"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Denizler nefesimiz, nefesimiz kesilmesin

01 Eylül 2021, Çarşamba
Denizlerimiz bizim hayat kaynağımız, nefesimiz olacak şekilde yaratılmış ve vazifelendirilmiştir. Bir milyardan fazla insanın gıda ihtiyacını ve geçimini sağlamaya vesile olan denizler, soluduğumuz oksijenin de neredeyse yarısını üretecek nitelikte tasarlanmıştır.

Canımız sıkılınca mutlu olabilmek için bile deniz görmek isteriz. Bu sonsuz maviliğin insan üzerinde iyileştirici etkisi var. Ayrıca denize, gökyüzüne bakmak, tefekkür etmek ibadet hükmünde ise, onları korumak ve sahip çıkmak da önemli bir vazifemiz olmalı.

Denizlerimiz bugün ciddî bir tehditle karşı karşıya. Müsilaj denilen deniz salyası Marmara’nın birçok yerini kaplamış durumda.

Bu konuyu iyice öğrenmek ve elimizden geleni yapabilmek için Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer’e birkaç soru sorduk. Buyrun okuyalım.

Son zamanlarda Marmara Denizi’ni etkisi altına alan bir sorun ile karşılaşıyoruz. Müsilaj nedir, nasıl oluşur?

Müsilaj diğer adıyla “deniz salyası” denizel ortamlardaki fitoplankton ve bazı organizmaların stres koşullarında salgıladıkları yapışkan, jelatimsi ve koloidal nitelikte organik materyallerdir. Müsilaj, genel olarak fitoplankton adı verilen mikroskobik bitkisel canlıların aşırı çoğalması ve büyümesi sonucunda oluşur. Müsilaj oluşumu için biyolojik ve kimyasal birçok koşulun bir araya gelmesi gerekir. Oluşan müsilaj, denizlerin farklı derinliklerinde ve yüzeyinde çok büyük boyutlara ulaşabilir ve yüzlerce kilometrelik kıyı şeridini kaplayabilir. Müsilajı oluşturan sebepleri 3 başlık altında toplayabiliriz;

1. Deniz suyu sıcaklığının artması, 

2. Deniz yüzeyinin durgun olması, yüzey ve deniz dibi arasında sirkülasyonun olmaması, 

3. Evsel, endüstriyel ve tarımsal sulamadan kaynaklı atıksuların denize boşaltılması nedeniyle bu atıksularda bulunan azot ve forfor yükünün denizel ortamlarda artmasıdır. 

Deniz salyasının canlılar üzerinde etkisi var mı, yaz ayları da gelmişken denize girmenin sakıncası var mı?

Müsilajın denizel canlılar üzerine olumsuz etkileri vardır. Deniz ortamlarında hem yüzeyde hem de diplerde müsilajın bulunması balıkların beslenmesini, üremesini olumsuz etkiler. Ayrıca dipde müsilajın birikmesi ise, dip canlılarının üzerini, balıkların yuvalarını, yumurtaların üzerini örter ve yaşamsal faaliyetleri kısıtlar. Denizlerdeki mercanlar, deniz şakayıkları, süngerler, midyeler, yengeçler gibi canlıların vücutlarını kaplayarak solunum, beslenme ve boşaltım gibi metabolik faaliyetlerini kısıtlarlar. Müsilaj, ayrıca denizde ışık geçirgenliğini azaltarak güneş ışınlarının yeterince geçişini engeller. Güneş ışınlarının yetersiz olması durumunda ise denizlerdeki fotosentezi olumsuz etkiler. Müsilaj organik bir yapıdadır ve insan sağlığına doğrudan zararlı değildir. Ancak müsilaj, mikroorganizmalar için uygun bir ortam oluşturuyor. Bu nedenle müsilajın içindeki mikroorganizma sayısının arttığı biliniyor. Sağlıkçı değilim, ama uzmanların yayınlarından takip ettiğim kadarıyla; müsilajın içerisinde çoğalan mantarlar, parazitler ve bakterilere bağlı olarak temas halinde cilt lezyonları, deride kızarıklıklar, döküntü benzeri cilt lezyonları oluşabildiğini rapor eden çalışmalar bulunuyor. Bu nedenle müsilaj ile doğrudan temastan kaçınmak gerekiyor. 

Bu sorunun çözümlenmesi için neler yapılıyor, fert olarak bize düşen görevler nelerdir?

Sorunun çözümü için devletin ilgili birimleri, Bakanlıklar, üniversiteler, belediyeler ve diğer kesimler büyük çaba harcıyor. İlk günlerden itibaren sorunun çözülmesi için “Marmara Denizi Koruma Eylem Planı” açıklandı, temizlik faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor ve Marmara Denizini kirleten atıklarla ilgili denetim çalışmaları yapılıyor. Toplumun tüm kesimlerinin ortak bir mücadele vermesi gereken bir sorundur. Marmara Denizi ülkemizin en önemli varlığından biridir. Birey olarak, çevreye duyarlı bir hayat tarzı benimsemeliyiz. Daha az atık üreten, kaynakları koruyarak dengeli kullanan, bireysel tüketim alışkanlıklarımızda doğayı önceleyen bir tutum ve davranış içerisinde olmalıyız.

RÖPORTAJ: Kübra Örnek Korkmaz
kubraornek@yeniasya.com.tr

(Can Kardeş Dergisi Ağustos 2021 sayısından alınmıştır.)

Okunma Sayısı: 839
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı