"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Misâk-ı Millî’ye Lozan darbesi (2)

M. Latif SALİHOĞLU
18 Şubat 2020, Salı

“Önce hürriyet ve istiklâl”

28 Ocak 1920'de Mecliste kabul edilen Misâk-ı Millî'nin dünyaya duyurulması esnasında, Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Beyin şu meâldeki takriri (önergesi) Meclis'te oybirliğiyle kabul edildi: "Ahd-ı Millî'nin dünya parlamentolarına ve memleket matbuatıyla cihan matbuatına tebliğ edilmesini ve tercihan müzakeresini teklif ederim... Milletimiz bizlere kendilerini temsil şerefini vererek buraya gönderdiği zaman, ilk vazife olarak, hayat hakkını ve haysiyetini tebellür ettiren en mâsum haklarını teminat altına alan, mazisinin parlak günlerini istikbâl içinde düşünmek hakkı olduğunu gösteren ve bunun için icab ederse bütün millet fertleri olarak ölmeyi göze alan şu Ahd-ı Millî'yi ilân etmemizi istedi… Biz, maddî-manevî varlığımızın bize temin ettiği hakk-ı hayatı istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz. Şimdi okuyacağım, peymân-ı millîdir. Milletin yeminidir. Milletimiz, ya bu yeminin şartlarını yerine getirecek, yahut da bu yolda tarihin huzurunda şerefle silinip gidecektir. Fakat, asla esir olmayacaktır, efendiler!" 

(Bkz: Nejat Kaymaz; "Misak-ı Millî Üzerinde Tartışmalar", VIII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 1977.)

“Anadolu hükûmeti”

İşgal kuvvetlerinin ağır baskısı altında toplanan son Osmanlı Meclis-i Mebûsanı, İstanbul'da ancak iki ay kadar çalışabildi.

12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplanan ve çalışmalarına başlayan Meclis, işgal kuvvetlerinin ağır baskısı altında faaliyetlerini güçlükle yürütebiliyordu. Buna rağmen, yine de gizli oturumlar yaparak ve hatta bazı kararları yazılı hale getiremeden 16 Mart 1920'ye kadar çalışmalarına devam etti. 

Misâk-ı Millî, Osmanlı Meclisi’nden sonra TBMM tarafından da aynen kabul edildi.

Bu tarihten sonra ise, Meclis ve hükümet binası dahil İstanbul'un tamamı kanlı bir baskınla birlikte fiilen işgal edildi. İşgal konseyine danışmadan ve bilgi vermeden hiçbir kurum ve kuruluş serbestçe çalışamaz bir hale geldi. Bir taraftan da tevkifler başladı. İngilizlere şikâyet edilen veya bir şekilde hakkında ihbar bulunanlar yakalanıp Malta'ya sürgün edildi. 

Yakasını işgalcilerden kurtarabilen mebuslar ise, Anadolu'ya geçerek Ankara'da toplandı. 20 Nisan 1920'de burada yeni bir Meclis kuruldu. Aynı seçilmiş mebuslar tarafından kurulan bu meclis, derhal Bakanlar Kurulu’nu belirledi. Böylelikle, İstanbul ve Ankara'da olmak üzere iki ayrı hükümet kurulmuş oldu: Padişaha bağlı “İstanbul hükûmeti” ve milletin iradesine dayalı “Anadolu hükûmeti.”

Ankara merkezli yeni Meclis, İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'ın almış olduğu Misâk-ı Millî kararını aynen kabul ettiğini dünyaya bir kez daha duyurmuş oldu.

Misâk-ı Millî sınırları

Yeni Türkiye açısından en büyük bir gaflet hâli, hiç şüphesiz Lozan görüşmeleri esnasında yaşandı. Zira, askerimizin zaferi ve Meclislerimizin de ahdi olan “Misâk-ı Millî” Lozan masasında tâvizlerle fedâ edildi.

Toparlayacak olursak... Evet, bir ismi de “Ahd-i Millî” olan Misâk-ı Millî, Osmanlı Meclisi tarafından 28 Ocak 1920'de oy birliği ile kabul edildi; 17 Şubat'ta da ülke ve dünya kamuoyuna açıklanan Misâk-ı Millî’ye göre “Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığı gün (30 Ekim 1918) itibariyle, askerimizin bulunduğu, yani işgal edilmemiş durumdaki topraklar Osmanlı toprağıdır.”

Osmanlı Meclisi’nde, ardından TBMM’de vatan sınırları olarak kabul ve ilân edilen bu yeni harita şöylece ifade edildi: “Mütarake akdolunduğu gün (30 Ekim), ordularımız fiilen bu hatta hakim bulunuyordu. Bu hudut, İskenderun Körfezi cenubundan, Antakya’dan Halep ile Katma istasyonu arasında Cerablus Köprüsü cenubunda Fırat Nehri’ne mülâki olur; oradan Deyrizor’a iner; badehu şarkta temdit ederek, Musul, Kerkük, Süleymaniye’yi ihtiva eder. Bu hudut, ordumuz tarafından silâhla müdafaa olunduğu gibi, aynı zamanda Türk ve Kürt anasırıyle meskûn aksam-ı vatanımızı tesbit eder.” 

Okunma Sayısı: 1234
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı