"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençlere adanan bir ömür ve nurlu nesiller

Kâzım GÜLEÇYÜZ
23 Mart 2024, Cumartesi 04:07
Hayatı boyunca insanlara, özellikle de gençlere şefkatiyle muhatap olan Üstad Bediüzzaman, gençleri bu çağı fırtınalarıyla sarsan manevî tehlikelerden korumak için çırpındı. “Karşımda müthiş bir yangın var. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum” diyerek...

Üstad Bediüzzaman ilk hayatının bir bölümünü genç talebeleriyle birlikte geçirdiği Van’a harp ve esaret sonrası tekrar dönünce karşılaştığı yıkım manzaralarının ruhunda meydana getirdiği teessürü yakıcı ifadelerle anlatırken diyor ki:

“Oğlum yoktur ki, yalnız oğlumu düşüneyim. Bendeki fıtrî olan bu ziyade acımaklık ve şefkat... Binler Müslüman evlâtlarının, hattâ masum hayvanların teellümlerine (acılarına) karşı dahi bir rikkat, bir elem, o sırr-ı şefkatle hissediyordum.” (Lem’alar, s. 383)

Ve hayatı boyunca insanlara, özellikle de gençlere bu şefkatiyle muhatap oldu.

Onları, bu çağı fırtınalarıyla sarsan manevî tehlikelerden korumak için çırpındı. “Karşımda müthiş bir yangın var. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum” diyerek.

120 talebesiyle birlikte zulmen konulduğu Eskişehir Hapishanesi’nin penceresinden karşıdaki lisenin bahçesine bakarken, orada neşeyle oynayan genç kızların 40-50 yıl sonraki durumlarını hayalen görüp onlar için gözyaşı dökerek...

Kastamonu’da yanına gelip “Bize Yaratıcımızı tanıt, öğretmenlerimiz Allah’tan bahsetmiyor” diyen lise öğrencilerine, okulda okudukları fenlerin diliyle Allah’ı anlatarak...

“Hayat, gençlik ve hevesat cihetinden gelen tehlikeler”e karşı tesirli bir ikaz almak isteyen gençlere, “Kat’iyen gidecek” dediği gençliğin iffet ve istikamet dairesinde yaşanması halinde ebedî bir  gençliği netice vereceğini müjdeleyerek...

Onun bir ömür boyu devam eden bu gayret ve çırpınışı, milyonlarca gencin imanını kurtarıp manevî tehlikelerden korunmasına ve saadete kavuşmasına vesile oldu.

Ve  Ali Ulvi Kurucu’nun ifadeleriyle:

“(Üstad) bir yuva kurmak ve orada mesut bir aile geçirmek sevdasına düşmeye vakit ve fırsat bulamadı. Fakat Cenab-ı Hak kendisine öyle şeyler ihsan  etti ki, fani kalemlerle tarif olunamayacak kadar muazzam ve muhteşemdir. Bugün dünyada hangi bir aile reisi manen Bediüzzaman Hazretleri kadar mesuttur? Hangi bir baba milyonlarla evlâda sahip olmuştur? Hem de nasıl evlâtlar! Ve hangi bir üstad bu kadar talebe yetiştirebilmiştir?” (Tarihçe-i Hayat, s. 23-4)

Üstad ve gençler

Üstadın hayatına baktığımız zaman, Birinci Dünya Savaşı öncesi ders verdiği Horhor Medresesi’nde, vatan müdafaası için koştuğu şark cephesinde, Ankara’da yeni rejimin tesisini takiben gittiği Van’daki Zernebad Suyu başında, Risale-i Nur hizmetini başlattığı Barla’dan başlayarak, sürgüne gönderildiği diğer şehir ve kasabalarda gençlerle haşır neşir olduğunu görmekteyiz.

Aynı zamanda yeğenleri olan Abdurrahman ve Ubeyd ile Molla Habib, Ali Çavuş, Molla Hamid ve Molla Resul, ilk dönem gençlerden.

Hulusi Yahyagil, Sabri Efendi, Hafız Ali, Hüsrev Altınbaşak, Tahirî Mutlu, Refet Barutçu, Hasan Feyzi Yüreğil, Zübeyir Gündüzalp, Mustafa Sungur, Bayram Yüksel, Ceylan Çalışkan... gibi en yakınında bulunmuş talebeleri de 20’li-30’lu yaşlarda Üstadla tanışmış ve hayatlarının sonuna kadar hizmete sadakatle devam etmiş, önde gelen güzide isimlerden.

Bu bahtiyarların bir kısmı çok genç yaşta rahmet-i Rahman’a kavuşmuş. Sorgu öncesi “Doğru söylesem Üstadım zarar görecek, söylemesem askerlik şeref ve itibarım gidecek; yâ Rab, canımı al” diyen ve hemen ardından vefat eden istikamet şehidi Binbaşı Asım Bey, 46 yaşındayken Denizli hapsinde şehit olan Hafız Ali, 48 yaşında terhis belgesini alan Hasan Feyzi, Üstadın sağlığında vefat edenlerden...

Emirdağ’da daha çocuk yaştayken hizmetine girdiği Üstadın “Seni dünyaya vermeyeceğim” dediği ve 34 yaşında rahmetli olan Ceylan ile 51 yaşında berzaha göçen Zübeyir ise, Üstadın vefatından sonra ona kavuşan isimler arasında...

Risale-i Nur hizmeti başladıktan sonra Üstadın her yaştan talebeleri olmuş, ama hizmeti omuzlayanların çoğu gençlerin içinden çıkmış. Bunların içerisinde hanımlar da ayrı ve çok özel bir yere sahip olmuşlar.

Üstadın lâhika mektuplarında gençlere yönelik teşvikkâr ifadelerini çokça görüyoruz. Risale yazan, Kur’an öğrenen, hizmete katkısı olan kızlı erkekli çocuk ve gençleri isim isim kayda geçiren Üstad her biriyle tek tek ilgilenmiş, takdir ve tebrik etmiş, onlara hitap eden özel mektuplar yazmış ve selâmlar göndermiş.

Onun bu muhatabiyeti bize de örnek...

Zübeyir Gündüzalp örneği

Zübeyir Gündüzalp’i Risale-i Nur’la tanıştıran Konyalı Rıfat Filizer anlatıyor:

“Kendisine Bediüzzaman Hazretlerini ve Risale-i Nur’u dilimin döndüğü kadar anlattım. Çok meşgul olduğunu, evlerindeki roman, hikâye ve felsefe kitaplarını bitirinceye kadar başka bir kitapla meşgul olamayacağını ifade etti. ‘Sırada 300 kitap var, onları okuyayım, Risale-i Nur’u da okurum’ dedi. Tam 6 ay fikrî sohbetlerimiz devam etti. Bazan gece 1’e kadar konuştuk...”

Ve 6 ay sonra Gündüzalp, Filizer’in verdiği Gençlik Rehberi’ni okumaya başlıyor.

Sonrasını Gündüzalp’ten dinleyelim:

“Kitabı aldım, o gece geç vakte kadar okudum. Bu nasıl kitaptı? Hem anlamıyordum, hem anlıyordum. Anlamıyordum, zira anladığımı ifade edemiyordum. Fakat içimde bir inkılâp, ruhumda bir sükûn, kalbimde bir sürûr, derin bir tesir duyuyordum.”

Sonra tamamen Risale-i Nur’a yoğunlaşan Gündüzalp, günde 14 saat Risale okuyor. Bazan bir sayfayı 40 defa okuyor. (Genç Yorum, Nisan-2018)

Gündüzalp’in 6 aylık bir sürecin sonunda Risale-i Nur’la tanışma hikâyesi ve “sebeb-i saadetim” dediği Filizer’in bu süreçteki samimî, sabırlı, takipçi, ısrarlı ve teşvikkâr gayreti hepimize çok şey anlatıyor.

Günümüzün gençleri arasında da her biri ayrı bir Zübeyir olma istidat ve potansiyeline sahip kimbilir ne cevherler var...

Onları keşfetmek, Risale-i Nur’la tanıştırmak ve hizmetlerimize kazandırmak için nasıl çalışmamız ve davranmamız gerektiğinin en güzel örneği, Filizer’in Gündüzalp’le ilgilenme ve muhatabiyet şekli.

Onun 6 aylık gayreti, Gündüzalp gibi muhteşem bir değeri hizmete kazandırdı.

“Vesile olan, yapan gibidir” kaidesince, Gündüzalp’in Nur’a yaptığı tarihî hizmetlerden Filizer de hissedar. Ne mutlu ona ve yeni Zübeyir’lerin keşfine çalışanlara...

Nurlu nesiller

Üstad, özellikle son yıllarında giderek artan ziyaret taleplerinin çoğunu “Zahmet etmenize ve masrafa girmenize gerek yok, bulunduğunuz yerde eserlerimden birini açıp okuyun, benimle görüşmüş gibi olursunuz” diyerek geri çeviriyor ve nazarları eserlere yöneltiyordu.

Ve “Ölümüm hayatımdan fazla hizmet edecek” derken, eserleriyle ortaya koyduğu iman ve Kur’an hizmetinin, talebeleri tarafından haklı şûra esası üzerinde teşkil edilecek ihlâslı ve mütesanid bir şahs-ı manevî ile devam edeceğini söylüyordu.

Nitekim öyle de oldu. Nur hizmeti, Üstadı hiç görmeyen, ama eserleriyle yollarını aydınlatan genç nesillerin bu manalar etrafında kenetlenerek yaptığı çalışmalarla devam etti. Daha Üstadın sağlığında iken, hiçbir kuvvetin söküp atamayacağı bir sağlamlıkla Anadolu’ya kök salan bu hizmet dallanıp budaklandı ve dünyanın her tarafına yayılarak küresel bir boyut kazandı.

Risalelerin telifinin başladığı Barla’dan itibaren İlahî bir istihdamla hizmette yer almış saff-ı evvel öncüler; Kastamonu, Denizli, Afyon, Emirdağ, Isparta, İstanbul... safahatında nurlu kervana dahil olmuş kahramanlar derken, hizmet bayrağı sürekli yenilenen genç nesiller tarafından devralınarak burçlarda dalgalandırılıyor.

Sayıları giderek azalan son şahitler de emeklerinin zayi olmadığını ve boşa gitmediğini görmenin mutluluğu içinde, gençlerin bu hizmetlerini takdirle takip ediyor, alkışlıyor ve Allah’a şükrediyorlar.

Ne mutlu Barla’da yakılan meş’alenin ışığıyla yürümeye devam eden bu nurlu ve onurlu kervanda yer alan bahtiyarlara.

 

Okunma Sayısı: 1584
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı