"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ramazan’a veda ederken

Kâzım GÜLEÇYÜZ
02 Haziran 2019, Pazar 00:01
Son yılların Ramazan’ları gibi, bu seneki Ramazan’ı da ağır hukuk ihlâllerinin ne yazık ki hâlâ devam ettiği buruk ve sıkıntılı bir ortamda idrak ettik ve öyle uğurluyoruz.

Bayrama da öyle giriyoruz.

Olup bitenler “Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” diyen Üstadın “adalet içinde hürriyet” talebinin manevî hayatımız açısından da ne kadar önemli olduğunu bir defa daha acı tecrübelerle hepimize gösteriyor.

Haksız ve keyfî uygulamalarla  gerçekleşen vahim kul hakkı ihlâlleri, Allah’a karşı görevimiz olan ibadetlerin de sağlıklı bir şekilde yerine getirilebilmesini engelliyor.

Bu süreçte yapılanlar dinin gereklerinin yaşanmasını doğrudan engelleyen sonuçlar dahi doğurabiliyor. Pasaport sorunu yüzünden hac ve umreye gidilememesi veya gözaltında başörtülerin zorla çıkarılması gibi.

Aile reislerinin, bazıları eşleriyle birlikte tutuklu olduğu veya bütün kazanılmış hakları gasp edilip işten çıkarılarak açlığa, hattâ sivil ölüme mahkûm edildiği nice evde sıcak aile ortamı berhava edilmek suretiyle çocukların ortada bırakılması, çoğunda iftar ve sahur sofralarının çok zor kurulabilir hale gelmesi ve kurulabilenlerde de lokmaların boğazlarda düğümlenmesi, duyarlı vicdanları ve yürekleri yakıp kavuran bir başka trajedi.

Duamız artık bu hallerin son ermesi için.

Bu Ramazan’da manevî atmosferi olumsuz etkileyen bir başka önemli sebep de, İstanbul’daki 31 Mart seçim sonucunu kabullenemeyip YSK’ya baskı yaparak 23 Haziran’da yine seçimi dayattıran iktidarın tavrı.

Ve seçim sürecinde özellikle iftar ve sahur sofralarının siyasî şov için kullanılması, dışlayıcı ve suçlayıcı polemiklerin oralara taşınması, dahası cami açılışlarının bile siyasî mesaj verme vesilesi olarak değerlendirilmesi.

Geçen sene 24 Haziran seçim sürecinde de benzer şeyler yaşanmıştı. Ama bu defa işi çok daha ileriye götüren örnekler görüldü.

Görevi gereği milletin birliğini temsil konumunda olan ve son dönemde sık sık “82 milyonu kucaklayacak Türkiye ittifakı”nı vurgulayan bir insanın, cami açılışında cemaatten kendi partisinin adayına oy isteyip, rakiplerini “oy hırsızlığı” ile suçlaması gibi...

Siyaset gölgesi düşmeyen huzurlu Ramazan ve bayramlara artık erişmek dileğiyle.

Okunma Sayısı: 1881
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    2.6.2019 15:57:27

    Ki, yöneticilerin söylem ve eyleminden, elinden ve dilinden emin olalım. "Haksız ve keyfî uygulamalarla gerçekleşen vahim kul hakkı ihlâlleri..." yargıya güveni ve mülkün temelini sarsmıştır. Gazete Duvar'da bugün Yargı Reformu ile ilgili Türkiye’nin en önemli idare hukukçularından, Adalet Bakanı'nın da eski hocası olan Prof. Dr. Metin Günday’ın açıklamalarını lütfen dikkatlice okuyun. Bunun bir "makyaj" ve "mevcut vaziyetin itirafı" olduğunu kanaatine siz de katılacaksınız. Bir defa yargı siyasal otoritenin baskı ve tasallutundan kendini kurtarmalıdır ki, adil, cesur, hür karar verebilsin. Kuvvetler ayrılığı ilkesi demokrasi ve hukuk sisteminde hak ettiği yeri almalı ki, reform paketleri işe yarasın.Tabii bunun ön şartı da demokratik hukuk devletinin bütün kurum ve kurallarıyla fiilen işler halde bulunmasıdır. Menfi ve menfaatçi siyaset elini yargının ve yargıcın yakasından çekmelidir. Binadan önce (rejim ya da sistemin) temeli atılmalı ki üzerine yeni ve sağlam bina inşa edilsin.

  • Gündüz Alp-2

    2.6.2019 15:35:28

    Eğer haber doğru ise İstanbul'da bir Belediye Başkan yardımcısı, "....Cami’nin içinde dün kadınlara seslendi. Konuşmasında akp’ye oy verilmezse “dinin elden gideceğini”söylüyor. (Cumhuriyet,02.06) Din milletin ortak malıdır. Devamı da bir partiye bağlı değildir. Asıl din bu tür söylemlerle elden gidebilir. Dinin sahibi de partiler ya da partililer değil, Allah'tır (cc). Siyasal çıkar uğruna kullanmadık bir şey bırakmadılar. Çok yazık! İftar sofrasında hatta camii kapısının önünde bile rakiplerine hiç ahiret endişesi ve Mahkeme-i Kübra korkusu taşımadan "hırsız" diyebildiler. Veyl olsun! Bütün bu yalan, iftira ve tehditlerden sonra tüm Türkiye'de seçim kazanılsa ne olur? Âhiret gittikten sonra. Diller de kirlendi eller de. Vicdanlar köreldi, kalpler katılaştı. Muhabbet buharlaştı, insanlar birbirine adavet eder hale getirildi. Toplumsal barış ve huzur (hem de din kullanılarak) dinamitlendi. Ardı ardına paket açılsa ne olur? Bence önce "temiz diller" ve "temiz eller" paketi açılmalıdır.

  • Gündüz Alp

    2.6.2019 15:17:20

    Sayın Güleçyüz, Ramazan'a veda ederken umarım ki istibdat ve tahakküme de veda ederiz. Zira şu Ramazan'ı huzurlu geçirdeik diyemiyorum. Bayramı ise bilemem. İftar sofralarının baş konuğu menfi siyaset ve onun menfi söylemleri oldu. Oruçlu ağızlarla yalan, iftira, tehdit ve hakaretamiz ifadeler kullanmaktan hiç ama hiç imtina edilmedi. Orucu "yalan" ile açtılar desek, abartmış olmayız. Oysa kizb/yalan inancın/itikadın tam aksi bir durumu ifade eder. Ramazan'ın birleştirici ve kuşatıcı özelliği maalesef ayrıştırmaya alet edildi.Kanaatimiz, özellikle iktidar cephesinin bu menfi söylemi 23 Haziran'a kadar devam ettireceği yönündedir. Her gün -şaşırtıcı- yeni bir din istismarı ve dini söylemle karşılaşıyoruz. "Şimdi de Bedir istismarı" haberi. (Yeni Asya, 01.06) Bedir Gazvesi ile İstanbul seçimini özdeş hale getiren tuhaf, çelişkili, buram buram istismar kokan bir yaklaşım. Şu vaziyetin dine de dindara da zerre miskal katkısı yoktur. Götürüsü ise çoktur.

  • Abdullah Tunç

    2.6.2019 00:35:43

    Peygamberimizin zülüm karşısındaki eşsiz hassasiyeti ile bugünün müslü manlarının duyarsızlığını yan yana getiriyorum,hayret hayret içinde kalı yorum. Bize ne oldu? Haksızlıklar kar şısında niye bu kadar lakayt hale gel dik.Neden vicdanlar sızlamıyor?Neden mani olmak için bir gayret sarfedilmiğyor?. "Şeriat aleme gelmişki istibdadı ve za limane tahakkümü kaldırsın "hakikatı ortada iken,bir müslüman istibdat,ve zalimane tahakküm karşısında nasıl sessiz kalabilir?Vicdanı nasıl rahat edebilir?Ya eli,ya dili veya kalben nefret etmek süreriyle zulme mani olmalıdır.Aksi halde zulme şerik olur.Ve bu tavır umumi bir belayı dahi celbedebilir!

  • Ahmet

    2.6.2019 00:16:14

    Allah inşallah bütün mazlumlar için bir kapı açacaktır. Küfür devam eder zulüm devam etmez. Rabbil alemin derecesine göre kullarını belalarla imtihan ediyor. Sizler de zulüm karşısında dilsiz şeytan olmadınız ne mutlu size

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı