"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Depreme hazırlıksız yakalanmak

Faruk ÇAKIR
26 Ocak 2020, Pazar 01:00
Cuma gününün akşamı (24 Ocak 2020) Türkiye deprem gerçeğiyle bir defa daha yüzleşti.

Merkezi, Elazığ’ın Sivrice ilçesi olarak açıklanan 6.8 büyüklüğündeki deprem Malatya, Diyarbakır, Tunceli, Mardin, Bingöl, Bitlis, Suriye ve Irak’tan da hissedilmiş. Bu depremden sadece 13 dakika sonra 5.4, saat 21.17’de ise 5.1 büyüklüğünde artçı sarsıntılar kaydedilmiş.

Deprem sonrasında yapılan ilk açıklamalara göre 22 kişi vefat etti ve 1000’den fazla kişi de yaralı. Vefat edenlere Allah’dan rahmet dilerken yaralananlara da acil şifalar diliyoruz.

İki gün önce çok farklı konuları tartışan Türkiye’de gündem bir anda depreme döndü. Böyle olması da tabiîdir. Bir farkla ki, şimdiye kadar İstanbul ve civarında bir deprem bekleniyor ve yorumlar bu çerçevede yapılıyordu. Depremin Elazığ’da meydana gelmesi, bu meselenin sadece büyük şehirlerin değil bir bütün olarak Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri olduğunu ortaya koydu.

Deprem ve benzeri felâketlerin meydana gelmesi elbette önceden tahmin edilemez. Fakat buna karşı gerekli tedbirlerin alınması mümkündür. Türkiye’de yapılan yanlış tam da burada başlıyor: Çok konuşuyoruz, ama yaklaşmakta olan deprem ve benzeri afetlere karşı tedbir almıyoruz. Bu da yetmiyor, ‘tedbir almış gibi’ davranıyoruz.

Depreme karşı tedbir almak bir günün işi değil. İnsanların bu hususta eğitilmesi icap eder. Kolay değil, ama yapacak başka bir şey de yok. Madem ülkemiz deprem kuşağında, o halde mümkün olan tedbirleri almamız şart. 

Peki biz ülke olarak neleri tartışıyoruz? Ehil olanların bu husustaki ikazlarını, uyarılarını, tavsiyelerini dikkate alan bir yetkili var mı? Oysa depremi, öncesinde ve sonrasında yapılacak olanları yeniden keşfedecek değiliz. Depremle iç içe yaşayan ülkeler ne yapıyorsa, ne gibi tedbirler alıyorsa Türkiye de aynısını yapmalı. Japonya ya da başka bir ülkede meydana gelen depremler çok daha az ölümle sonuçlanıyorsa benzer çalışmayı biz niçin yapmayalım?

Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür (@nacigorur) şöyle yazmış: “Arkadaşlar, Elazığlı olmam nedeniyle, Elazığ’da bir zamanlar Elazığ’ın depremselliği ile ilgili konferanslar verdim, uyarılar yaptım, Elazığ ve köylerini depreme hazırlayın dedim. Bu konuda kitaplar basıldı. Ama maalesef pek bir şey yapılmadı. Tıpkı İstanbul’da olduğu gibi. (...) TÜBİTAK, DPT gibi bir çok yere başvurduk reddedildi. Halbuki her fay kuşağında depremin er geç geleceği biliniyor. Neden daha ortada deprem yokken oralar ele alınmıyor? Bileniniz var mı? (...) Deprem hattı üzerindeki kırsal yerleşim alanları yapı stoku bakımından deprem güvenli değildir. Bu bakımdan yapısal hasar fazla olabilir. İnşallah can kaybı fazla olmaz.”

1999’da meydana gelen “Marmara Depremi” sonrasında İstanbul ve çevresinde gerekli tedbirler alınmadığı gibi Anadolu’da da tedbirlerin alınmadığı ortaya çıkmış oldu. Peki, bundan sonra gerekli tedbirlerin alınacağı kanaati ve umudu var mı? Keşke olsa...

Bu mesele için “Deprem Bakanlığı” kurulsa yeridir. Daha az can kaybı olması için Türkiye’deki bütün  yapıların elden geçmesinde fayda var. Belli bir plan dahilinde daha sağlam binalar yapar ve bu çalışmaları eğitimle de desteklersek ancak tedbir almış oluruz.

Depremden önce tedbir almamış olmaktan korkalım...

Okunma Sayısı: 1439
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı