"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk, kanun, yargı

Faruk ÇAKIR
20 Ekim 2019, Pazar
Yıllar geçse de Türkiye’nin dertlerinin sona ermediği, geçmişteki sıkıntıların yeni isimlerle ve yeni hadiselerle tekrarlandığına şahit olunuyor.

Anayasa Mahkemesi eski raportörlerinden hukukçu, Doç. Dr. Emir Kaya ile 2016’nın sonunda yapılan bir ‘hukuk sohbeti’ hukuk ve adalet sahasındaki dertlerin devam ettiğine bir delil olabilir. Hukukçu Kaya, zihniyetin değişmediğine dikkat çekerken şöyle demiş: “Ben Türkiye’nin hem yerlisi hem yabancısıyım. Yetişme dönemim yurtdışında olduğu için Türkçe’yi çok iyi bilen bir yabancı gibiyim. Geldikten sonra da Millî Eğitim’de çalıştım, askerliğimi yaptım, Anayasa Mahkemesi’nde raportörlük yaptım ve bunların tamamında çok çarpıcı tecrübeler yaşadım. Aslında ortam ne olursa olsun bunların alt tarafında bir desen olduğunu gördüm. Bu desen de hukuk zihniyetinden çıkıyor. Sadece görüntüler değişiyor, sorunların altındaki zihniyet tabakasıyla ilgilenmem gerektiğini fark ettim. Hukuk zihniyeti Türkiye’de hukuk olgularının altındaki düşünce tabakasını ifade ediyor.” (Konuşan: Gonca Şenay, aljazeera.com.tr, 15 Kasın 2016)

Türkiye’de hukuk zihniyetini “herkesin tırtıkladığı bir pasta”ya benzeten Doç. Dr. Kaya, “(Hukuk) Bize yol gösteren bir fener değil. Bir fener değil de pasta olduğu için de insanlar hırslanarak bundan faydalanmaya çalışıyor. Hepimizin tükettiği bir meta, hepimizin harcadığı bir para” şeklinde değerlendirme yapmış.

“Peki yazılı kurallar var, onlar nasıl bu şekilde esnetilebiliyor?” sorusunun cevabı şöyle: “Aslında ben bunun geçmişini 200 yıl gerisine götürüyorum. Osmanlı’nın hukuk sistemi çözülmeye başladıktan sonra hukuk hep araçsallaştırılmış bir şey. Osmanlı’da devlet bunu modernizasyonun veya dini korumanın bir aracı olarak kullanıyor. Çünkü Osmanlı’nın bir güvenlik sorunu var. Güvenlik sorunu içindeki insanlar buna yönelirler. Devlet de olsa yönelir. Cumhuriyet ile birlikte bu zirveye ulaşıyor, hukuk tamamen çağdaşlaşma ve modernleşmenin bir aracı haline getiriliyor. Modernleşme misyonu ayrı bir şey, ama hukukun bunun aracı haline getirilmesi çok sakıncalı bir şey.”

“Hem yazılı olan kanunlarda hem de uygulamada mı bir sorun var?”ın cevabı da şöyle olmuş: “Hepsi bir arada. Yazılı kanunlar da bir şeyin aracı olarak kullanılıyor. Çünkü bu zihniyet batakığında ciddî bir ufuk daralması içinde olduğumuz için insanların kaygıları da çok dar. Çok reaksiyonel, yüzeysel tepkilerle kanun yapıldığı için aslında onlar da bir şeylerin aracı. Meselâ Avrupa Birliği’ne entegrasyonun aracı olarak kanun yapılıyor, ama bunun sosyolojik karşılığı pek düşünülmüyor. ‘Şu tarz okullar açılacak’ deniyor. Bunun vatandaşta bir karşılığı var mı? Bu sorunun yanıtı hiç önemsenmiyor. Bu anlamda şunu da söylemek isterim, Türkiye’de farklı ideolojik gruplar olsa da aslında hepsi aynı yolu izliyorlar ve hiçbiri kendi hedefine ulaşamaz. Hepsi bir noktada bir duvara çarpmak zorunda kalacaklar.”

“Türkiye’de hukukun dili ile toplumun dili, hukukun kodları ile toplumun kodları arasında uyumsuzluk hatta ciddî bir savaş var” diyen Doç. Dr. Kaya’nın ‘başkanlık sistemi’ yorumu da dikkat çekici: “Biz sadece başkanlık sistemini kuracağız. Başkanın diktatör olmasını engelleyici bir yapıyı ayrıca kurmamız gerekiyor. Meselâ, Osmanlı’da ne var? Şeyhülislâm. Padişahın astığım astık kestiğim kestik olmasının önündeki engel ne? Şeyhülislâm. İcracı hiçbir şey yapmıyor. Bunun gibi bir mekanizma olması lâzım.”

Ümitsiz bir yorum, ama duymakta fayda var: “Türkiye’de bir hukuk güvenliği, istikrarı kesinlikle yok ve olacak gibi değil. Herkesin önce bu silâhlarını bir gömmesi lâzım. Hukuk, kanun, yargı adı verilen bu savaş aletlerinin gömülmesi lâzım. Ama kimse de gömmez, çünkü gömdüğün an sana saldırılacak.”

Okunma Sayısı: 3884
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    20.10.2019 14:27:00

    Cerrahi bir çözümleme bravo.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı