"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstifa eden HSK üyesinden itiraf: Hukuk, adalet kalmadı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
19 Ekim 2021, Salı
Bundan 11 yıl önce, 12 Eylül 2010’da referanduma sunulan ve bilhassa yüksek yargı ile HSK’nın yapı ve işleyişinde esaslı değişiklikler getiren anayasa değişiklikleri için iktidarın kullandığı söylem “üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü” şeklindeydi.

Yargıdaki Kemalist ve laikçi vesayetin kırılması adına bu söylem destek buldu; paketin hayata geçmesi halinde demokrasinin önünün biraz daha açılacağını düşünen geniş bir kesim “Yetmez, ama evet” diyerek bu desteğini dile getirip, kullandığı oya da yansıttı.

Ama ne yazık ki, diğer birçok konuda olduğu gibi, bu hususta da verilen sözler tutulmayıp bilâkis tam tersi şeyler yapıldı ve gerçek niyetlerin çok farklı olduğu sonra ortaya çıktı.

Yargıda alttan alta devam eden hâkimiyet mücadelesi iyice kızıştı; işin garibi, referandum öncesinde “Mümkün olsa mezardakileri kaldırıp evet oyu verdirelim” diyenlerin tamamen tasfiye edildiği bir süreç yaşandı.

15-20 Temmuz süreci bir yönüyle buydu.

Ve bu hengâmede, ne yazık ki, söz konusu ekipleşmelerle hiçbir ilgileri olmadığı halde tasfiye listelerine konulup harcanan, tutuklanan ve mahkûm edilen birçok insan oldu.

Böyle bir hengâmede “kazanan”ların başında Perinçek taifesi ve Kemalistler geliyor.

Hâlâ devam eden bu kavgada “kazanmış” görünmekle beraber, 15-20 Temmuz hukuksuzluklarının bütün faturasını sırtlanarak fena halde yıpranan “muhafazakâr” ekipler ise galiba bu faturayı ödeme noktasına geliyor.

HSK üyesi Avukat Hamit Kocabey’in “Genel Başkanım Devlet Bahçeli ile istişare ederek istifa ettim” açıklaması ve bu istifanın arkaplanına ilişkin bilgiler, bunun ilk işaretleri.

Bazı alternatif baro yönetimlerinin de benzer şekilde Bahçeli’ye biatlarını ifade ettikleri hatırlanırsa, bu dönemde yargıdaki “MHP vesayeti”nin ulaştığı boyut daha iyi anlaşılır.

Kocabey’in istifa gerekçesi olarak dillendirilen diğer sebepler, hem uyuşturucu sanıklarının bile ne tür siyasî sahiplenme ve himayelerle korunduğunu, hem de bu süreçte en fazla kullanılan malûm yaftanın, artık ortakları da birbirine düşürecek bir noktaya geldiğini gösteriyor.

Bunca hukuksuzluğa imza atmış bir kuruldan siyasî talimatla istifa eden üyenin “Hukuk, adalet kalmadı” yakınması ise, bu tablonun trajikomik bir itirafı olarak kayda geçti. İbret!

Okunma Sayısı: 4711
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    19.10.2021 13:48:20

    Boşuna '' Onların yatacak yerleri yok'' diye söylenmiyor. Vaziyyet onu gösteriyor.Allah islah etsin...Allah SONUMUZU HAYIR EYLESIN. Amiiin.

  • erhan

    19.10.2021 12:02:18

    bazı insanlarda yürek olsa da, Yeni Asya camiası gibi Hak, Hukuk, Adalet diye haykırabilseler. mutluluğunu başkalarının, hele hele masum, mazlumların, sefaleti üzerine inşa edenler, sözüm size, "bir tık ötesi mahkeme-i Kübra" bakın, uykumuz geldiğinde, göz kapaklarımızı açık tutacak kadar hakimiyet sahibi değiliz, ayaklarımıza hakim olamıyoruz, dilimiz dönmüyor, bazen konuşamıyoruz, birde gerçek kanun koyucunun huzurunu düşünün. "ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM"

  • Ferhat ardıç

    19.10.2021 01:39:10

    Ocamız battı zerre miktar suçum olmadığı halde bilmiyorum bu kadar utanmadan sıkılmadan insanların hayatlarını karartıp nasıl ölecekler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı