"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korku duvarı da aşılır

Faruk ÇAKIR
30 Haziran 2020, Salı
Aldatarak ve korkutarak iş görmek bazı idarecilerin hoşuna gitse de bu durumun sonsuza kadar sürmesi mümkün değil.

Bir noktaya gelindiğinde aldatmak da, korkutmak da işe yaramaz ve yaramıyor.

Bazı idarecilerin aldatarak iş gördüğü inkâr edilemez. Hayali hakikat olarak göstermek, enflasyon ve benzeri konulardaki  rakamlarla oynamak, doğru bilgiler yerine yanlışları ikame etmeye çalışmak ‘aldatmak’tan farklı mıdır? Meselâ, 20 yıl önceden bu günlerin tablosunu çizenler; bu hedeflere ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğunu bilmiyorlar mıydı? Peki, bile bile yanlış hedefler ortaya koymak, “Dünya siyasetine yön veriyoruz, yön vereceğiz. Bizden habersiz hiç bir karar alınamaz” benzeri iddialı sözler sarf etmek bir yönüyle de milleti aldatmak anlamına gelmez mi?

Korku meselesinin daha dehşetli şekilde işletildiği de herkesin bildiği bir sır olarak önümüzde duruyor. Yapılan korkutma ve  propaganda sonucu iktidarı tenkit etmek en büyük ‘suç’muş gibi anlatılmıyor mu? Türkiye’yi idare edenlerin fikirlerine,  zikirlerine, icraatlarına itiraz etmenin karşılığı çoğu zaman insafsız eleştiriler oluyor. “Nasıl olur da şu kadar yol, bu kadar tünel yapan hem de namaz kılan idarecinin yaptıklarını beğenmezsin?” sözü en çok kullanılan savunma oluyor. Hal ve gidiş öyle bir noktaya ulaştı ki, bazılarının neredeyse 10 yıl önceki bir sözü, bir yazısı, bir mesajı suç unsuru sayılıyor. Haliyle bütün bunlar insanlara ‘korku’ yayıyor ve ekseriyet “Bana dokunmayan yılan ne kadar isterse o kadar yaşasın” noktasına geliyor. Bu yanlış anlayış sonucu haksızlık ve adaletsiz uygulamalar katlanıp gidiyor. 

Tabiî ki korkutarak ve aldatarak iş yapma da bir noktaya gelip tıkanıyor. Nitekim, siyaset Bilimci Doç. Dr. Burak Cop, “Türkiye iktisadî ve toplumsal olarak bir yol ayrımına geldi. İktidarın uyguladığı baskıların onu güçlendireceğini düşünmüyorum. Türkiye’nin son seçimleri bize, baskının ters teptiğini gösteriyor. Önce 31 Mart’ta ardından 23 Haziran’da o yoğun baskılar işe yaramadı” demiş.

Türkiye’deki rejimin ekonomik ve toplumsal krize çözüm üretme kapasitesi olmadığına da dikkat çeken Cop, şunları da ilâve etmiş: “Dolayısıyla yaptıkları tek şey seçmen tabanlarının kendisinden ayrılmasına engel olmak. Bunun yolu da onları ürkütmekten ve korkutmaktan geçiyor. Karşımızda masa tenisi gibi bir görüntü var. Gündemi bir iktidar, bir muhalefet belirliyor diyebiliriz. İnisiyatif biraz daha iktidarda; elindeki medya gücü ve sosyal medyada başlayıp zamanla siyasetin bütününe sirayet eden trolleşme sürecinin sağladığı avantajlarla. Ancak bu çok kırılgan bir üstünlük.”

“Türkiye’de korku ile iş gören idareciler yok” diyenlerin olması da mümkün. Ancak bu tesbit, Türkiye’yi anlamaya ve anlatmaya yetmez. Korku iklimi hükmetmiyor olsa, dün başbakanlık yapan bir siyasetçinin belli başlı TV kanallarına çıkması fiilen yasaklanır mıydı? Korku ile iş görülmemiş olsa, TV’lerde yapılan açık oturum ve benzeri programlarda ‘hep aynı kişiler’ konuşur muydu?

Hangi ‘uzman’ın hangi TV kanalında ne konuşacağına kadar müdahale eden bir anlayış var. Elbette bu durum ilk defa  yaşanmıyor, ama bu nisbette yaygın bir uygulamaya da daha önce rastlanmamıştı. Hemen her gazeteden seçilmiş yazarların ‘aynı başlıkla ve aynı konu’ hakkında yazılar yazdığına Türkiye şahit oldu. Bu hususta bir örnek bile yeterken, bin örnek var maalesef.

Ancak bir noktaya gelindiğinde korku duvarları da aşılır ve Türkiye hak ettiği âdil, hakperest, liyakatli idareye kavuşur inşallah.

Okunma Sayısı: 1956
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı