"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mazeretler bizi sorumluluktan kurtarır mı?

M. Said ZEKİ
10 Ağustos 2026, Pazartesi
Gönlünü ve zihnini mazeretlerle uyuşturanlar mücadeleden uzak durmak için: “Faydası olacağını bilsem, her şeyi yapardım”, “Ben tek başıma ne yapabilirim ki?”, “Kimi, kime şikâyet edeceksin?”, “Başım belaya girse, beni kim kurtaracak?”, “Ne yaparsan yap, işe yaramaz” türü bahaneler, kitleleri sosyal ve siyasi mücadeleden uzak tutar.

Mazeretler toplumun ruhunu felç edecek komplo teorilerine dönüşür.

İnsanoğlu bir mazeret fabrikası sanki! Daima kendini aklamak ve başkalarını suçlamak için mazeret üretme fabrikası...

Üzerimize düşen işleri yapmıyor, sürekli bahaneler üretiyoruz.

Halbuki; yüzlerce mazeret binlerce bahane, bir tek başarının yerini tutamaz. Mazeretler bize fayda sağlamaz, başarıya ulaştırmaz. Mazeret üretmek vicdanımızı tatmin etmez, mesuliyetten kurtarmaz.

MAZERET SEBEPLERİ

Mazeret üretiminin temelinde insanın zaafları var. Tembellik, karamsarlık, ümitsizlik, bilgisizlik, korku, özgüven eksikliği, yalancılık, kendini temize çıkarma vs.

Mazeret üretiminin en önemli nedeni ruh, beyin ve beden tembelliğidir.

Hayatın getirdiği belirsizliklerden korkanlar rutin işler dışında bir görev üstlenmek istemez.

Gerekli bilgi ve mücadele azminden mahrum olanlar, bir işe giriştiklerinde önlerine çıkan ilk engelde, hemen teslim bayrağı çeker.

Bilgisizliğini ve dirençsizliğini örtmek için mazeret üretme tuzağına düşer.

Öğrenci ders çalışmamak, işçi işini savsaklamak, görevlilerin görevlerini yapmamak için bahane üretiyor.

Siyasetçi, hizmet yerine hamaset ve mazeret üretiyor, başarısızlığı için başkalarını suçluyor.

Ailede, toplumda, ticarette, siyasette, iman hizmetlerindeki mazeretleri görüyor, yaşıyor, birlikte üretiyoruz.

“İnsanlar fırsatları beklerken, fırsatlar da insanları beklermiş; kazanan ise hep mazeret olurmuş.”

SAKIN TOPLUMU ÜMİTSİZLİĞE SEVKETME!..

En tehlikeli mazeretler ise sosyal alanda üretilenlerdir. “Biz adam olmayız”, “Böyle gelmiş, böyle gider.”

Oysa; toplumları, insanların geri kalmışlığa, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı ortak mücadelesi ayakta tutar ve geliştirir. Başkaların yanlışı bizi doğru yapmaz. Ama başkaların dalâleti bizim hidayetimize zarar vermez, vermemeli.

Barışı, adaleti, iyiliği, ümidi savunmak yakıcıdır, bedel ister. Ama insanın şeref ve haysiyetine yakışan davranış budur.

Öyleyse; ilimden, marifetten, birlik ve beraberlikten, barış ve adaletten yana olan tavrımızı -tüm hücumlara rağmen- değiştirmeyeceğiz.

Bütün şartlar aleyhimizde olup, ahirzaman fitnesi tüm şiddeti ile cihanı istilâ etse de yılmayacağız.

İNSANCA VE MÜSLÜMANCA YAŞAMAK

Bütün şer, ifsad ve zındıka komiteleri son model silâhlarıyla hücuma geçse de mazeret üretmeyeceğiz, cehalet ve ümitsizliğe asla teslim olmayacağız inşallah.

Çünkü insanca ve Müslümanca yaşamak istiyoruz. İnanıyoruz ki Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez, Allah doğruların, hak yolunda mücadele edenlerin yardımcısıdır. Ümitsiz olmak yok!

Hiçbir şey çözümsüz değil. Çalışana Allah verir. Bir hakikat, binlerce yalan ve mazereti yakar. Bir nur, bütün karanlığı kovabilir.

Ümitvâr ve azimli bir fert, insanlık tarihinin akışını değiştirebilir.

Öyleyse; nefsin hilelerine, felaket tellalı toplum mühendislerine aldırmadan; bahane üretmeden ‘insanca ve Müslümanca yaşamak’ için; müspet hareket içinde mücadeleye devam.

Okunma Sayısı: 226
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı