"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Reyhanlı’nın reyhanı (3): (Nurettin Tokdemir’in aziz hatırasına)

Feyzullah ERGÜN
12 Ağustos 2021, Perşembe
Yıllar su gibi akıp giderken, Nur âleminin nuranîler halkasındaki dost ve ahbab meclisine katılmasının 4. yılını özlem, sevgi ve yerinin doldurulamayışının yanında, unutulmaz hizmetleriyle örnek bir Nur Talebesi Nurettin Tokdemir’i hafızalarımızı tazelemek ve şevk almak amacıyla, hatırasını heyecanla dile getirmeye çalışacağız.

Hitabet sanatının bütün inceliklerini uyguladığı dersleri, dinleyenlerin can kulağı ile bağlandığı müzakereli ve karşılıklı sohbet tarzında, manevî lezzetler duyulan bir iman ve irfan ziyafetine dönerdi. Elde edebildiğimiz bir sesli kayıttan, başarabildiğimiz kadarı ile yapılan bir dersten kısaca faydalanabilmenin çabası içinde olacağımızdan, kendisinin deyimi ile “Eksiğimiz olursa arkadaşlarımız tamamlasın.” diyerek, dersin konusu ile ilgili bilgi ve uzmanlığı olan şahısları mutlaka dersin akışı içinde konuşturur, fikirlerinin ortaya çıkmasının yanında dünya düşünce çevrelerinin dikkat çekici eserlerinden, önemli bulduğu satırbaşlarını hatırlatarak “Risale-i Nur’a ne güç veriyorsa, onu yansıtmalıyız” diyerek dersin coşkulu ve artan bir ilgiyle devamını prensip haline getirmiş ve bütün dinleyenlerle ayrı ayrı göz teması sağlayarak, dersin tesirinin artmasına özellikle dikkat ederdi. 

Risale-i Nur hareketinin hayat memat meselesi ve ilk büyük imtihanının Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde, iç içe hazırlanan imha plânlarının uygulandığı, hukuk görünümlü siyaset platformunun, dünya hukuk tarihi ve felsefesinde eşine az rastlanan şanlı bir müdafaa ile, kurulan bütün tuzakları zîr ü zeber ettiği ve milletin yaşadığı imana yapılan hücumların dağıtıldığı zor yıllardır. 120 talebesi ile, yokedici plânların uygulanacağı bir yolculukla Eskişehir’e götürülmek üzere Isparta’dan alınarak, en zor şartlar altında götürülmeleri, bazılarına göre sonun başlangıcı sayılıyordu. Unutulan bir şey vardı ki, DÂVÂNIN HAKİKÎ SAHİBİ ve muhafaza kudretinin icra makamı, bu kara düşüncenin plânlarını mu’cizevî bir şekilde bozguna uğratacaktı. Yapılan bu sinsi plânın umulmadık bir şekilde bozguna uğratılması, kısaca şöyle gerçekleşiyordu. Yüzbaşı Ruhî Bey’in kontrolünde en ilkel ve zor şartlarda Isparta’dan yola çıkarılan Hazret-i Üstâd ve Nur Talebeleri, sabır ve tevekkül ile bir kader yolculuğuna başlıyordu. Yolda gerçekleştireceği plânın uygulayıcısı olacak olan Yüzbaşı Ruhî Bey, onun insafına bırakılan bu iman kahramanlarının hâl ve davranışlarını inceden inceye takip etmeye başlar. Bu gözlemler sonucu, başta Hazret-i Üstâd olmak üzere bütün maznunların, imanları uğrunda canlarını seve seve verebilecek fedâiler ve tertemiz mü’minler oldukları kanaatına varır. Düşüncesinin değişmesi sonucunda, onlara çok iyi davranarak kelepçelerini açtırır, abdest almalarını ve namazlarını cemaatle kılmalarını sağlar. Bu şekilde devam eden yolculukla Nur Talebeleri Eskişehir’e ulaşır. Ama bu gelen kafile Eskişehir’de beklenmiyordu. Durumu yakından takip edenlerin kanaatine göre, ıssız bir yerde bir bahane ile plânlı bir şekilde imhâ edilecekleri ve böylece Risale-i Nur iman hareketinin gelişemeden sona erdirilmesi, basit bir tutanakla sağlanacaktı. Bu yolculuğun bilinemeyen detaylarına göre; kafileyi selâmetle Eskişehir’e ulaştıran Yüzbaşı Ruhî Bey’in, bu zalim plânı uygulamamasından dolayı, ordudan tardedildikten sonra, hayatının sonraki safahatı hakkında hiçbir kaynakta, en ufak bir bilgiye rastlanmamaktadır. Nurettin Tokdemir Ağabey dersinin bu yerinde, konuyu araştırabilecek durumda olan Ahmet Özdemir kardeşimize: “Yüzbaşı Ruhî Bey’in akibeti ile ilgili bilgi yok. Bu adamı aramak lâzım. Belki ailesinden bir ferde ulaşılabilir. BENİM İÇİMDE BİR UKDEDİR. Rica ediyorum bunu iyice araştır” diyerek, karanlıkta kalan bu çok önemli noktanın aydınlatılmasını teşvik etmiştir.

Gelişi ve kurtuluşu beklenmeyen bu kafile, Eskişehir’e hayret dolu nazarlar altında, cezaevindeki hücrelere yerleştirilir. Mahkeme günlerini sabırla ve dâvâlarına sadâkatle beklemeye başlarlar. İşte başlayan mahkeme duruşmalarından, harika örnekler ve dersimizin Nurettin Tokdemir Ağabeyle başlangıç ve devamını dikkatle takip ediyoruz.

“Efendiler, madem lâik cumhuriyet prensibiyle bîtarafane kalır ve o prensibiyle dinsizlere ilişmez, elbette dindarlara dahi bahanelerle ilişmemek gerektir. (…) Bu hürriyet-i ilmiye, cumhuriyet zamanında elbette kayıt altına alınamaz. Bütün dostlarım bilirler ki, siyasete değil karışmak, değil teşebbüs, belki düşünmesi dahi esas maksadıma ve ahval-i ruhiyeme ve hizmet-i kudsiye-i imaniyeme muhaliftir ve olamıyor. BANA NUR VERİLMİŞ, siyaset topuzu verilmemiş.

“Binbaşı Merhum Asım Bey isticvap edildi. Eğer doğru dese, Üstâd’ına zarar gelebilir ve eğer yalan dese kırk senelik namuskârâne ve müstakimâne askerliğinin haysiyetine çok ağır gelir diye düşünüp, “YÂ RABB, CANIMI AL” diyerek, on dakikada kayınpederi Rafet Ağabeyin gözleri önünde, teslim-i ruh eyledi, istikamet şehidi oldu.” İnsanlar neler çekmişler, bu nasıl bir ruh? Sıddıkıyet makamına ulaşınca, her fedakârlık göz kırpmadan yerine getirilir. Sene 35, kimse cesaret edip cenazesini yıkayamaz. Aynı yüksek ruhu temsil eden mübârek ve cefakâr hanımı yıkar. Cenaze namazı 5-6 kişi ile kılınarak defnedilir. Aynı günün bir gazetesi “Bir mürteci mahkeme salonunda öldü” diyerek, acımasız bir duygu ile ilân etmiştir. Yaşanan manevî havanın derinliği içinde Risale-i Nur dâvâsını anlatan Hazret-i Üstâd, hâkimler heyetini hayrette bırakan şanlı Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki coşkun müdafaasında; hukukun temel prensipleri ile ilgili, hâkimler heyetinin susarak dinledikleri, bir hukuk dersi havasında, “Ey Efendiler, hükümetin daireleri içinde en ziyade hürriyetini muhafaza etmeye ve TESİRÂT-I HARİCİYEDEN en ziyade bîtarafâne hissiyatsız bakmakla mükellef olan, elbette mahkemelerdir. Ben, mahkemenin hürriyet-i tammesine istinaden, hürriyetle, HUKUK-U HÜRRİYETİMİ bu suretle müdafaa etmeye hakkım vardır. (...) Demek adliye memurları, hissiyattan ve tesirât-ı hariciyeden bütün bütün azade ve serbest olmazsa, sureten adalet içinde müthiş günâhlara girmek ihtimâli var. Hem, canilerin, kimsesizlerin ve muhaliflerin dahi bir hakkı var. Ve hakkını aramak için, gayet bîtarafane bir merci isterler. (...) BİR MİLLET CEHALETLE HUKUKUNU BİLMEZSE, ehl-i hamiyeti de müstebit eder.” Üstâdın cümlesine bak!

Mahkemenin tesirat-ı hariciye altında kalması, adaletin mahiyetini zulme çevirdiği gibi, istiklâliyet ve ihlasını da muhafaza edemez. Hissiyât (tarafgirlik) ve haricî tesirat HUKUKUN MAYASINI BOZAR. Mahkemenin adaleti uygulaması ile insanlık onur ve haysiyetinin savunulması gerçekleşir. Yargının önemini Hazret-i Üstâd şöyle anlatıyor: “Mahkemelerin ihkak-ı hak cihetindeki haysiyetine, şerefine mühim bir nakise, belki zıt olan garazkârların telkinatına tebaiyete, elbette mahkeme-i adalet tenezzül etmeyecek ve garazkârların entrikalarını akîm bırakacaktır. Ve adaletten ve ihkak-ı haktan daha büyük bir makam vazife cihetinde tanımayan mahkemenin, her türlü tesirattan azade olarak vazifesini yapacağı esas adaletin muktezası olduğuna istinaden. (…) Ben, hukukumu kanun dairesinde istiyorum. KANUN NAMINA KANUNSUZLUK EDENLERİ, cinayetle ittiham ediyorum.”

“Ey ehl-i hal ve akd! Dünyada emsali nadir bulunan bir haksızlığa giriftar edildim. Ya benim idamımı ve yüz bir sene cezayı istilzam edecek kusurumu kanun dairesinde gösteriniz; veyahut bütün bütün divane olduğumu ispat ediniz; veyahut benim ve risalelerimin ve dostlarımın tam serbestiyetimizi verip, zarar ve ziyanımızı müsebbiplerden alınız. Hey bedbahtlar! Ben size ne yaptım ve ne yapıyorum? İMANINIZIN KURTULMASINA VE SAADET-İ EBEDİYENİZE HİZMET EDİYORUM! Demek hizmetim halis, lillah için olmamış ki aksülamel oluyor. Siz ona mukabil her fırsatta beni incitiyorsunuz. Elbette Mahkeme-i Kübrâda sizinle görüşeceğiz. Son sözüm HASBÜNALLAH VE NİMEL VEKİL derim.” İşte Hazret-i Üstâdı, bu ölçülerle geniş çerçevede iyi idrâk edip, ona göre hareket etmeliyiz.

Risale-i Nur hizmetini hayatının odak noktasına yerleştiren Nurettin Tokdemir Ağabey, sabit kadem Uhud okçusu misali, Nur hizmeti siperinde sebat, metanet ve bitmeyen bir şevkle, Lâhikalar pusulasıyla kendisine ve yakın çevresine istikamet tayin edebilen bir Nur kahramanıydı. Özellikle Risale-i Nur’un devlet tekeline verilmeye çalışıldığı dönemde, yapılmak istenen yanlışın karşısında çok hasta olmasına rağmen, kaleyi canı pahasına ihlâsla savunarak, üstün bir başarı ile Allah-u Zülcelâl-i vel İkram’ın (cc) yardımları neticesinde, zaferi kazanarak iki cihanda unutulmayacak çok büyük bir hizmeti başarmıştır. Hizmetteki bu muvaffakiyetin, arkadaşların çalışması ile gerçekleştiğini tevazuyla ve aynı zamanda büyük bir sevinçle, yeri geldiğinde anlatırdı. Zaten bu badirenin atlatılması, Risale-i Nur ve şahs-ı mânevînin bariz bir kerameti ve bir İKRÂM-I İLÂHÎ idi.

Birkaç ağır hastalıkla hırpalanan vücudunun, güç ve enerjisi yavaş yavaş tükenirken, önemli işleri kolaylıkla çözdüğünün yakın şahidiyiz. Bu dünya misafirhanesinden, Nurlar âlemine yaptığı seferde, çözüp bitiremediği ve çok hasretini çektiği ULUS 27 dershanesinin, bir rüya-i sadıkada Fahr-ı Kâinat Efendi’mizin (asm) verdikleri talimat dairesinde Risale-i Nur hizmeti için tahsisini ve harabe halinden tarihî şanına lâyık bir şekilde inşa edilmesini gerçekleştiremedi. Gayret ve himmet ehlinin vefakâr hizmetlerine emanet ederek ve bir an önce bitirilmesini o âlemden gözleyerek, beklemektedir. Bu vesileyle hayr-ı azîm olan bu iman hizmetine bütün ehl-i hamiyeti dâvet ediyoruz.

RAHMETULLAHİ ALEYHİ RAHMETEN VASİA...

Okunma Sayısı: 1753
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bilgin Alpay

    1.9.2021 18:39:22

    Allah razi olsun. BURETTIN TOKDEMIR Agabeye Allah rahmeteylesin Mekani Cennet Olsun Insallah. Ruhuna Binler fatihalar olsun .

  • Necati

    12.8.2021 13:50:25

    Allah rahmet eylesin. Rahmetli Nureddin Tokdemir ağabeyimizin yaptığı, vesile olduğu hizmetler unutulmaz. Bizim o zaman tam bilmedigimiz hastalığına rağmen davet ettiğimiz Kırşehir'e bizleri kırmayarak gelmesini ve Kırşehir'de yaptığı dersleri unutmuyoruz. Cennette hep birlikte bu güzel hatıraları yadederiz inşallah.

  • Samih TEKDEN

    12.8.2021 12:48:51

    Nurettin TOKDEMİR abiye Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

  • Hasan KOÇ

    12.8.2021 11:00:16

    Allah Razı Olusun. Nurettin ağabey canlı bir lâhika mektubuydu.

  • Recep ziftci

    12.8.2021 08:21:54

    Maşallah.... çok istifade ettik

  • Halil İbrahim Karahan

    12.8.2021 03:42:14

    Allah razı olsun. Vefa ne güzel

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı