"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tuhaf gelişmeler

Kâzım GÜLEÇYÜZ
14 Mayıs 2020, Perşembe
Önceki darbe dönemlerinde ve son olarak 28 Şubat sürecinde doğrudan laikçi Kemalizm adına yapılan algı operasyonlarında kullanılan en etkili araçlar, tam anlamıyla “istihbarat bültenleri”ne dönüştürülmüş olan gazete ve televizyonlardı.

Medya yöneticilerine Genelkurmay’da brifing veriliyor, gazete manşetleri karargâhtan açılan telefon talimatlarıyla belirleniyordu.

Derin mahfillerde kotarılan Aczmendiler gibi gruplar ve Fadime Şahin, Ali Kalkancı gibi figürler üzerinden yürütülen algı operasyonları da 28 Şubat’ın unutulmazlarındandı.

Bunlar ve benzerleri ortaya sürülerek güdülen hedef, cemaat ve tarikatları bu örneklerle yıpratıp toplumu onlardan soğutmaktı.

Piyon olarak kullanılanlar, işleri bitince sessiz sedasız çekilip unutulmaya terk edildi.

Aradan 23 sene geçti. Türkiye benzer operasyonların farklı versiyonlarının sergilendiği bir süreçten geçiyor. Asker artık doğrudan devrede değil. Operasyonlar sivil görüntüyle gerçekleştiriliyor. Basında biat etmeyen muhalif sesler adlî yöntemlerle, ilan ve kart ambargosu gibi ayrımcı uygulamalarla ve iç fitnelerle devredışı bırakılmaya çalışılıyor.

Bu süreçteki son gelişmeler daha da ilginç.

Meselâ bir iktidar kanalında 15 Temmuz üzerinden “50 kişiyi götürürüz” salvoları yapan kişinin kimliği ve geçmişine dair bilgiler nedense! bize 28 Şubat figürlerini hatırlattı.

Vaktiyle tesettürden çok uzak kıyafetlerle İzmir’in gece hayatında boy göstermesiyle bilindiği söylenen bu kişi, bilâhare aşırı Gülen övgüleri içeren paylaşımlarda bulunmuş.

Şimdi de “15 Temmuz şampiyonu” (!!!)

Burada niyet gerçekten “15 Temmuz ruhu”na sahip çıkmak mı; yoksa o “ruh”u zaten fazlasıyla yıpratıp aşındıran istismarlara bir yenisi mi ekleniyor? Peki, bu atraksiyon 15 Temmuz için havanın artık döndüğünü gösteren bir “ters dalga”nın işareti olabilir mi?!

Tunceli-Pülümür’de dağa “Ne mutlu Türküm diyene” yazılması ise, 90’lı yıllarda çok tartışılan, kimi Atatürkçülerin bile eleştirip karşı çıktığı ve artık gerilerde kalmış olduğu düşünülen bir resmî ideoloji dayatmasının AKP iktidarında, daha doğru Saray rejiminde tekrar hortlatılması anlamına gelmiyor mu?

Fark, bu adımın “Türkler 1000 yıl İslama hizmet etti” argümanıyla savunulmasında.

Resmî ideoloji “din maskesi”yle iş başında.

Okunma Sayısı: 8189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yahya Evrin

    14.5.2020 04:09:08

    Sadece gülüyorum, kim kime darbe yapack.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı