"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Keçileri kaçırdık mı?

Faruk ÇAKIR
18 Ocak 2024, Perşembe
Ülkemizin hal ve gidişine bakıldığında “Keçileri kaçırdık mı?” sorusunun akla gelmesi normaldir.

Bu tabir “Düşünme yeteneğini kaybetmek, delirmek, bunalım içinde olmak” anlamına gelir. Eldeki imkanları doğru şekilde kullanmayıp sıkıntılara düşmek de bu anlama gelmez mi?

Bir süredir ‘kış dönemi çalışmaları’ için Çayeli’nde bulunuyoruz. Geçen gün vadimize kar yağınca bunu vesile ederek köyümüze çıktık. Büyük şehirlerde yaşayanların karlı havalara hasret kaldığını biliyoruz. Öyle ki, İstanbul’da yaşayan ve Kocaeli’nin yüksek kesimlerine kar yağdığında ‘kar görmeye’ gidenleri tanıyoruz. Dolayısı ile kar, beraberinde bazı zorlukları getirse de aynı zamanda hasret kalınan bir güzelliktir.

Yağan kar en çok da dağlarda, yaylalarda ya da köylerde çobanlık yapan sürü sahiplerini sıkıntıya sokar. Bizim köyümüzde de keçi sürüsü sahibi olan bir komşumuz, ağabeyimiz var. Bu defa köye çıktığımızda keçi sürüsünün bir kısmının köyde olduğunu öğrenince onları da ziyaret etmek istedik ve bulundukları yere gittik. Bu esnada bir de ‘ziyaret fotoğrafı’ çekip sosyal medyadan ‘Çobanlık yapmaya niyetlendik’ şeklinde paylaşmış olduk. Bazı arkadaşlar bu ‘bilgi’yi ciddiye alınca mesajı düzeltmek durumunda kaldık ve “Biz artık çobanlık yapamayız. Ama devlet çobanlara, sürü sahiplerine ne kadar destek verse onu hak ediyorlar” dedik. Hakikaten de öyle değil mi? Karda, kışta, yılın her günü yüzlerce ‘keçi, koyun ya da inek gibi’ mübarek hayvanlarla uğraşmak desteği, tebriği ve takdiri hak etmez mi?

“Desteğe ne gerek var. Bu işi yapan zaten para kazanır” diyenler olabilir. Elbette para da kazanır, ancak aynı zamanda ‘devlete ve millete’ fayda sağlamış olmuyorlar mı? Beslenen her koyun, keçi ya da inek ‘et ithalatı’na daha az para ödemek anlamına gelmez mi?

Devletin yaptığı desteklemelerde bazan yanlış adımlar atılıyor. Mesela, bu işi hiç yapmayan birinin yeniden koyun ya da keçi sürüsü kurması çok daha zordur. Fakat, bu işi zaten yapan, babadan ve dededen gelen bir gayretle ‘çobanlık’ yapanlara yapılacak destekler çok daha anlamlı olur. Sürü sahipleriyle konuşup gerçek ihtiyaçlarını tespit etmek ve bunların temini için destek olmak çok daha isabetli olmaz mı?

Yeni bir habere göre Türkiye, 600 bin baş besilik sığır ithalatı yapacakmış. İlgili mesaj şöyle: “Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024 yılında 600 bin baş besilik sığır ithalatı yapılmasının planlandığını açıkladı.” (@tarimyazari, 14 Ocak 2024)

İthalatı azaltmak için tarım ve hayvancılığın mutlaka desteklenmesi icap eder. “Petrolümüz yok” diyerek bahane üreteceğimize hayvancılığı teşvik etsek olmaz mı?

Okunma Sayısı: 1369
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • nahit topaloğlu

    18.1.2024 14:26:44

    Yerli üretim yapıldığında birilerinin cebine para girmiyor lakin ithalat yapıldığında o birileri kazanıyor. Onun içindir ki gâvura ithalat için ödediğimizi kendi üreticimize destek maksadıyla verelim, denmiyor; ithalat yaparken o bizden birileri para kazansın, düşüncesi izleniyor. Başka izahı varsa, bilen açıklasın. Bütün dünyada devletler sübvanselerle , desteklerle kendi çiftçisini, üreticisini desteklerken, bütün tarım ve hayvan ürünlerinde yerli üreticileri desteklemek yerine ısrarla ithalat politikasını sürdürmek niye?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı