Bunu yazmam lâzım.
Biliyorum, rüya ile amel edilmez, ama iki ayrı zamanda birbirini tamamlar nitelikteki rüya görülünce ve daha da önemlisi rüyadaki şahıslar da mühim kişiler de olunca evet, bunu yazmam lâzım. Rabbim hayırlara vesile eyleye.
Yatağımın içinde, gecenin 05.03’ünde bilgisayarımı açtım. Çok da sessiz olmam lâzım zira refakatçı eşim, Sultanım, dinleniyor, onu da uyandırmadan bunu yazmam lâzım.
Önceki rüyamda rahmetli Süleyman Demirel, aktif görevde ve yanında dönemin sağlık bakanı var, hastanede odamda ameliyat doktorum Ozan Bozkurt beyden bilgi alıyor. Çok dikkatli dinliyor.
Sonraki rüyamda aynı ekip ama Demirel, operatör yani cerrah. Sırtüstü yatıyorum, elleri vücudumun üzerinde ameliyat olduğum bölgelerde dolaşıyor, maharetle. Yukarıdan aşağıya sıvazlıyor, sanki. Hissediyorum, yapılanları heyecan ve ümit dolu, bakıyorum.
Bildiğimiz gibi cerrahî operasyon yapıyor, Süleyman Demirel. Ağrı ve acım, yok. Ellerini hissediyorum. Yanımdakilere de bir taraftan anlatıyor, sanki yılların cerrah hocası gibi. Onlar da tasdik ediyorlar, dikkatle izliyorlar.
Rahatlıyorum, evet bunu hissediyorum. Yatak kıyafetim üzerimde, elleriyle yukarıdan aşağıya doğru sıvazlaması devam ediyor. Çıkan iltihabı gazlı beze alıp, yanındakilere gösterdikten sonra çöpe atıyor. Bunu birkaç sefer tekrarlıyor.
Derken uyanıyorum, gördüklerimi hatırlıyorum, toplayıp değerlendiriyorum ve kararlı bir şekilde ama çok sessiz olarak bilgisayarımı yatağın içinde açıp yazmaya başlıyorum.
İnsan, gündüzün yaşadığı şeylerin çoğu zaman etkisinde kalıp, bilinçaltına işleyerek, rüya âleminde onu görür, onu yaşar.
Bunlar, rüyanın yazıya dönüşümü olan notlardır lakin bu notlara vesile olan bir vakıamın olması lâzım. İşte onu nakletmem gerekir.
(Haftaya inşaallah.)