen bir mahluktur. Bir Müslüman kardeşimizin bir kusurunu gördüğümüzde ona öfkelenmek yerine şefkatle yaklaşmalıyız.

Eğer ona kızar ve dışlarsak, onu daha büyük hatalara itmiş oluruz. Hakikî kardeşlik, onun hatasını düzeltmesi için ona dua etmek ve nazikçe uyarmaktır. Bediüzzaman Müslümanların fabrikadaki çarklar gibi olmasını ister. Çarklar birbirine ters döner ama hepsi aynı fabrikaya hizmet eder ve ortaya güzel bir ürün çıkarır. Müslümanların fikirleri tamamen aynı olmak zorunda değildir. Farklı düşünebilirler ama amaçları ve kalpleri her zaman bir olmalıdır.

Yirmi İkinci Mektupta sonuna derç edilen ve kardeşliği boğan en büyük tehlikelerden biri olan “gıybet” konusu da dikkat çeken bir husustur. Gıybet müslümanların aleyhinde ittifak etmiş yetmiş nevi düşmanın içimizdeki en önemli öncü kuvvetlerinden birisi olsa gerektir. Çünkü gıybet; içten çürütür. Dışarıdaki 70 çeşit düşman Müslümanlara dışarıdan saldırırken, gıybet Müslümanları içeriden birbirine düşürür. Kaleyi içten yıkar. Kıskançlıktan beslenen gıybet, genellikle kıskançlık ve inatçılık yüzünden yapılır. İnsan kendinde olmayan güzel şeyleri başkasında görünce onun arkasından konuşmaya başlar. Adalet-i mahza hakikatine de ters olan gıybet, bir insanın sadece kötü bir huyunu konuşup iyi yönlerini gizlemekle büyük bir haksızlığa sebep olur.

Dolayısıyla siyasî gıybet diye tarif edebileceğimiz, Müslüman ülkeler, İslam beldeleri, Müslüman toplumlar hakkında yapılan siyasî gıybetler de Müslümanlar arasında husumete sebep olur. Âlem-i İslâmı içeriden çürüten en çirkin günahtır. Bediüzzaman, gıybet yapmayı Kur’ân ayetinin manasına muvafık, “Kendi öz din kardeşinin ölü etini çiğ çiğ yemek” kadar iğrenç ve vahşî bir durum olarak tarif eder.

İç ve dış tehditler olarak tarif edilebilecek 70 nevi düşman, Müslümanların karşısındaki başta imansızlık cereyanları ile ifsad komiteleri, tarihten gelen İslâm düşmanları, şeytan, nefis, müslümanların içine düştükleri ümitsizlik hastalığı, gıybet gibi çeşitli büyük düşmanlar vardır. Dışarıda bu kadar çok düşman varken, Müslümanların içeride birbirleriyle kavga etmeleri evi savunmasız bırakmaktır.

Son söz Yirmi İkinci Mektup Uhuvvet Risalesinden:

“... belki yetmiş nevi düşmanlar var. Bütün bunlara karşı kuvvetli silâhın ve siperin ve kal’an, uhuvvet-i İslâmiyedir. Bu kal’a-i İslâmiyeyi küçük adavetlerle ve bahanelerle sarsmak, ne kadar hilâf-ı vicdan ve ne kadar hilâf-ı maslahat-ı İslâmiye olduğunu bil, ayıl.”

Okunma Sayısı: 2775
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep Ayer

    5.09.2026 11:33:15

    Bin maşallah

  • Abdullah

    5.09.2026 09:00:43

    Üstad'ımız, bir asır evvel üç.büyük düş mandan bahsediyor.Bunlardan bir ihti laf düşmanıdır.Bir asırdan beri bu gad dar düşman yakamızı bırakmıyor.Bu düşmanın tuzağına düşüyoruz.İç ihtlaf lar cemaatların manevi enerjilerini tüke tiyor.Dehşet zaman kaybettiriyor.Cema atların büyük manevi hamleler yapması na mani oluyor.Manevi inkişafları boğu yor.İşin en acaip,en garaip,en düşündü rücü,en vicdanları kanatıcı tarafı,bu fev kâlade zararlı düşmanı etkisiz hale getirmek,zararlı faaliyetlerine son vermek için, bir fikir bir düşünce,bir faaliyet,bir gayreti cemaatlar arasında göremiyoruz.Neden bu konuda bir çalışma yok.Neden bu ihtilaf düşmanını def etmek için harekete geçilmiyor? Aradan bir asırdan fazla zaman geçmiş,hâlâ derin uyku hali devam ediyor. İhtilafı kaldırmak,ittifakı sağlamak için haşir sabahahını mi bekliyoruz!!!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı