"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu zamlarla tarım ölmez mi?

Faruk ÇAKIR
02 Aralık 2021, Perşembe
Bir mal ve hizmetlere enflasyon nispeti geride bırakacak ölçüde zam yapılması haklı olarak vatandaşın tepkisini çekiyor. Zaten zam yapanlar da bu durumdan memnun değil, ama ‘Ayakta kalmak için buna mecburuz’ diyorlar.

Büyük şehirlerin ve tabiî ki siyasetin ve idarecilerin gündeminde olmasa da ‘gübre’ fiyatlarına yapılan zammın miktarı akılları durduracak nispette. Birisi sokakta anket yapmış olsa ve “Sizce tarımda kullanılan gübrelere yüzde kaç zam yapılmıştır?” diye sorsa, muhtemelen hal ve gidişe bakarak “Yüzde yüz, ya da en fazla yüzde yüz elli” diye cevap veririz. Böyle bile olsa, yani üretimde kullanılan gübre fiyatlarına yüzde 100 zam yapılmış olsa bu büyük bir haksızlık ve çiftçiye, tarıma öldürücü tokat olmaz mıydı?

Gübre fiyatlarıyla ilgili haberdeki bilgi şöyle: “2020 yılının hasat sezonundan bugüne kadar geçen 16 aylık sürede gübreye 37 kez zam yapıldı. Üstelik son zam, tam da çiftçilerin ekim yaptığı dönemde geldi. Yeni zamlarla birlikte, taban gübresi denilen ve ekim sırasında kullanılan Dap gübrenin ton fiyatı 16 ayda iki bin 200 liradan 11 bin liraya yükseldi. Bahar aylarında kullanılan üre gübrenin ton fiyatı 16 ayda bin 800 liradan 13 bin liraya, yine baharda kullanılan can gübrenin fiyatı ise bin liradan 8 bin liraya yükseldi.” (dw.com/tr, 28 Aralık 2021)

Gübreye ortalama her 2 ayda bir zam gelmesi ve toplam zam nispetinin 16 ayda yüzde 400’leri geride bırakması ne ile ve nasıl izah edilebilir? Elbette tarımda sadece gübre değil, başka maliyet unsurları da var, ama bir çeşitte, bir kalemde bu nispette bir zammı akıl ve havsala alabilir mi? Ve bu meselenin değil yeterince, neredeyse hiç gündeme gelmemesini akıl alır mı? Nasıl bir piyasa ki, meselâ enflasyon yüzde 50 kabul edilse, döviz fiyatlarının da yüzde 100 arttığı hesaba katılsa nasıl oluyor da gübreye bu nispetlerin çok üstünde bir zam geliyor? Türkiye’yi idare edenler başka konularda ‘tedbir’ alırken ya da alma vaadi ederken bu husus niçin unutuluyor?

Elbette bazı siyasetçiler konuyu gündeme taşıyor, ama olması gereken bu mudur? İki çiftçi temsilcisi alınsa ve durum Türkiye’nin ve kamuoyunun anlayacağı şekilde anlatılsa bu gidişe dur diyen çıkmaz mı? Bu tablo ile mi üretim artacak ve gıda ürünlerinin ithalatı sona erecek? 

Kusura bakmayın, ama bu yanlış tablo devam ettiği müddetçe ne Türkiye ‘kendine yeten gıda’yı üretebilir ne de çiftçi rahat yüzü görür. Pek çok konuda ‘yerli’ reklâmları yapanlar gübredeki hal ve gidişi görmüyor mu? Bu nispette bir zamma sessiz kalmak, çiftçinin belini kırmak anlamına gelmez mi?

Tarım uzmanları bu sebeplerle önümüzdeki yıl buğday rekoltesinin düşeceğine dikkat çekip ekmek fiyatlarının daha da artacağını hatırlatıyor. Eğer yarını beklemeden bugün bir şey yapılacaksa yapılsın. Yoksa Allah muhafaza, tarımda iyice gerilere düşeriz...

Okunma Sayısı: 979
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı