"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâinatta tesadüfe yer yok

Durmuş Ali İnci
27 Ağustos 2021, Cuma
Takvimler 1993 güzünü gösterirken Manisa’mızda Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültemizi kurmaya çalışıyorduk.

Hani derler ya “Cami ne kadar büyük olursa olsun, imam bildiğini okurmuş.” Biz de mezun olduğumuz üniversite olan Erzurum Üniversitesi’nin tıp mezunu akademisyen arkadaşlarımızdan yardım istedik. Onların yardımıyla hızla Tıp Fakültemizin kuruluşunu tamamlamaya çalışıyorduk. O günlerde yeni hemşire olan Yılmaz kasabamızdan Dolmuşcu Mehmet Abi’nin kızı, Kezban’ı (Acar) hastanemizde çalıştırmayı çok istemiştim. Ancak nasib olmadı İstanbul’da bir tanıdığım doktor arkadaşım vasıtasıyla bir işe yerleştirmiştik.

Daha önce Çanakkale’de bir ara müdür olarak çalıştığım Kız Yetiştirme Yurdu’ndan öğrencim Ayşe de (Tanrıkulu) İstanbul’da bir hastanede hemşire olarak çalışmaktaydı. Ayşe’nin bir de İstanbul’da hastanede çalışan ağabeyi Kenan (Tanrıkulu) vardı. Bir iki yıl sonrasıydı, telefonum çalmıştı. Arayan ağabey Kenan’dı. Telefonda ürkek ve titrek bir sesle konuşuyordu.

- Hocam! Ben İstanbul’dan Kenan Tanrıkulu, Ayşe’nin Abisi.

Kısa süren bir hoş beşten sonra, Ayşe ile ilgili beni çok mutlu eden kapanıp tesettüre girdiğini, dininin icaplarını tam olarak yerine getirdiğini, kendisinin de onun vasıtası ile Nurlar’ı tanıdığını söyleyivermişti. Bir yıl görev yaptığım Çanakkale Kız Yetiştirme Yurdu Müdürü olarak çok sıkıntılar yaşamıştım. Bu güzel haberleri duyunca geçmişteki acıları unutuvermiştim. Sanki dünyalar benim olmuştu. 

Mazinin acılarının tatlı bir sevince dönüştüğü bu sohbetimizin sonunda beni çok şaşırtan sözler de kulağımda hâlâ çınlıyor. Kenan ağlamaklı, yalvarırcasına yardım dileyen titrek sesiyle konuşmaya devam ediyordu: Hocam! Biz üç kardeşiz, sizden başka kimsemiz yok. Ayşe’nin de selâmı var. Bir konuda sizden yardım istiyorum. Bize bir babalık daha yaparsınız inşaallah.

 -  Elbette, canlarım benim. Sizlerin benim yanımda kendi çocuklarımdan bir farkınız yok.

- Artık yaşımız kemale erdi. Hiç olmazsa ağabey olarak ben evlenirsem hepimizin bir yuvası, bayramda, seyranda gideceği bir yeri olur diye düşündüm. Ben burada bir hemşire ile tanıştım. Evlenmeye karar verdik. Şu ilginçliğe bakar mısınız? Anlaştığım hemşire sizin hemşehrimiz oluyor, yani Salihli’den.

  15 milyon nüfus içinde çok az tanıdığım bulunan İstanbul’da bir hemşire ile evlenmek için tanışmış, o da benim hemşehrim çıkmıştı. Kenan’la muhabbetimiz devam ediyordu. Telefonda yorgunluğu ve çekingenliği sesinden hissediliyordu. Yavaş ve titrek sesiyle konuşmaya devam ediyordu.

- Hocam! Ben ne yapmam gerektiğini sordum. Annen, baban kısacası ailen gelip beni ailemden isteyecek. Yani halk tabiriyle dünürçülüğe geleceksiniz dedi. O anda yüreğim eridi. Hocam bizim kimsemiz yok ki kim dünürcü olacaktı? Aklımıza gelen ilk ve tek kişi sizsiniz. Ne olur bana yardımcı olur musunuz?

Bu yakarışa yürek mi dayanırdı. İçim bir anda cııızzz etti. Üç kızımı birden düşündüm. Sanki bu yalvarış onlardan birinden geliyor gibiydi. Tatlı yumuşak bir seslenişle cevap vermiştim.

- Elbette evlât! ‘Müdür Baba’ burada da yanınızda olacak. Oğlan babası olarak gelin kızımı isteyeceğim, düğününüzü de ben organize edeceğim. Gelin arabası da hazır süslenmiş benim arabam olacaktır. 

  - Hocam! Allah razı olsun. Seni her zaman bir baba gibi göreceğiz.

Sevinçten ağlıyordu. Bana da bir gariplik çökmüş hıçkırıklarımı tutamamıştım.

- Evet Evlât! Kimdir bu hemşehrim gelinim?

- Hocam nereden bileceksiniz 15 milyonun içinden birbirimizi bulduk. Adını deyivereyim Kezban!

- Kezban mı? Sakın soyadı Acar olmasın? Yoksa Yılmaz Kasabamızdan Dolmuşcu Mehmet Abi’nin kızı mı?

 - Hocam, ancak bu kadar raslantı olabilir. 15 milyon içinden bulduğum kız sizin tanıdığınız Kezban!

Sonra her şeyi konuşup anlaşmıştık. Ya Rabbi Kenan’ın tesadüf dediği olaya bakar mısın. Çok sevip istediğim halde üniversitemiz hastanesine alamadığım hemşire kızımız 15 milyonluk İstanbul’da önceden tanıdığım Kenan’la tanışmıştı. 

  Demek kader-i İlâhide birbirleri ile evlenmeleri mukadder olan bu iki genç İstanbul’da tanışacaklardı. Kaderin hükmü bu idi. Kader kanununun hükmü kaza olmuştu. İki genç evlenip mutlu olmuşlardı.

 Demek kâinatta tesadüfe yer yoktu. 

Her şey bir tevafuktu.

Okunma Sayısı: 939
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halil İbrahim Karahan

    27.8.2021 01:44:32

    Allah hayırlı uğurlu etsin

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı