"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müsbet hareket ve Yeni Asya

İlimdar Kaya
21 Kasım 2020, Cumartesi
Yeni Asya Zübeyrî tarzdaki iman, Kur’ân hizmetinin kamuoyuna bakan yüzüdür.

Yıllardır bu camianın içerisindeyim, her Yeni Asya okuru gibi Yeni Asya’yı titizlikle takip ederim. Bu güne kadar menfi bir hareketine şahit olmadım. Kamuoyunda okurunu töhmet altında bırakacak bir olay vaki değildir, olduğunu da kimse söyleyemez. Hatta dört yüz yetmiş gün kapalı kaldığı günlerde bile herhangi bir menfi hareket içinde olmadı. Yeni Asya’nın menfi hareket ile bir işinin olmadığını basın sektöründe çalışan herkes yakinen bilir.

Yeni Asya yayın hayatında iki şeyden asla taviz vermez. Rıza-i İlâhiyi çok önemseyerek Hakk’ın hatırından taviz vermez, bir de müsbet hareketten asla taviz vermez. Yeni Asya’nın yol haritasını bu iki husus belirler. Bunlara azamî derecede riayet ettiği için hiçbir okuru, hiçbir müşkül ile karşılaşmamıştır. Yeni Asya’ya karşı sergilenen tenkit ve düşmanca tavırlar tamamen haksız, keyfi ve siyasî tarafgirlikten kaynaklanmaktadır. Bediüzzaman’ın “Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez” mesleğini kendine ilke edinerek bu düsturdan taviz vermeyen yayın politikasından rahatsız olunmasının eseridir. 

Yeni Asya kişi ve iktidarlara göre yayın yapmaz.

Okurun hareket tarzını gazetenin yayın yolu ile verdiği mesajlar belirler. Tahripkâr ve kışkırtıcı üslûbu ile toplumu gererek Otuz Bir Mart Vak’ası’na sebep olan Volkan Gazetesi’nin yazarı Derviş Vahdet’inin durumu buna iyi bir örnektir. Hatta Bediüzzaman “Edipler edepli olmalı” sözü ile Derviş Vahdeti’yi uyarır. Bu sebeple Yeni Asya’nın hiçbir okurunda menfi ve asayişi ihlâl edip, anarşiyi netice veren bir durumuna şahit olunmadı. Şayet Yeni Asya’nın böyle bir olayı vaki olsaydı televizyon ve gazeteler sürekli gündeme getirerek Yeni Asya’ya saldırırlardı.

Yeni Asya’nın basın hayatındaki hareket tarzını Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur ile ortaya koyduğu düstur ve kurallar manzumesi belirler. Bediüzzaman bir ömür boyu müsbet hareketten asla taviz vermemiş ve menfi hareketten kaçınmıştır. Talebelerine de Risale-i Nur’da yer alan bahis, mevzu ve mektuplarla müsbet hareketi, dâhili ve harici cihadı ders vermiştir. Hatta talebelerine vefatından önce verdiği en son derste “Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfi hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz” diye ders vermiştir.

Bediüzzaman dost ve düşmana karşıda müsbet hareket ile nasıl davranılacağını eserlerinde ortaya koymuştur. Yaşantısı söylediklerini doğrular. Yoğun ısrara rağmen Şeyh Selim, Şeyh Said isyanlarına karşı çıkarak taraftar olmaz, Bediüzzaman her zaman ihtilâl ve isyanlara karşı çıkmıştır. Kendisine yapılan zulüm, işkence ve baskılara da sabırla karşı koyarak herhangi bir şekilde asayişi bozan davranışlara başvurmamıştır.

Eğer bir problemi çözerken kullanılan yöntem doğru değilse sonuç yanlış çıkar, harcanan zaman ve emek de boşa gider. Risale-i Nur ile toplumun problemlerini çözmeye çalışan Bediüzzaman her zaman müsbet hareketle muhabbet dilini kullanıp ortaya konan eserlere iştiyakın artmasını sağlamıştır. “Medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husûmete vaktimiz yoktur.” Evet, Bediüzzaman muhabbet fedaisidir. Bu gün yüzbinlerin Risale-i Nur’u haz duyarak okumalarının sebebi Bediüzzaman’ın kullandığı kucaklayıcı bu muhabbet dilidir, düşmanca tavırlardan kaçınmasıdır. Kendisine eziyet edenlere kin, nefret ve intikam söylemleri ile yaklaşmamış, bunların imanlarının kurtulması için hep müsbet hareket etmiş. Aynen Asr-ı Saadetteki gibi bu insanları kazanarak şeytanın oyuncağı olmaktan kurtulmalarını arzulamış.

“Risale-i Nur, iman ve Kur’ân muhaliflerine karşı mücadelesinde cebir ve münâzaa yolunu değil, ikna ve ispat yolunu ihtiyar etmiştir.” Bediüzzaman bu cümleler ile de takip edilen yol ve yöntemi gözler önüne serer. Bu yöntem gönülleri ve ruhları Risale-i Nur’a istihdam ederek, düşman olarak gelenlerin huzurdan dost ve Nur’un talebesi olarak ayrılmalarını sağladı. Bu yöntem Asrı Saadet modelidir.

Kargaşa ve anarşiye zemin izhar eden menfi hareket şer ve tahrip hesabına geçer, iletişim kanallarını kapatır. Menfi bir hareket tarzı ile güzel şeyler yapmak mümkün değildir. Menfi harekete kalkışanlar hüsrana uğrayıp, hedefledikleri sonuca ulaşamadılar. Tarihte bunun örnekleri çoktur. Bu sebeple bütün peygamberler ve müceddidler müsbet hareket etmişler. Müsbet hareket insan fıtratına uygun, fıtrî bir oluşumdur. Müsbet hareket İnayet-i İlâhiyenin oluşmasına, rahmetin tecelli etmesine vesile olur.

Bu gün Yeni Asya’nın bin bir sıkıntı ve baskılara rağmen sarsılmadan yoluna devam etmesinin ve hücumları akim bırakmasının sebebi müsbet hareket ederek İnayet-i İlâhiyenin oluşmasıdır.

Okunma Sayısı: 1002
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı