"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sığınmacıların durumu, statüsü

M. Latif SALİHOĞLU
18 Kasım 2021, Perşembe
Suriye’de yaşanan belâ ve musîbetlerden kaçarak Türkiye’ye gelen milyonlarca sığınmacıların durumu hem çeşitlilik, karışıklık arz ediyor. Bunları, özet maddeler halinde sıralamak gerekiyorsa, şunlar söylenebilir:

* Sığınmacıların çok az kısmı, muhtelif yerlerde kurulan kamplarda yaşıyor. Bunların hemen tamamı, doğup büyüdüğü topraklara geri dönmek istiyordur.

* Bir kısmı, aynen TC vatandaşı gibi, ülkemizin her tarafında dağınık şekilde yaşıyor. Bunların önemli bir kesimi, kendine ya işyeri açmış, ya da bir işe girmiş çalışıyor. (Nitekim, bunlarla yerli kimseler arasında yer yer sürtüşmeler, çatışmalar da yaşanıyor.) Geri kalan kısım ise, onlar da kendi içinde ikiye ayrılıyor: Kimileri sefalet içinde yaşıyor; kimileri de, büyük mal ve servet sahibi olduğu için zengin hayatı yaşamaya devam ediyor.

* Sığınmacıların bir başka kısmı, gönlü gibi gözü-kulağı da Avrupa ülkelerinde. Bunların, ölümü bile göze alarak denize açılanları gibi, hava, ya da kara yoluyla gitmek için fırsat kollayanları da var. Yani, bıraksanız eğer, Türkiye’de çok az bir kısmı kalır.

* Türkiye üzerinden, ya da başka bir güzergâhtan ABD veya Avrupa ülkelerine gidenlerin çoğu, niyet ve arzu itibariyle bir daha Suriye’ye dönmemek üzere gidiyor görünüyor. Ne var ki, bu devletlerin niyeti ve düşüncesi sığınmacılarla aynı çizgide değil. Onlar, bir taraftan mülteci alırız-alıyoruz derken, bir taraftan da ülkelerindeki sığınmacıları yer yer zor kullanarak geri göndermenin yolunu bulmaya çalışıyor.

İşte, böylesine çeşitlilik arz eden sığınmacıların bize bakan yüzünü iyi görmeli, hadiseyi doğru bir tahlile tabi tutmalı ve neticede, bu durum karşısında—özellikle dînen—ne gibi mesuliyet ve mükellefiyetlerimizin olduğunu anlamalıyız.

Bu hususta, şimdiye kadar doğru şekilde ve yeterli ölçüde bir izahâtın yapıldığını sanmıyoruz. Meselâ, bu insanlar muhacir mi, yoksa misafir mi, yoksa başka bir şey mi?

Hükûmet, ya da Diyanet cenahından, bu ve benzeri suâllerin net bir cevabına şimdiye kadar rastlayabilmiş değiliz. Dahası, şimdiye kadar söylenenler tatmin edici bulunmadığı için, ne gelenler rahata kavuşabildi, ne de bu ülkenin vatandaşları rahata, huzura erdi.

Oysa, kıyas için zaman zaman zikredilen Medine’deki “Ensar-Muhacirîn”in durumu asla böyle değildir. Medine’de, her iki taraf da bir arada ve tam bir barış güven, huzur ve sükûn içinde hayatlarını idame ettirdiler. Ayrıca, günümüz şartlarıyla Mekke’den hicret etmeyi zorlayan ve Medine’de yaşamak mecburiyetinde kalınan şartlar arasında çok büyük farklar var ki, bir kısmı kıyas dahi edilemez.

O halde, şimdiki durumun, dinî usûl ve esaslar çerçevesinde yeniden ele alınması ve ona göre müşterek bir fikir ve kanaate varılması gerekiyor. Aksi halde, hasıl olan dinî ve zihnî kargaşanın önüne geçilemez.

Misâl: Resûl-i Ekrem (asm), Medine’ye hicret ettikten sonra, doğduğu topraklara dönmedi; yani Mekke’ye gelip orada ikamet etmeyi düşünmedi. Mekke’yi sadece hac fârizası ve sılâ-i rahim için gelip ziyaret etti. Dolayısıyla, Mekke’de doğdu; ama, Medine’de vefat etti. Mezar-ı Şerifleri de orada.

Keza, Bediüzzaman Hazretleri de, hicrette ve gurbette “esaret”i bile yaşadığı halde, yine de memleketine dönmedi veya dönmek için şartları zorlamadı. Her zaman ve her yerde hizmetini ve dâvâsını düşündü.

Söz konusu sığınmacıların hayatında ve hizmetinde ise, bu mânâda bir hal veya tavır görünmüyor. Dahası, kendileri bizlerin yardımından ziyade ilme, irfana, irşada, hatta teselliye muhtaç durumdalar.

*

Son olarak, SETA’nın bu husustaki açıklamasını ekleyelim. SETA, sığınmacıların hiçbir ülkede henüz resmî olarak “muhacir” veya “mülteci” statüsünde kabul edilmediğini; şimdilik onlara sadece “Geçici koruma belgesi”nin verilebildiğini; bunun da “Geçici Korunaklı” anlamına geldiğini açıkladı.

Bu durumda, hem onların işi zor, hem bizim işimiz giderek zorlaşıyor, ağırlaşıyor. Allah cümlemize kolaylık ihsan eylesin.

Okunma Sayısı: 779
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Neslinur

    18.11.2021 11:07:27

    Çok muhterem lâtif ağabey, yazı içeriğinizle adeta toplumun genelinin duygularına tercüman olmuşsunuz. Mülteci meselesi kanayan bir yara tabiri caizse. Sosyo kültürel farklılıklar, hijyen yoksunluğu v.s. Yerli halkı çileden çıkaracak kadar, kural tanımaz davranış ve tavırlar ne yazık ki..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı