"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokratikleşme ve Şeriat

Kâzım GÜLEÇYÜZ
30 Nisan 2025, Çarşamba
Bediüzzaman’ın 110 yılı aşkın bir süre önce gündeme getirdiği ve hâlâ hayata geçirilip tamamlanmayı bekleyen birçok özgün proje var. Bunlardan en çok bilineni, Medresetüzzehra adını verdiği eğitim kurumu.

Burada vicdanın ziyası olan dinî ilimlerle aklın nuru olan modern fenlerin kaynaştırılarak okutulması; felsefeyle dinin, Avrupa medeniyeti ile İslâm hakikatlerinin barıştırılması; Anadolu’daki medreselilerle mekteplilerin ve tekkelilerin ittifakı; meşrutiyetin getireceği kazanımların topluma mal edilmesi, ırkçılığın İslâm kavimlerini ifsadının önüne geçilmesi gibi hedefler öngörüyordu Said Nursî.

Bu bağlamda çok büyük önem arz eden hususlardan birini de, meşrutiyetle birlikte gelen köklü sistem değişikliğinin Kur’ân, Sünnet ve Asr-ı Saadet kaynaklı İslâmî referanslarla açıklanmasıydı.

Bediüzzaman’a göre, İslâmiyet Müslümanların adeta et ve kanlarına karışmış derecede fikir, his ve vicdanlarında etkili bir din olduğu için, onların zihinlerini “ruhanî manyetizma” ile harekete geçirmek, yalnızca “şeriat namıyla” olabilir. 

Çünkü toplumun eğitimi bu hürriyetler çağında yalnızca şevk ve muhabbetle mümkün olabilir. O şevki doğuracak etken de, vicdanlardan yükselen “sada-yı diyanet.” Onu heyecana getirecek faktör ise, ruhanî manyetizma gücüne sahip olan şeriat-ı Ahmediyenin güçlü emirleri.  

(Eski Said Dönemi Eserleri, s. 31). 

Buna karşılık, “din vasıtasıyla olmazsa,” kanun, düzenleme ve uygulamalarda dinin prensipleri dikkate alınmaz ve bunlar halka o şekilde takdim edilmezse, şahs-ı manevî olan hükümetin, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan ve herşeyi dinî hassasiyetleri çerçevesinde değerlendiren avamın nazarında münafık veya mürted gibi görüleceğini, bunun da hükümetin dayandığı en önemli esaslar olan ittihad ve itaati örümcek ağından daha zayıf bir duruma düşüreceğini vurguluyor Said Nursî. (Age, s. 33).

Bilâhare cumhuriyet ve demokrat diye güncellediği meşrutiyetin temel esas ve prensiplerini “sarahaten, zımnen ve iznen” dört mezhep içtihatlarından çıkarmanın mümkün olduğunu da belirtiyor.

Okunma Sayısı: 1544
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    30.4.2025 17:28:29

    Kur’ân, Sünnet ve Asr-ı Saadetden beslenerek bir dünya anayasası ve bu minvalde kanunlar oluşturulsa, bütün dünya feraha kavuşur. şüphe ediyorum böyle bir teklif oluşturulsa ilk Müslüman ülke lider ve siyasetçileri karşı çıkar. ellerinize sağlık, Allah razı olsun

  • Aslı Nur

    30.4.2025 14:14:13

    Bir soru da şu Avrupa medeniyeti ilr islam hakikatleri kavgalı mı?

  • Aslı Nur

    30.4.2025 14:12:29

    Aklın nuru meselesi izaha muhtaç değil mi? Yani Müslümanların aklı aydınlanmamış mıdır? Peygamber efendimiz ve sahabe zamanında fen ve bilim yoktu. Onlar için ne hüküm vereceğiz?

  • Halil İbrahim Karahan

    30.4.2025 05:57:34

    Allah razı olsun Rabb'im her türlü kötülüklerden korusun....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı