"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur'an güneşinin nurlu aynası

Kâzım GÜLEÇYÜZ
04 Mayıs 2022, Çarşamba
Allah’ın güzel isimlerinden biri de Nur. Kâinat bu ismin tecellîleriyle aydınlanıyor. Hem maddeten, hem manen.

Dünya kurulalı beri, Nur isminin tecellîsini de aksettiren güneşin pırıl pırıl ışıklarıyla aydınlanırken, bu ismin sahibi olan Zat-ı Zülcelal, insanların akıl ve kalblerini de elçileriyle gönderdiği İlahî mesajlarla nurlandırıyor.

Bu mesajların taşıyıcısı olan Peygamberlerin her biri birer manevî güneş gibi, kavimlerinin ufkunu aydınlattı. Son Peygamber ise tüm insanlığa hitap eden bir hidayet rehberi olarak 14 asrı aşkındır nurunu neşre devam ediyor.

Bu da, Peygamberimizin en büyük mu’cizesi olan Kur’an’la gerçekleşiyor. Ve zaman ihtiyarladıkça kendisi gençleşen bu sonsuz mu’cize, nazil olduğu günden bu tarafa milyarlarca insanın dünyasını da, ahiretini de aydınlatıyor.

Nur, Kur’an’da çok zikredilen esmadan biri. Kur’an, “kâfirler istemese de,” Allah’ın nurunu tamamlayacağını, altını çizerek vurguluyor.

Ancak, imtihan dünyası olan bu âlemde, bu nuru söndürmek için uğraşanlar da hiç eksik olmadı. Bu yöndeki gayretlerin zaman zaman “başarı”ya ulaşmış gibi göründüğü ve o nurun üzerine perde çekildiği dönemler de oldu.

Ama böyle zamanlarda, yine Cenab-ı Hakkın tavzifiyle gönderilen ve hadiste “Peygamber vârisleri” olarak nitelenen mücedditler gelip, dinin hakikat ve asliyetini izhar, dine karıştırılmak istenen bâtıl fikirleri iptal, dine vaki tecavüzleri red ve imha ve ilâhî ahkâmın üstünlüğünü ilân ettiler. Bunu, “ruh-u aslî”yi rencide etmeden, yeni izah tarzları ve zamanın anlayışına uygun yeni ikna usulleriyle yaptılar.

Bu mücedditler silsilesinin en son halkası olan Bediüzzaman, “Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez bir manevî güneş olduğunu bütün dünyaya göstereceğim ve ispat edeceğim” meydan okuyuşuyla hizmet meydanına atıldı.

“İslamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez; gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz” diyerek bu seslenişini perçinledi ve Âkif’in “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı” beytiyle dile getirdiği hasrete cevap veren eserleri, Kur’an güneşini çağın idrakine yansıtan bir ayna oldu.

Said Nursî, mücedditlik vazifesinde selefi olan Mevlânâ Halid ile talebelerinin bir asır önce yaptığı hizmeti anlatırken, İslâm âleminin parlak nuruna o zaman çekilmek istenen bulut perdesinin ve getirdiği karanlıkların, o hizmetler neticesinde dağıldığını ifade ediyor.

Ve bir sonraki asırda aynı misyonun Nur Talebeleri tarafından üstlenileceğini yazıyor.

Öyle de oldu. Risale-i Nur hizmetleri geçen yüzyıldan bu yana karanlıkları dağıtarak ufukları aydınlattı ve aydınlatmaya devam ediyor.

Okunma Sayısı: 1848
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bülent BİÇER

    10.5.2022 14:48:01

    Makalenizden dolayı tebrik ve teşekkür ederim.Bazı dersleri talim ve idrak etmek aylar yıllar sürecekken dakikalar içinde istifade ve istifazaya vesile oldu...Zaman zaman tekrar okunmaya ihtiyaç duyulacak bir yazı gerçekten...Allah razı olsun...

  • Muhittin İsmail Özgür

    4.5.2022 03:46:48

    Hz. Adem zamanından bu yana Allahın dinini tebliğ edenler, din ve diyanet hizmetinde bulunarak insanların ebedi saadeti için uğraşanlar, ve onların muhalifleri olmuş. Şeytanın arkadaşı olan, şeytandan ilham alan şeytan evliyalarını konumuzun dışına alırsak, belki de kimi insanların Allah ve Tanrı inancını anlamaya yaklaşmamalarının bir sebebi de enaniyettir. İngilizcede confidence ve overconfidence kelimeleri var. "Confidence: Kendine güven" gerçekten çok faydalı ve insanın arkadaşıdır. Ama overconfidence, aşırı güven, hem zararlıdır, insan kendisine olması gerekenden çok fazla güvendiği için kendi mahiyetini unutabilir, ciğerine yapışan bir mikropla ölebilecek durumda olduğu halde, küçük dağları ben yarattım moduna girerek Allaha karşı düşmanlık eder. Yasin suresinin 77. ayeti bu konuya değinirken, 30. Söz'de de detaylı şekilde açıklar.

  • Oğuz Yiğiter

    4.5.2022 03:07:56

    Elhamdulillahi hâzâ min fadli Rabbi...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı