"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatın temel taşlarından iktisat

İlimdar Kaya
05 Nisan 2021, Pazartesi
Liseli yıllarımızda Sabahattin Aksakal Abimiz bir vesileyle Kırşehir’i ziyaret etmişti, kaldığı süre zarfında iktisat ile ilgili ondan çok şey öğrenmiştim.

Yeme, içme adabı konusunda gösterdiği hassasiyet takdire şayandı. Her Nur Talebesi gibi etrafına ışık saçıyordu. Ondan öğrendiğim hasletleri hâlâ daha fasılasız devam ettiriyorum. Allah ondan razı olsun.

Sosyal hayatın temel taşlarından biri olan iktisat kelime anlamı olarak tutumluluk, gereğinden fazla harcama yapmamaktır. İktisat bolluk ve berekettir, israfta ise bunlar gerçekleşmez. Fert iktisat yolu ile israf ve savurganlıktan kaçınarak faiz batağına girmeye engel olur.      

Evet, iktisat nimete hürmeti netice verir, nimetin bereketlenmesine vesile olur. Ama günümüzde ne yazık ki israf almış başını yürümüş. Lokanta ve kuruluşların yemekhanelerinde bol miktarda ekmek ve yemek artıkları her gün çöpe dökülüyor. Aynı israf hallerine apartman ve sitelerde de rastlamak mümkün. Dünyada her yedi kişiden biri açlıkla savaşırken yalnızca Türkiye’de bir yıl içinde 1,7 milyar ekmek çöpe atılır, 214 milyarlıkta gıda israfı yapılıyor. Yalnız gıda israfı da değil birçok konuda israf had safhada. Bugün suda ki israf da ayrı bir şey…         

Kur’ânî bir reçeteyi Risale-i Nur eserleri ile insanlığın istifadesine sunarak çözüm üreten Bediüzzaman İktisat Risalesi ile de iktisat meselesini çözmüştür, bu sese kulak vermek lâzım. Bütün ömrünü bizzat iktisat üzerine kurarak yaşayan Bediüzzaman’ın iktisattan taviz vermediğine ve yaşantısına iktisadın hâkim olduğuna hizmetinde bulunan talebeleri bizzat şahit olmuşlardır. Bediüzzaman Hazretleri İktisat Risalesi’nde “İktisat etmeyen, zillete ve manen dilenciliğe ve sefalete düşmeye namzettir. Bu zamanda israfata medar olacak para çok pahalıdır. Mukabilinde bazen haysiyet, namus rüşvet alınıyor. Bazen mukaddesat-ı diniye mukabil alınıyor, sonra menhus bir para veriliyor. Demek, manevî yüz lira zarar ile maddî yüz paralık bir mal alınır.”  Bediüzzaman Beşinci Şuâ’da da  “Süfyan, israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tama’ı uyandırarak, insanların o zayıf damarlarını tutup kendine musahhar eder diye bu hadîs ihtar ediyor. İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer diye haber verir.” Bediüzzaman israfın ortaya çıkardığı tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. İsraf neticesi elindekileri ile ihtiyaçlarını karşılamayan insan faiz belâsına bulaşır. İnsan hem günaha girer, hem de bir felâketin içine sürüklenerek bereketten mahrum kalır.

Fert hayatında olduğu gibi devlette de iktisat çok önemli faktördür. Devleti yönetenlere iktisat çok önemli sorumluluk yükler. Çünkü kullanılan kaynaklar o ülkenin her ferdinin ortak malıdır, herkesin hakkı vardır her kuruşta. İsraf ve savurganlık sonucu kaynaklar yetmeyince bütçe açık verir ve diğer ülkelerden borç para alarak büyük bir faiz yükünün altına girer ülke. Zaman içerisinde ülkenin ekonomisi bozulur ve ülke ekonomik olarak zor anlar yaşar. Zaman zaman tasarruf tedbirleri uygulayarak bu durumdan çıkılmak istenir, ama netice alınamaz. Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu tehlikeler ile karşılaşılır. Osmanlı’nın son dönemde yaşadığı sıkıntılarda aşırı şekilde borçlanmasının payı büyüktür. Ülkelerin sağlıklı bir ekonomik yapı ile hayatlarını devam ettirmeleri için devleti yönetenler iktisadî prensiplere uyarak israf ve savurganlıktan kaçınmalıdır.

Resulü Ekrem (asm) bir hadislerinde “Ahirzaman olduğunda insanların mutlaka dinar ve dirhemi olması gerekir. Ta ki, kişi onlarla dinini ve dünyasını ayakta tutabilsin.” (Kenzü’l-Ummal) yine diğer bir hadislerinde de “Fakirlik ashabım için saadettir. Fakat ahirzamanda mü’min için zenginlik saadet olacaktır.” (Kenzü’l-Ummal) Bediüzzaman Said Nursî’de “Bu zamanda İlâ-yı Kelimetullah maddeten terakkiye mütevakkıftır” demektedir. (Hutbe-i Şamiye s. 41) Maddî terakkinin yolu iktisadın kurallarına riayet ederek ve israftan kaçınarak kalkınmak ile mümkündür. Osmanlı Devleti’nin her yönden güçlü olduğu yükselme döneminde İslâm Dinine yaptığı hizmetler ile diğer dönemlerde yapılan hizmetleri mukayese etmek maddî terakkinin ve iktisaden kalkınmanın ne kadar önemli olduğunu gözler önüne serer.       

Ahirzamanda ihtiyaç olmayan maddelerin ihtiyaç haline gelmesi israfı körüklemiştir; doyumsuzluk, lüks yaşama ve tüketim çılgınlığı insanlığı israf batağının içerisine itmiştir. Ülkeler bu israfı durdurmak için çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Çünkü dünyadaki kaynaklar azaldı, dünya sos vermeye başladı. Ama fert bazında şuurlanma olmadan çözüm hayal olur.   

Müslüman İlâ-yı Kelimetullaha hizmet etmek istiyorsa eğer Risale-i Nur ile kurtuluş reçetesi sunan Bediüzzaman’ın iktisat konusundaki görüşlerinin gereğini noksansız yapmalı, aksi takdirde mesuliyetten kurtulamaz.

Okunma Sayısı: 1087
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı