"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lozan’ın içyüzü ve helalleşme

Kâzım GÜLEÇYÜZ
27 Temmuz 2022, Çarşamba
99. yıldönümünü geride bıraktığımız Lozan Andlaşması için “Zafer mi, hezimet mi?” tartışması yapıldığı malûm. Resmî tarihe göre zafer, aksi görüşe göre hezimet...

Rahmetli Demirel, 1985’te Köprü için yaptığımız mülâkatta iki yaklaşıma da itibar etmeyen dengeli bir değerlendirme yapmıştı.

Söylediklerini kısaca özetleyecek olursak:

“Lozan, Osmanlının içinden bir Türkiye devletinin çıkışının resmen dünyaca tanınmasının adıdır. Bugün ‘Şöyle olmasaydı, böyle olsaydı’ demek mümkün. Ama o günü o günkü şartlarla değerlendirmek lâzım.

“Birinci Dünya Harbini kaybeden üç imparatorluktan biri olan Osmanlıya Sevr Muahedesi ile dayatılan şartlara ve Anadolu’da başlatılan işgallere karşı millet ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyerek giriştiği mücadeleyi başardı.

“Ama Yunanlıları mağlûp ettik, onu destekleyen yedi düveli değil. Lozan, diğer devletlerin bizimle, bizim de onlarla harbi göze alamayıp mâkul bir denge arama olayıdır.

“Lozan’da meydana gelen sınırlar içinde Batı Trakya’nın, adaların, Musul ve Kerkük’ün olmayışı; Kıbrıs’taki adaların tümüyle terki gibi herkesi düşündüren problemler vardır.” 

Mübadele, Osmanlı borçlarının ödenmesi gibi konuların da yorumlandığı mülâkatın tamamı için: İslam Demokrasi Laiklik, s. 170 vd.

Bunlar Lozan Muahedesinin siyasî sonuçlarıyla ilgili değerlendirmeler. Meselenin bir de manevî boyutu var ki, ayrı bir önemi haiz.

Konuyla ilgili olarak Büyük Doğu’da yayınlanıp Emirdağ Lâhikası’nda iktibas edilen “Lozan’ın içyüzü” başlıklı makaleyi takdim ettiğimiz Demirel, “Ben sizin beklediğiniz cevapları biliyorum, ama onları söylemenin henüz vakti gelmedi” ifadesini kullanmıştı.

O makalede, yapılan gizli pazarlıklarda  yeni devleti tanıma karşılığında Türklerin İslamı temsil rolünün terki için verilen sözler, İngiliz heyeti başkanı Lord Gürzon’un ve konferans sürecinde aktif bir rol oynayan Hayim Naum’un beyanlarıyla kayda geçirilmişti.

Yeni Türkiye devleti dünyaca tanınıp yola çıktıktan sonra laiklik adı altında yapılan ve Kılıçdaroğlu’nun gündeme taşıdığı “helalleşme” bağlamında da sorgulanması gereken kimi uygulamaların, Lozan’da verildiği belirtilen sözlerle bağlantısı, incelenmesi ve aydınlatılması gereken son derece önemli bir konu.

Okunma Sayısı: 3006
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    27.7.2022 18:27:50

    Zalimlerle mazlumlar ahi rete göçmüş durumdalar. Hesap Mahkeme-i Kübra' da görülecektir.Burada kim kiminle helallaşecek? Zalimler ve zulme maruz kalanlar ahirete alemine göçmüşler.Bu dünyada bu muamelenin görülmesi mümkün değildir.Adli ilahi o ebedi dünyada tecelli edecektir.

  • Cetin acar

    27.7.2022 08:48:39

    Lozan, halifeliği kaldırarak islam alemini paramparça yapan bir anlaşmadır. Lozan, glatstone nün "islamlar ın elinden kur anı alıp, onları dinlerinden sogutmaliyiz" sözünün gerçekleşmesidir. Kılıçdaroğlu ise "Helâlleşmek " için hem adım atıyor, sonra da "Lozan" ı bayram ilan edeceğim diyor. Teklif Meclise geldiğinde de "vatanını sevenlerle , sevmeyenler belli olacak" Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.

  • S.topuz

    27.7.2022 02:56:44

    "Hayim Naum müdhiş plânının zeminini Amerika'da hazırladıktan sonra İngiltere'ye geçmiş ve hâlis Yahudi olan Lord Gürzon ile temas ederek şu teklifte bulunmuştur: "Siz Türkiye'nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyet'i ve İslâmî temsilciliklerini, ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüd ediyorum." Aynı Hayim Naum, Türk murahhaslar heyetine müşavir sıfatıyla sokulmanın da yolunu bulmuş, yani Mustafa Kemal ve İsmet'i kendine dost bulmuş. Onun için üçü birleşmiş ve artık arada santralın intizamla işlemesine hiçbir mani' kalmamıştır...." Emirdağ-2 - 32

  • S.topuz

    27.7.2022 02:54:31

    "Gizli anlaşmanın entrikası Türkler'e dinlerini ve din temsilciliğini feda ettirmek şartıyla, sun'î istiklal işinde gizli anlaşmanın müessiri, tek kelime ile Yahudiliktir. Buna memur-u müşahhas kimse de, şimdi Mısır Hahambaşısı bulunan Hayim Naum'dur. Bu Hayim Naum, bu korkunç teşebbüse evvelâ Amerika'da Türkler lehinde bir seri konferans vermek ve emperyalizma şeflerine, Türk'ün maddesini serbest bırakmaları, buna mukabil ruhunu, tâ içinden ve kendi öz adamlarına yıktırmaları fikrini telkin etmek suretiyle başlamıştır. Yani masonluk hasebiyle Kur'anın ahkâmını kaldırmak, milleti dinsiz yapmak." Emirdağ-2 - 32

  • S.topuz

    27.7.2022 02:45:24

    "Bir gün Tahir Paşa bir gazetede şu müdhiş haberi ona göstermişti. Haber şu idi: İngiliz Meclis-i Meb'usanında Müstemlekât Nâzırı, elinde Kur'an-ı Kerim'i göstererek söylediği bir nutukta: Bu Kur'an, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur'anı onların elinden kaldırmalıyız; yahut Müslümanları Kur'andan soğutmalıyız, diye hitabede bulunmuş. İşte bu müdhiş haber, onda tarifin fevkinde bir tesir uyandırmıştı. İstidadı şimşek gibi alevli, duyguları ve bütün letaifi uyanık ve ilim, irfan, ihlas, cesaret ve şecaat gibi hârika inayet ve seciyelere mazhar olan Bedîüzzaman'ın, bu havadis üzerine: "Kur'anın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya isbat edeceğim ve göstereceğim!" diye kuvvetli bir niyet ruhunda uyanır ve bu saikle çalışır." Tarihçe-i Hayat - 51

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı