Karşı duvardaki TV, rüyamda etrafı o güzel bayrağımız olarak bana gözüküyor, rahatlıyorum.
Hâlbuki yatak, -işte bilirsiniz hastane döşeklerini- hiç de rahat değil, kemiklerim hemen altındaki metalden ağrıyordu. Böylesi bir vaziyette iken o bayrak görüntüsüyle beni kendine cezbederek dediğini yapmamı, yukarı kata gelmemi istiyor. Hâlbuki rahat hareket edemem üç tane borularım var. Baktım bu bir aldatmaca, lâ havleyi çekerek kendime geliyorum.
Uzun çekmesin o psikiyatr hapından da çare bulamayınca devam ettirmedim. İrademe, sabırla sarıldım. Dualarıma kuvvet verdim. Mümkün olduğu kadar yürümeye gayret ettim, içtiğim suyu, aldığım gıdayı fazlalaştırmaya çalıştım.
Muhasebem uzun çekiyor farkındayım ama işlediğim hataya muvafık.
Nihayet taburcu oldum, hamdolsun. Mahallî derse başladım, gelemeyen arkadaşları davet ettim. Dershanenin eksiklerini tamamlamaya, talebelerle yakînen ilgilenmeye başladım.
Diğer taraftan kurmayı hedeflediğim vakfın mütevelli ve yönetim heyetlerini toplayıp noter ve mahkemeye müracaatı yaptık, şükürler olsun.
En büyük vazifelerimden birisi de bir muhasebe ve murakabe yazısı hazırlayarak, matbuatın önünde nedametimi itiraf etmeliydim. Bu, bazılarına ders olduğu gibi kimilerine de inşaallah numune olacaktı. Allah, hatamı bilmeyi, tevbe etmeyi nasip eylesin. Âmin.
Mesele sadece tevbe ile kalmamalı elbette, nasuhî olmalıydı. Bu da samimiyeti gerekli kılar, ciddiyeti davet eder.
Şimdi, bu şuur ile yaşadıklarımdan çıkaracağım derslerin hepsini anladığımı zannediyordum meğer burada da yanılmışım. Daha nice dersim varmış ki yaşadıkça farkında olacağım.
İleride başlayacak olan ameliyatlarım ve o esnalarındaki vakıalarla kim bilir neler tecelli edecek!
Bütün bunları yaşarken, anlatırken o esnalarda benim vücudumda, etrafımdakilerde, ailemde ve tabiplerle beraber olduğum hâllerde tecelli ile tezahür eden esma ve sıfatları o kadar çok gördüm ki, saymakla bitiremem.
Hemşire kolumda damar yolu açmak için iğneyi sokacak yer bulamıyor, damarların hemen hepsi kullanıldı, olmadı boğazımdaki damara serumu takıyor. Bunların bana birer ince mesajı var elbette.
Gençliğime, varlığıma, tanınmışlığıma, çevreme güvenmemin kritiğini yaptırıyor. Ameliyat masasındayım, zengin fakir hiç fark etmiyor, o bıçak altında. İstediğin kadar oranı buranı kolla, artık sana ait değilsin! İraden sıfır. İtirazın, red.
Hasta haklarına sahipsin ama hangisini yapabiliyorsun? Bir çarşaf istiyorsun, kırk gün sonra geliyor! Neyse…
Hamdolsun, taburcu olduktan sonra toparlanıyorum, 85’le girdiğim hastaneden 72 ile çıkmıştım. Yarısını yakaladım ama hâlâ işim var. Hem önümüzdeki operasyona hazırlık hem de hizmetin toparlanmasına yönelik.
Bir taraftan da beşerî münasebetlerde çok dikkatli olmalıyım, dışarıdan enfeksiyon kapmamalıyım, daha işimiz var. Bırakın kucaklaşmayı, tokalaşmadan da uzak kalmalıyım.
Evdeki yeme içme, yatma gibi şeylerde şimdilik tecrid etmem lâzım kendimi, onları da kendimi de korumam lazım.
Bunların bir kısmı muhasebeye doğrudan girmez, ama dolaylı konusudur, muhasebenin. Bazılarına, tecrübî bilgi babından işine yarayabilir, diye naklediyorum.
Allah, hakkımda hayırlı olanı nasip eylesin, dualarınızda bu kardeşinizi unutmayın lütfen. Teşekkür ederim.