"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adliyede bir mescid açılış hikâyesi (2011)

Erol Sarı
12 Nisan 2026, Pazar
Söz uçar, yazı kalır düşüncesiyle kaleme almayı arzu ettiğim yaşanmış bir mescid açılış hikayesi.

Resmî kurumlarda mescit meselesi uzun yıllar hep ihmal edilen bir konu oldu. Çoğu yerde ibadet için ayrılan mekânlar, hastanelerde ya morgun yanı, ya bir koridor köşesi, ya da kullanılmayan izbe odalar olarak belirlendi. Oysa ibadet edilen yer, insanın Rabbine yöneldiği en kıymetli mekândır ve buna uygun bir nezaket ve saygınlık ister. 

Bu konuda yıllar önce yaşadığım bir hatıra, meselenin aslında küçük bir gayretle nasıl güzel neticeler verebileceğini gösteriyor. 

Sene 2011… Yeni yapılan Adliye Sarayı’nın inşaatı tamamlanmak üzereydi. Bir gün ayaküstü karşılaştığım Başsavcımıza, ihtiyaca binaen “Bu kadar güzel bir adliyeye güzel bir mescid de yakışır” demiştim. Kendisi o anda “Düşünüyoruz.” diyerek ayrılmıştı. 

Adliyenin resmî açılış töreni sırasında arkadaşlarla otururken bir mescid talebi için dilekçe verilmesi konuşuldu. Ben ise Başsavcıya tekrar hatırlatmanın daha doğru olacağını düşündüm. Önce bunu dile getirelim, sonra dilekçe hususunu değerlendiririz dedim. Başsavcımızın korumasına, durumu iletmesini istedim. Kısa bir süre sonra başsavcının beni  çağırttığını öğrendim. 

Yanına gittiğimde birkaç kişiyle birlikte adliye binasında mescid için uygun bir yer arandığını gördüm. Beni de arayışa dahil etti. 

Kat kat dolaştık. Zemin kat, birinci kat, ikinci kat… Uygun bir yer bulunamıyordu. Asansördeyken kendisine şunu ifade ettim: 

“Resmî kurumlarda mescidler çoğu zaman izbe yerlere konuluyor. Bu durum çoktandır içimde bir ukde olarak bulunur. Oysa ibadet edilen yerin nezih olması gerekir. Eğer burada güzel bir mescid açılmasına vesile olursanız, bu gerçekten kıymetli bir hizmet olur.” Mescidin güzel bir yerde tespit edilmesi halinde; Bediüzzaman'ın Adnan Menderes için ezanı Türkçe'den Arapça'ya çevirdiği için “İslâm kahramanı” dediğini, siz de eğer güzel bir mescid açılışına vesile olursanız belki, bu ünvanına bir cihette layık olabileceklerini ifade ettim 

Arayışımız dördüncü kata kadar sürdü. Nihayet kıbleye bakan, geniş ve ferah bir oda bulduk. Başsavcı odanın oldukça büyük olduğunu söyleyince, “Burada nice insanlar ibadet edecek. Hatta bir bölümünü hanımlar için ayırabiliriz” diye ifade ettim. 

O oda mescit olarak tahsis edildi. 

Aradan yıllar geçti. Bir zamanlar “fazla geniş” denilen o yer zamanla erkeklere yetmez hâle geldi. Hanımlar için ayrıca bir oda ayrıldı. Cuma günleri ise salonlara kadar hasırlar serilerek cemaatle namaz kılınan bir mekân hâline geldi. 

 Bu tablo, küçük bir hatırlatmanın ve iyi niyetli bir idarî iradenin nasıl güzel neticeler doğurabileceğini gösteriyor. 

İbadet, insanın en tabiî hakkıdır. Bu hakkın kullanıldığı mekânların da saygın ve nezih olması gerekir. 

Bugün resmî kurumlarda mescidlerin varlığı artık daha tabiî karşılanıyorsa, bunda geçmişte atılan bunun gibi küçük adımların da payı vardır. 

Bu vesileyle, böyle bir hayra vesile olmayı nasip eden Rabbimize hamd ederiz. 

Okunma Sayısı: 158
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı