"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Fikrî iktidar” mı?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
23 Ekim 2020, Cuma
Erdoğan İbn Haldun Üniversitesi açılışındaki konuşmasında, zaman zaman seslendirdiği bir itirafı, “Kendimi biraz mahzun hissediyorum” diyerek bir kez daha tekrarladı:

“18 yılda eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadık.”

Ve müfredatın ötesinde, topyekûn bir eğitim reformunun gerekliliğinden dem vurdu.

Ama şimdiye kadar defalarca tekrarlanan ve malûmun itiraf formatında yine ilâmından ibaret olan bu sözlerin bir orijinalliği yok.

Hele hem Batı taklitçiliğini Cumhuriyetin en büyük kaybı olarak niteleyip, hem de bu tercihin projesi olarak dayatılan resmî ideolojiyi teğet geçen, onunla hesaplaşmaktan kaçınan, dahası ona teslim olup ömrünü uzatan bir anlayışla hangi reform yapılabilir ki?

Zaten AKP döneminde, eğitimdeki resmî ideoloji propagandası tamgaz devam etti.

Hangi ders kitabını açsanız, resmî ideoloji sembolleri ve bol bol devrim edebiyatı. (Geçen yıllarda her ders yılı başında imam hatiplerde okutulan kitaplardaki örnekleri sınıf sınıf ve tek tek tüm detaylarıyla aktarmıştık.)

Hal böyleyken, fikrî iktidarı tesis edememekten yakınmanın mantığı ve anlamı ne?

Esasen siyaset dışı ve üstü olduğu halde siyaseti de kuşatan bir kapsam, genişlik ve derinliğe sahip olan “fikir” kavramını “iktidar” gibi siyasî bir bağlamda ele almak ne kadar doğru. “Fikrî iktidar”dan ne kast ediliyor?

Ve tek fikirle demokrasi olmaz. Demokrasi farklı fikirlerin eşit şartlarda yarıştığı rejimdir.

Bir fikir doğruysa ve fıtratla örtüşüyorsa zihin, kalp ve gönüllere zaten kendiliğinden hâkim olur. Hele zamanı gelmiş bir fikir, Einstein’ın dediği gibi atom bombasından güçlüdür. Yanlış bir fikri ise hiçbir baskı insanlara kabul ettiremez. Ona bina edilen istibdat da devam edemez. 

İşin AKP ile ilgili bir diğer boyutu, olup bitenlere tarafgir değil, objektif bakabilen fikir ehlinin şu tesbiti: “Bu iktidarla birlikte birçok dindar aydın ve düşünür raportör bürokratlar haline geldi.”

Fikir, siyaseti değil; siyaset, fikri kontrol altına alıp yönlendirince başka ne beklenir ki?

Erdoğan’ın şu şikâyeti de hayli manidar: 

“Medyamız en modern altyapıya sahip, ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor.”

Gerçek şu ki, türlü yollarla kontrolleri ele geçirilen medya organlarının eski hallerinden tek farkı, dalkavukluk yarışında sınır tanımamaları. Onun dışında fikir açısından değişen birşey yok.

Okunma Sayısı: 3134
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    23.10.2020 15:35:35

    “fikri iktidarımızı gerçekleştiremedik" 1- Devletin anlayışının dibini sonunu bu cümlede görebiliriz. 2- Fikrin iktidarı; fikrin, siyaset ve iktidarla galip getirilmesi demek.İktidar, istediğin fikre; meşru özgür adil insani zemin ve ortam hazırlar. Fikriyin zamanı gelmişse, doğru ve haklıysa yeraltı suyu gibi fışkırır.Muktedir sadece o su kaynağının üstündeki; betonu ve önündeki şaşırtıcı perdeleri kaldırır kaldırmalı.Şehir Üniversitesi' ne bitişik İbn Haldun.Üni. bunları söylemek hem acıklı hem gülünç..

  • erhan

    23.10.2020 12:40:11

    kim bilir, belki tüm Allah rızası için hizmet eden cemaatleri yok ettikten sonra, emellerine ulaşır, fikri iktidar olurlar.

  • Oğuz Yiğiter

    23.10.2020 00:48:29

    Makalenin can alıcı özeti şu cümlede gizli ; "Bu iktidarla birlikte birçok dindar aydın ve düşünür raportör bürokratlar haline geldi." Makale " fikrî iktidar" ekseninde çok özlü kritikler yapmış. Benim tekraren dikkat çekmek istediğim, iktidarın yaslandığı güç ekseniyle ilgili net görüntü ; sağında, Türk milliyetçiliği ve resmî ideoloji kalıplarında sadece "terörle mücadele ve beka" konseptine odaklı bir siyasi figür, solunda yine resmî ideoloji patentli, maocu teorisyen, avrasyacı ve hatta "mili diktatörlük"ten dem vuran bir siyasi figür. Kastedilen "Fikrî iktidar" her ne ise, aslında bu görüntü herşeyi anlatıyor bence...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı