"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘Keçi’lerden özür dile

Faruk ÇAKIR
29 Ağustos 2021, Pazar
Ormanları korumak için atılan bazı adımları, özünde ormanlara zarar verdiğini yıllar sonra öğreniyoruz. Bunlardan biri de ‘keçi’lere uygulanan yasaklar.

Konu ile ilgili haberlerde yer alan bilgilere göre ormanlarda keçi otlatılması, Türkiye’de uygulanan tarım ve hayvancılık politikaları dolayısıyla neredeyse yarım asırdır yasakmış. 2012 yılında çıkan bir yönetmelikle keçilere orman içinde ‘denetimli serbestlik’ getirildiği açıklansa da böyle bir uygulama hayata geçememiş. Ağaçların taze filizlerini yedikleri için getirilen keçi yasağı yüzünden köylüler ve çobanlar, son yıllarda ciddî para cezalarıyla yüz yüze kalmış. Yasak yüzünden ormanlardan çekilen keçilerin, aslında ağaç diplerindeki otları yiyerek küçük yangınların büyümesini engellediği, oluşan keçi yolları sayesinde yangınlara müdahalenin kolaylaştığını söyleyen yetiştiriciler, otlatma yasağının kaldırılması için çağrı yapmış. (gazeteduvar.com.tr, 22 Ağustos 2021)

Antalya Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk’ün anlattıkları dikkat çekici: “Tıpkı birer orman işçisi gibi zararlı olan orman içi otları ekonomiye dönüştüren keçi ve çobanın ne kadar önemli bir işleve sahip olduklarının hiç değilse bundan sonra farkında olmalıyız. Bu konudaki bakış açımızı, politikamızı ve uygulamalarımızı değiştirelim ki, bir daha böyle canlar yanmasın. (...) Bu köylerde hayvancılık çok yapılıyor. Ormanların içinde daha geniş otlatma alanlarının olması, yangınların ilerleyişine önleyici etki yapar. Küçük yangınların büyük yangına dönüşebilmesi dip otlarıyla mümkün oluyor. Orman sahalarında uzayan dip otları çok büyük yangınları oluşturuyor. Oysaki dip otunun var olmadığı, yani hayvanların otlatıldığı orman sahaları yangın anında çok daha az tehlike barındırıyor.”

Doğru ise, ‘keçi’lerden özür dilemeyi icap ettiren tesbit: “Keçinin ormanın içinde gezerek keçi yolu düzenlediği ve keçilerin ayaklarıyla yeni tohumlar ektiği bir orman sahası aslında çok daha makbul görünüyor. Bu yaşadıklarımızdan sonra çok daha açık biçimde gördük ki, bitkilerin ve hayvanların yaşam döngüsünde birlikte yaşamalarına müdahale etmezsek, doğal yaşam alanlarını bozmazsak çok daha sürdürülebilir yaşam alanları kurabiliriz. Bilimsel verilerin öncülüğünde tüm ormanların şekillendirilmesi çok daha iyi olacak. O zaman hiç kimsenin canı yanmayacak diye düşünüyoruz.”

Meselenin özünde dünyada ve kâinatta yaratılan her şeyin bir vazifesi olduğu gerçeği yatar. Demek ki keçilerin ağaç dallarını otlaması, ‘ayrık’ otları yemesi boşuna değil. Yoksa bu bilgi ve gerçekleri ‘çoban’lar anlatıyor diye mi şimdiye kadar dikkate alınmadı?

Kusuru bakılmasın, ama hadise böyle ise hem ‘çoban’lardan hem de ‘keçi’lerden özür üstüne özür dilemek gerekir. Bir kelebeğin kanat çırpmasıyla fırtına ve kasırgalar meydana gelebiliyorsa, bir ‘keçi’nin otlaması ya da otlamaması ile de mühim hadiseler meydana gelebilir.

Şunu hiç unutmayalım: 

Dünya sadece bize ait değil. Birlikte yaşadığımız otlarla da, keçilerle de uyumlu olmamız gerekir. “Ben akıllıyım, dünya benimdir” anlayışı insanlığı yıkıma götürür, aman...

Okunma Sayısı: 1729
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı