"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adana’da Taşnak-Hınçak terörü

M. Latif SALİHOĞLU
14 Nisan 2021, Çarşamba
GÜNÜN TARİHİ: 14 NİSAN 1909

İstanbul'daki "31 Mart Vak'ası"ndan sadece bir gün sonra (14 Nisan 1909) Adana'da yaşanan ve kısa aralıklarla birkaç kez tekrarlanan kanlı hadiseler zinciri, yakın tarihimizin kayıtlarına "Adana Vak'ası" olarak geçti.

Adana'daki kanlı hadiseler, o bölgedeki Müslümanlarla gayr-ı Müslim kesimden olan Ermeniler arasında yaşandı.

14 Nisan ile 27 Nisan günleri arasındaki 13 günlük süre içinde iki taraf arasında en az üç kez tekrarlanan bu iç çatışma esnasında, binlerce insanın kanı döküldü.

Muhtelif kaynaklarda yazıldığı kadarıyla, Müslümanların kaybı 2000'den az iken, Ermenilerin kaybı ise 5000'den fazla olduğu anlaşılıyor. (Cemal Paşanın "Hatırat"ı gibi bazı kaynaklar, Ermenilerin kaybını 15 binden fazla gösteriyor.)

Anlaşılamayan ve alaca karanlıkta kalan husus ise, bu kanlı hadiselerin patlak vermesine kim veya kimlerin sebebiyet verdiğidir.

Kanaat hasıl eden bir nokta şudur ki: Adana'daki hadiselerin İstanbul'daki "31 Mart Vak'ası"yla bir şekilde irtibatı var. Dolayısıyla, birinin aydınlatılması halinde, diğerinin de aydınlığa kavuşacağı ihtimali kuvvetlidir.

Önemli bir bilgi notu da şudur: 

Hadiselerin patlak verdiği gün, Ermenilerin "Paskalya Bayramı"dır. O gün itibariyle, pek çok Hıristiyan misyoner de Adana'ya gelmiş olup mühim toplantılara iştirak etmişlerdir.

*

Adana merkez ve yakın çevresini kan-revan içinde bıraktıran hadiselerin içinde, oldum olası komitecilikle uğraşan ve Avrupa devletlerinden daima destek gören başta Taşnak ve Hınçak olmak üzere, Ermeniler adına hareket eden tedhiş ve terör örgütlerinin parmağı olduğu âşikârdır. Bunlar, Osmanlı devlet merkezinin alabildiğine sancılı olduğu bir zamanda, kendi halklarını kışkırtmaya ve Avrupa himayesinde bölgede bir "Kilikya Hükümeti" ihdas etme niyet ve teşebbüsünde bulundular.

Esasında, sonradan kışkırtmalı olduğu anlaşılan hemen bütün "Ermeni patırdısı"nın arka plânında, daima bir "Avrupa müdahalesi" düşünülmüş, hatta planlanmıştır.

Bu planın tahakkuk safhası, daha çok Birinci Dünya Harbi esnasında Rusya ile Kafkasya Cephesinde yapılan savaşlarda görülmüştür.

Ermeni çeteciler, Osmanlı vatandaşı olan Ermeniler'den on binlercesini ayaklandırmış ve hariçten bize saldıran Rus kuvvetlerine iştirak ettirmiştir. Eğer Ermeni çetecilerin alenî yardımı, desteği ve kılavuzluğu sayesinde olmasaydı, Rus orduları Anadolu'nun Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bu derece rahat ilerleyemezlerdi.

*

İttihatçı hükümet, Adana'daki kanlı hadiseleri yatıştırmak, tedbir almak ve suçluların cezalandırılmasını temin etmek maksadıyla, meşhûr Cemal Paşa’yı buraya vali olarak tayin etti.

O tarihlerde, İttihatçılar ile Ermeni grupların arası iyi görünüyordu. Siyaseten de, hemen her safhada birbirini kollayıp destek veriyorlardı. Öyle ki, Ermeniler, Hareket Ordusu’na da kuvvetleriyle destek verdiler. Ermenilerle İttihatçıların müşterek hareketliliği, I. Dünya Savaşı öncesine kadar da devam etti.

İşte, bu iki cenahın birbirine çok yakın olduğu bir atmosferde Adana'ya giden Cemal Paşa, derhal bir Divân-ı Harb-i Örfî (Sıkıyönetim Mahkemesi) teşkil ettirdi.

Kanlı hadiselerde dahli veya tesiri bulunan kimseler  tesbit edilip mahkemeye çıkarıldılar.

Fakat, ne tuhaftır ki, tıpkı İstanbul'daki aynı isimli mahkemede olduğu gibi, suçlu bulunan ve idam edilenlerin hemen tamamı dindar Müslümanlar oldu.

Netice itibariyle, sadece bir tek Ermeniye mukabil tam 47 Müslüman idam edildi.

Bu hususlarla ilgili bilgiler, gerek Talat ve gerekse Cemal Paşa’nın "Hatırât"ında yer aldığı gibi, ayrıca o dönemde gazetecilikle iştigal eden tarihçi-yazar İsmail Hami Danişmend'in eserlerinde de ayrıntılı şekilde yer almaktadır. (Osmanlı Tarihi Kronolojisi-IV: 74)

Kaderin garip bir cilvesi şudur ki: Vaktiyle Ermenileri memnun etmek için elliye yakın Müslümanın idam edilmesine sebebiyet veren Talat ve Cemal Paşa, gün geldi yine ters düştükleri Ermeni teröristlerin nâmert kurşunlarıyla gurbet elde can verdiler.

*

Adana gibi daha başka yerlerde de yaşanan kanlı boğuşmaların biriktirmiş olduğu kin ve adâvetin şiddeti, bilhassa I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte, adeta bütün vahâmetiyle açığa çıktı ve kendini alenen göstermiş oldu.

Bu talihsiz hadiselerin açtığı yaralar, ne yazık ki yüz yıldan fazla bir zamandır bir türlü kapanmadı, yahut kapatılamadı.

Ancak, ne yapıp edip, asırlardır birbiriyle komşu olarak yaşayan Ermenilerle Müslümanları barıştırmalı, barış içinde yaşamalarını temin etmeli. Başka türlü arayışlar, taraflara şimdiye kadar zarardan başka hiçbir fayda vermedi; bundan sonra da vermeyeceğini herkesin bilmesi gerekir.

Okunma Sayısı: 1304
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı