"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman nuru ve kainat ışıklandırması

Hüseyin Şahinoğlu
28 Mayıs 2019, Salı 01:12
İMANIN MAHİYETİ

Aslında kâinat yani varlık alemi aydınlık bir nitelik arz ediyor. Bu aydınlık hem kâinatın bütününde hem de tek tek her varlıkta müşahede olunuyor. Çünkü gerek içinde yaşadığımız dünyamız, gerek tasavvur edemeyeceğimiz büyüklükteki evren, deyim yerindeyse pırıl pırıl görünüyor. Masmavi denizleriyle, yemyeşil ormanlarıyla, ışıl ışıl gök yüzüyle parlaklık neredeyse gözümüzü alıyor.

Dünya dediğimiz köşkümüz, güneş sistemi dediğimiz sokağımız, Samanyolu galaksisi dediğimiz şehrimiz bir şehrayin gibi parlıyor. Kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir “sergi sarayında” yaşıyoruz. Bütün saray muhteşem bir aydınlatma sistemi ile eşsiz bir şeklide aydınlatıldığı gibi ayrıca her varlığın arkasına konulmuş aydınlatma donanımı ile her tablonun, her varlığın müstakil olarak da aydınlığına şahit oluyoruz.

İnsan olarak gördüğümüz bu aydınlık, bu parlaklık “insaniyetin genişletilmiş hali olan İslam” ile daha da parlıyor, daha da kökleşiyor. Yani İslam inancının adı olan iman nûru ile daha bariz fark ediliyor, daha bariz gözleniyor, daha bariz hissediliyor.

Bediüzzaman Hazretleri, "İman-küfür muazeneleri" adlı eserinde, kainata iman gözüyle bakıldığında görünen muhteşem tabloyu şu şekilde ifade eder: 

" O seyahat-ı hayaliyemde dine itaat etmeyen felsefenin, karanlıklı kavanin-i ilmiyeleri, hayalime dehşetli bir âlem gösterdi. Yetmiş defa top güllesinden daha sür'atli hareketiyle, yirmibeş bin sene mesafeyi bir senede gezip devreden ve her vakit dağılmağa ve parçalanmaya müstaid (kabil) ve içi zelzeleli, çok ihtiyar ve çok yaşlı Küre-i Arz içinde ve o dehşetli gemi üstünde kâinatın hadsiz boşluğunda seyahat eden bîçare nev'-i insan (vaziyeti) bana pek vahşetli bir karanlık içinde göründü. Başım döndü, gözüm karardı. Felsefenin gözlüğünü yere vurdum, kırdım. Birden hikmet-i Kur'aniye ve imaniye ile ışıklanmış bir göz ile baktım, gördüm ki: 

"O karanlıklı, vahşetli, dehşetli âlemi öyle ışıklandırdılar ki; o halette, benim imanlı gözüme Küre-i Arz gayet muntazam, müsahhar, mükemmel, hoş, emniyetli, herkesin erzakı içinde bir seyahat gemisi ve tenezzüh ve keyif ve ticaret için müheyya edilmiş ve zîruhları Güneş'in etrafında, memleket-i Rabbaniyede gezdirmek ve yaz ve bahar ve güzün mahsulâtını rızık isteyenlere getirmek için bir gemi, bir tayyare, bir şimendifer hükmünde gördüm. "

Bu bağlamda iman nûru, kâinatı ışıklandırmıyor, kâinatın ışıl ışıl olduğunu daha yakından görmemizi, daha net fark etmemizi sağlıyor. Baktıkça o nûrun daha da arttığını idrak ediyoruz.

Okunma Sayısı: 523
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı