Hey yazar, yazar olsan kaç yazar,
Âlim, âşık, cahil, şair... Herkesi sarar mezar,
İki kat beyaz kefen, iner perde, biter nazar,
Bir ömürlük kelâm, bir anlık nefes kadar.
Hey yazar, sırra vâkıf ol! Yazı kalır, söz uçar,
Kalemine dikkat et, seninle ölmez manalar,
İsmin, cismin yitip gider, lâkin onlar konuşurlar,
Mezar taşı sabittir, elden ele gezer yazılar.
Hey yazar, Münker ve Nekir şiirlere kanmazlar,
Dikkat et, mizanda her şiiri hece hece tartarlar,
Hakikat, Rabbin gibi tektir; nur gölgeyi paklar,
Âmalar güzellikten, sağırlar âhenkten anlamazlar.
Hey yazar, sanma ki mısralarla cennetini kurarsın,
Biraz uyak, biraz kelâm, belki takdir alırsın.
Kalemin kıvraklığı yüreğindeki yangın mıdır,
Yoksa alkış uğruna harcadığın an mıdır?
Hey yazar, kalem bir emanet; şiir süs, secde farz,
Nefis, iblise meyleder; şöhret ruha eder naz,
Kaç yazarın çığlıkları cehenneme yankı olur?
Bir fazlası ona çok az, sana çok fazla olur.
Hey yazar, haddini bil, sor nefsine: Kimsin?
Gözünün feri kadarsın; sanma sakın şemssin,
İbadetin olmasa değersiz bir hiçsin,
Dilin Hakk’a âmâysa yaşayan bir leşsin.