"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâm toplumları ve demokrasi

İbrahim ERSOYLU
04 Haziran 2021, Cuma
Dünyada hâlihazırda uygulanan iki tür yönetim şekli vardır:

Biri; sayıları az olan, ancak hakikî manada demokrasiyi esas alan demokratik yönetimler, diğeri; çoğunluğu teşkil eden, ancak demokrasinin olmadığı ya da şeklen var olduğu müstebit yönetimler.

Demokratik yönetimlerin iş başında olduğu ülkeler, fen, sanat ve teknolojide ileri, insan hak ve hürriyetleri, medeniyet ve refahta dünya sıralamasının üst taraflarında yer alan devletlerdir.

İstisnalar hariç müstebit yönetimlerin iş başında bulunduğu İslâm devletleri ise, hak ve hürriyetlerin ihlâl edildiği, toplumsal gerilimlerin yaşandığı, medeniyette ve refahta dünya sıralamasının alt sıralarında yer alan devletlerdir.

Ne yazık ki, İslâm dünyasında olduğu gibi ülkemizde de bazıları demokrasiye soğuk bakmaktadır. Şüphesiz bunun birçok sebebi vardır.

Mühim bir sebebi; kendi ülkeleri içinde demokrasiyi uygulayan Batılı devletlerin, maddî menfaatlerini tercih ederek, İslâm dünyasındaki antidemokratik zalim rejimlere karşı çıkmamaları, aksine onlara destek vermeleridir.

Diğer bir sebebi; Müslüman toplumlarının demokrasi meselesinde yeterli bilgiye sahip olmamaları, istibdat ile demokrasinin farkını pek kavrayamamalarıdır. 

Diğer bir kesim de, demokrasinin Batı kaynaklı olup İslâm’a aykırı olduğu yolunda hatalı bir kanaate sahip olmasıdır.

Halbuki adalet, hak ve hürriyetler, meşveret (meclis), kanun hâkimiyeti, hukuk üstünlüğü gibi ana prensipleriyle demokrasi, bu değerleri 15 asır önce Asr-ı Saadet/ Peygamberimizin (asm) yaşadığı dönem ile, ilk dört halife döneminde ortaya koyan ve o süreçlerde hayata uygulanmasını emreden İslâm ile yönetim metodu itibarıyla temelde bir tenakuz yoktur.

Üstad Bediüzzaman, demokrasi manasında Meşrûtiyetin İslâm’a uygun olduğunu beyan etmiştir. (Divan-ı Harbî Örfi, s. 25)

Günümüzde Müslüman kimlikle demokrasiye karşı çıkmak ya da ona soğuk bakmak, zalim istibdat idarelerine zımnî destek vermek ve o rejimleri ayakta tutmak anlamına gelir.

Müstebit idareler demokrasi karşıtlığından beslenir. Onlar halkların demokrasi talebinden hiç hoşlanmazlar. Onlar, demokrasinin ülkelerinde devreye girmesi durumunda ayakta kalmayacaklarını iyi bilirler.

Son söz: 

İslâm toplumlarının önünde iki tercih vardır: 

Ya kendilerini ve ülkelerini perişan eden ve geri bırakan müstebit rejimlerin ağır baskı ve zulümleri altında zilletle yaşamaya devam edecekler. Ya da müsbet hareket metodunu kullanarak cesaret ve ısrarla demokrasi, hak ve hürriyet talebinde bulunacaklar. İstibdat rejimlerinin halkların bu talebinin karşısında uzun süre ayakta durmaları mümkün olmaz.

Akıl, mantık ve hakikat ikinci tercihi yapmayı gerektirir.

Okunma Sayısı: 1124
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    4.6.2021 09:02:13

    İstibdat nedir?Meşrutiyet, demokrasi nedir,hürriyet nedir kâmil manada bilin miyor.İnsan nedir?Yaratı lış gayesi nedir, genelde bi linmiyor. Hürriyetin,meşru tiyetin manasını kavrayan, yaratılış maksadını bilen, iradesine sahip,dünya ve ahiret hukuku uğruna ha yatını feda edebilecek fertlerden oluşan milletle ri kimse sürü gibi idare edemez.Onların üstünde müstebid olamaz.Onlara zulmedemez.Hak ve hukuklarına tecavüz edemez.Çünkü böyle bir toplumun imanı,ilim ve irfanı,cesaret ve şecaati, hak ve hukuk noktasında ki hassasiyetleri asla mü sade etmez.Demek bütün mesele;milletin müspet manada uyanmasında ve şuurlanmasındadır.Hak ve hukuklarını bilip,sahip.çık madındadır.Yani kıcasa milletin cehaletten kurtul nasındadır.Ben Allah'ın hür kuluyum;kimse beni heva ve hevesine ve keyfi ne göre idare edemez de yip,cesaretle naddi ve ma nevi hukuklarına sahip çıkmalıdır.Bedeli ne olursa olsun bunlardan taviz vermeme lidir.Dünyevi rahat,huzur ve saadet ancak böyle sağlanır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı