"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanın kendisiyle hesabı

Harun SÖZLER
01 Şubat 2026, Pazar
İnsan kendine ne kadar tahammül edebilir, nefsine ne kadar sabredebilir. Bilhassa kalabalıklar dağıldığında ve insan en gerçek hâliyle yalnız kaldığında, edebi ayakta kalır mı; yoksa iç âleminde sessizce çöken bir duvar gibi dağılır mı?

İnsanı a‘lâ-yı illiyyîne yaklaştıran önemli meziyetlerden biri, başkaları karşısındaki tavrı değil; kimsenin görmediği zamanlarda kendi nefsine karşı gösterdiği disiplin, sabır ve takvadır.

Karanlıkta da kendi ışığını korumak zordur; fakat insanı olgunlaştıran, çoğu zaman o görünmez anların içindeki derin sınavdır. Çünkü insanın gerçek hâli, yalnızlık anlarında apaçık ortaya çıkar.

Bu hakikat, Peygamber Efendimizin (asm) ümmetine bıraktığı en derin ikazlardan biri olan şu duasıyla veciz bir şekilde ifade edilmiştir:

“Allâh’ım, beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsime bırakma.”¹

Bu dua, nefsin insan üzerindeki etkisini ve gücünü gösteren ince bir işarettir. Zira dışarıdan kuşatılmadığında, izleyen gözler olmadığında, kişi asıl karakteriyle baş başa kalır. O an edep ayakta kalıyorsa, işte bu gerçek teslimiyettir.

Yalnızlıkta edebi muhafaza etmek, kalabalıkta korumaktan çok daha zordur. Dışarıda insanı hizaya getiren bakışlar, sesler ve ölçüler vardır; fakat yalnızlıkta insan sadece kendi iç sesiyle baş başadır. Ne alkış vardır ne de kınayan bir yüz… Sadece insanın kendisi ve iç dünyasının hakikati. Bu yüzden yalnızken günahlara karşı gösterilen sabır, kalabalıkta gösterilen disiplinin çok üzerindedir. Hatta takva, böyle zamanlarda gerçek anlamını kazanır.

Zira kalabalıkta ayakta kalan irade bir terbiyenin; yalnızlıkta ayakta kalan irade ise imanın eseridir.

İnsanı en çok zorlayan da yalnızlıkta nefsin ve iblisin açmaya çalıştığı o günah kapısıdır.

Çünkü insan, vicdanını susturmak uğruna kendisini kandırmasına izin verdiği tek varlık kendisidir. Bununla beraber, en sert eleştirileri yapmasına ve en acımasız yüzleşmeleri yaşamasına izin verdiği kişi de yine kendisidir.

Bu yüzden yalnızlık, insanın hem en büyük imtihanı hem de en büyük terbiyesidir.

Edep, kalabalıklar içindeki davranışların değil; karakterin merkezinde kurulmuş bir mihverdir.

Bu yüzden büyükler, “Edep, yalnızlığın terbiyesidir.” demişlerdir; zira yalnızlığında sağlam duran, kalabalıkta zaten sarsılmaz.

Kaldı ki insan, yalnız olduğunu sandığı anlarda bile gerçek mânâda tam olarak yalnız değildir.

Amel defterini yazan meleklerin şahitliği her an üzerindedir; tabiri caizse insan, her an bir nevi göz hapsindedir. Asıl mühim ve akıldan çıkarılmaması gereken ise şudur: İnsan, asla kâinatın Sahibinin huzurundan ayrılmaz; daima ilahî nazarın altındadır.

Bu sebeple yalnızken edep, aslında Rabbin huzurunda olunduğu bilinciyle daha güçlü muhafaza edilir. İşte bu şuur, yalnızlık imtihanını bir olgunluk kapısına çeviren en büyük hakikattir; yalnız kalma hissini ve zannını yok edecek yegâne ilaçtır.

Evet, bu denli edep, ahlâk ve takva üzere durmak ağırdır. Lâkin insan bilmelidir ki "cennet ucuz olmadığı gibi cehennem de lüzumsuz değil."² İşte bu sır, nefsin içinde verilen mücadelenin neden bu kadar çetin olduğunu izah eder.

Dipnotlar 

1- Ebû Dâvûd, Edeb, 5090; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 42

2- Şualar, 14. Şua

Okunma Sayısı: 303
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı