"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koronavirüse farklı bakış (2)

Feyzullah ERGÜN
06 Eylül 2020, Pazar
Zamanımızda yaşanan korona pandemisi, dünya üzerinde en geniş alana yayılma özelliğini taşıyan ve çok bulaşıcı bir virüs enfeksiyonu olmakla, unutulmayacak derin yaralar açan ve ancak elektron mikroskobuyla görülebilen güçlü bir uyarıcı olmuştur.

Bu uyarıların vereceği gerçek mesaj ve yorumları insanlık âlemi yeterince değerlendiremeyip, gerekli dersleri alamadığı gözlenmekte aynı zamanda gerekli ve yeterli korunma yollarına da yoğunlaşamadığı, koronaya karşı güçlü destekler sağlayan nimetlerden yeterince faydalanılamadığı veya önem verilmediği açıkça görülmektedir.

Koronavirüsünün bulaşma ve yayılma yollarından korunmada, tıp ilminin sunduğu mikrobiyolojik etkileri göz önünde bulunduran maddî tedbirler tartışmasız olarak yerine getirilmesi gereken vazgeçilmez tedbirlerdir. Hastalıktan korunmanın yalnız maske, mesafe ve hijyen kurallarıyla önlenebileceği sebeplerine bağlamak, problemin çözümünde açık bir eksikliği ortaya çıkarmaktadır. Koronaya karşı yalnız savunma durumunda kalındığında, organizmada meydana gelebilecek küçük bir eksiğin, vücut bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabileceğinden, koronavirüsünün aktifleşmesine ve kapıdan içeri girmesine yol açacaktır. Korunma probleminin çözümünde maddî tedbirlerin yanında, dergâh-ı İlâhî’ye duâ ve istiğfarla sığınmak, Hafîz-i Hakikî’den (cc) şifa ve afiyet kaynaklarını rahmetiyle açmasını, sonsuz aczimizin gerçekliğinde dilemektir. Zira acizlik ve çaresizliğin kıskacında kıvranan insanlığın çaresizliğine çare ve derman ancak İlâhî makamlardan gönderilecektir. Korona yangınının söndürülmesinde ihmal edilmemesi gereken, ruhî-manevî hijyen uygulamalarının sağladığı detoks ve güçlü bir iksir desteği sağlayan duâ, bağışıklık sistemine destek ve direnç kazandıracaktır. İlâhî kudretin şifa eczahanelerinde hazırlanıp gönderilen gıda ve bitkilerden sağlanacak biyolojik ve kimyevî desteklerin önemi de unutulmamalıdır.

Hayatın gittikçe zorlaşan şartlarıyla kuşatılan dünyamız, GDO’lu ve kimyevî katkıların yoğun kullanıldığı, kötü beslenme alışkanlıkları, aşırı stresler, hareketsiz geçen günler ve ekolojik dengenin bozulması gibi sebeplerden dolayı, insanların hastalıklara karşı direnci kırılmış ve hastalıklarda büyük bir artış görülmesi gerçeği ile karşı karşıya kalınmıştır. En son yayınlanan bilimsel bir araştırmada verilen bilgiye göre “Bilim insanları uzun süredir uyku halinde olan virüslerin, iklim değişikliğiyle birlikte yeniden hayata dönerek, çiçek hastalığı ya da DANG HUMMASI gibi salgınlara sebep olabileceği konusunda uyarıyor. Araştırmacılar bu tip ihtimallerin filmlerdeki felâket senaryolarına benzediğini, ancak küresel ısınmanın ortaya çıkardığı salgın şartlarının artan biçimde mümkün ve ciddî hale geldiğini belirtiyor. Kovid-19 pandemisi, insan yerleşiminin hayvanların tabiî hayat alanlarına kaymaya devam ettiği ve tabiî tahribatın sürdüğü müddetçe, dünyanın nelerle karşılaşabileceğine dair ipuçları veriyor. Bir derecelik değişimle çoktan ciddî problemlere sebep olan iklim değişikliği, salgın hastalıkların ortaya çıkmasında faktör olabilir, sıtma ya da dang humması gibi hastalıkları taşıyan sineklerin ayak izini genişletebilir.”

İsveç’teki Umea Üniversitesi’nde Klinik Mikrobiyoloji alanında araştırma yürüten Birgitta Evengard “Sınırlarımızı genişlettiğimizde, ortaya başka şeyler çıkıyor. En büyük düşmanımız cehalet. Tabiat mikroorganizmalarla dolu” dedi. Hükümetler arası iklim değişikliği paneli’nin (IPCC) verilerine göre, iklim değişikliği hız kesmeden devam eden 2050’ye kadar sıtmadan etkilenen bölgelerde 5 milyardan fazla insan yaşar hale gelebilir. Liverpool Üniversitesi’nin Bulaşıcı ve Küresel Hastalıklar Enstitüsü’nde iklim değişikliği üzerine çalışan Epidemiyolog Cyril Caminade “Verilerin endişe verici olduğunu belirtirken, şu ana kadar iklim değişikliğini tadımlık olarak deneyimledik” ifadelerini kullanarak, böylece tahribatın bedeli ağır olacak” sonucuna varıyor. (Yeni Asya, 19.8.2020)

Demek Allah (cc) tarafından yaratılmış maddelerin arasındaki bağlar, beşerin bulaşık elinin karıştırmasıyla çözülerek bozulursa, her şey mümkün olabilir. Koronanın çıkışı tesadüf olamaz. Olumsuz fiil ve faaliyetlerin sonucunda ortaya çıkarılmıştır.

Sonsuz ilim ve kudret hazinelerinin, İlâhî irade plânlarıyla tanzim edilen insan organizmasının savunma mekanizması otoimmun sistem denilen bağışıklık sisteminin harika fizyolojisi ile sağlanmaktadır. İnsan organizmasının fıtrî yakıtı olan gıdaların, sağlıklı kaynaklardan sağlanması, sağlıklı durumda iken korunmada, hastalık halinde ise tedavi olmada vücuda verilebilecek en önemli desteklerdendir. İlâhî rahmetin hediyesi olan bağışıklık sisteminin her zaman güçlü bulundurulabilmesi, İlâhî nimetlerden faydalanmayı bilmek, zararlı gıda maddelerinden uzak durmayı öğrenerek, sağlıklı bilgilerin çevremizle paylaşılmasıyla gerçekleştirilebilir. Serbest radikaller denilen ve organizmamızı tahrip eden zararlı maddelerin, antioksidan denilen hücrelerimizi toksinlerden arındırıp, sağlıklı ve güçlü bir bağışıklık sistemi inşa edilmesine destek verecek mu’cize gıda kaynaklarını gözden geçirerek, sağlıklı bir organizma ile hastalıklara karşı savunmamızı güçlendirmeye gayret edeceğiz. 

SAĞLICAKLA KALIN.

Okunma Sayısı: 2384
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • göksel

    6.9.2020 12:55:41

    Dünyada çok güçlü olduğunu düşündüğümüz bir çok ülke vardı. Ama güç dediğimiz şey sadece uzaya çıkmak, savaş araçları üretmek, teknolojik aletler gibi bir takım şeylermiş. Peki ya sağlıkla alakalı olarak o büyük güçler dediğimiz şeyler ne yapıyorlar? Elbette bir çok insan her gün çalışıyor uğraşıyor ve bulmaya hacet gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Ama acizliğimizi izlerken bu şaşkınlığımızı bu zavallı halimizi ve hala daha inatla devam ettiğimiz kural tanımamazlığı göremiyoruz ya, asıl acı olan taraf bu işte. Koskoca ülkenin koca bir şehrinde gözle görünmeyen bir virüse konulan bir isimle gelen insanlar yaprakların ağaçlardan döküldüğü misal bir hale düşüyorlar da haber spikerleri bunları sadece sunmaktan başka bir şey yapamıyor, dinleyenler ise bundan bir ders alalım yerine dün açıklanan sayı ile karşılaştırıp azaldıysa iyiye gidiyor arttıysa da sebep bulup ertesi güne yine aynı duymazlıkla güne başlıyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı