"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

28 Şubat’ı yeniden hatırlamak

Mehmet KARA
05 Temmuz 2020, Pazar
28 Şubat 1997 tarihi Türk demokrasi açısından büyük bir kırılmanın tarihidir.

Bu tarihte Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında açıklanan ve Türkiye’de siyasî, idarî, hukukî ve toplumsal alanda etkisi halen devam eden karanlık günlerin başlamasına sebep olan postmodern darbenin üzerinden 23 yıldan fazla bir zaman geçti.

Bu süreçte, sekiz yıllık kesintisiz eğitimle imam hatiplerin orta kısımları kapatıldı. Kur’ân kurslarına yaş sınırlaması getirildi. Meslek liselerine katsayı adaletsizliği uygulaması başlatıldı. Batı Çalışma Grubu ile inanan kesimler fişlendi. Başörtüsü yasağı sert bir şekilde uygulandı. Binlerce memur işlerinden atıldı. Bin yıl sürecek denilmişti, belki bin yıl sürmedi, ama bıraktığı bazı izler hâlâ duruyor.

Özetle, 23 yıl sonra bu sürecin hesabı tam olarak sorulabilmiş değil.

Geçtiğimiz günlerde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, 28 Şubat dâvâsında 18 sanığa verilen müebbet hapis cezasını yerinde buldu. Mahkeme sanıklar tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddetti. Yani yargı süreci daha uzun süre devam edecek.

Dâvâ, 13 Nisan 2018’de karara bağlandı. Mahkeme, aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, dönemin “simge ismi” Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 21 sanığa müebbet hapis cezası verdi. 68 sanığın beraatine karar veren mahkeme, ölüm sebebiyle 4 sanığın, zaman aşımı dolayısıyla da (!) 10 sanığın hakkındaki dâvânın düşürülmesine hükmederken bazı sanıklar hakkında ceza indirimine de gidildi. 

Bu karar nihaî karar da olmayacak. İtirazlar olacak, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, AİHM sefahatleri ile devam edip gidecek.

Bu karar son günlerde yaşanan bazı uygulamaların bu dönemi hatırlatması ve başörtüsü yasağı ile ilgili bazı beyanlarda bulunulması bu zulüm dolu dönemi hatırlatıyor.

***

YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER

Geçtiğimiz haftasonu yapılan üniversiteye giriş sınavında bir “sınav gözetme”nin sosyal medyadaki hesabından “10 yıl önce zorla başımın açtırıldığı bir sınavda bugün başım kapalı gözetmenlik yaptım” açıklamasını yapması bir takım gerçeklerin ortaya çıkmasına da vesile oldu.

Büşranur isimli kişinin yaptığı paylaşımı eleştirenler, 2010 yılında da AKP’nin iktidarda olduğunu, bu yasağın o dönemde olmadığını ve paylaşımı yapan kişinin “yanılgı” içinde olduğunu söyledi. Bunu söyleyenler şunu unutuyorlar. Bu yasak o dönemde de devam ediyordu!

Başörtüsü yasağı 1997’de büyük bir zulüm olarak devam ederken, üniversite kapılarında tartaklamalar, sınıftan atmalar, zorla başını açma teşebbüsleri, ikna odaları kurulmuştu. 28 Şubat’ta bir postmodern darbe ile hükümetten düşürülen Refahyol’dan (RP-DYP) sonra kurulan hükümetlerde bu yasağı devam ettirdi. Başörtülü memureler o dönemde olduğu kadar olmasa da görevlerinden atılmaya devam etti. Bu zulümleri gören millet seçimlerde Anasol-M ve Anasol-D’yi oluşturan partileri Meclis dışında bıraktı. 2002 yılında iktidara gelen AKP, bu yasağı iktidara gelmesinden üniversitelerde 8 yıl sonra (2010, kamuda da 11 yıl sonra, 2013) kaldırılabildi. 

Dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, 27 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Üniversitesi’ne bir şikâyet üzerine gönderdiği yazısından sonra başörtüsü yasağında yeni bir dönem başladı. Bu yazıdan sonra aynı yıl bazı üniversiteler yasağı ya kaldırmış ya da hafifletmişlerdi.

Bir başka ifadeyse 28 Şubat’ın getirdiği yasaklar AKP iktidarından 5 yıl önce devam etti, AKP iktidar olduktan sonra da 11 yıl sürdü…

Yasağın kalkmasında başta anamuhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefet partilerinin meseleye “özgürlükler ve eğitim hakkı” açısından bakmasındaki pay göz ardı edilemez. Zaten şu anda ne anayasa da ne de yasalarda bu konuda bir düzenlemede de yapılmış da değil.

2013 yılı Temmuz ayında çıkarılan bir kanunla “memura disiplin affı” geldi. Kılık kıyafetleri dolayısıyla son 23 yıl içinde devlet memuriyetinden çıkarılanlar, yeniden göreve dönebildiler. 

Ancak 16 yıl sonra gelen bu “af” sözünden rahatsız olanlar “Biz affedilecek bir hata mı yaptık ki af çıkarıldı” diyerek ve affın çıkmadığı 16 yılda SSK’dan primini ödeyenler emekli olmuşlardı. Geri dönenlerin ise bazı hakları bu tarihe kadar da verilmiş değil.

Yasakların devam ettirilmesine hep “Şu anda konjonktür müsait değil” savunması yapıldı. Bu durum iktidarın tam muktedir olamadığının bir göstergesi olarak ifade edilirken, bu bahanelerin arkasına sığınılması gerekçekti.

Son günlerde 28 Şubat döneminden bahsedilmesi 23 yıl sonra yanlış bilinen bazı gerçekleri hatırlatmaya vesile oldu... 

***

NEREDEN NEREYE?

Son olarak bu konuda yapılan bir açıklamaya da temas edelim.

Bir dönem AKP’nin kudretli ismi şimdilerde ise Cumhurbaşkanı İstişare Kurulu Üyesi olan Sayın Bülent Arınç’ın bu dönemle ilgili yaptığı itiraf niteliğindeki açıklamalarda, bu dönemin aydınlanması açısından önem arz ediyor.

28 Şubat 2013 tarihinde, “Demirel’in darbede çok katkısı var. Demirel bu sürecin baş aktörüydü” diyen Sayın Arınç’ın geldiğimiz noktada, Demirel’in 28 Şubat’ta darbeyi önlemeye çalıştığını söylemesi bu dönemin 23 yıl sonra dahi tam olarak çözülemediğini gösteriyor.

***

ÖZET

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Eşimin başörtüsü için 12 Eylül rejimiyle, imam hatipte okuyan büyük kızım için 28 Şubat rejiminin baskılarıyla, üniversitede okuyan ortanca kızımın başörtüsü için vesayetçi YÖK anlayışıyla mücadele etmiştim. Kaderde üniversitesi kapatılan en küçük kızımı teselli etmekte varmış” açıklaması da bir bakıma bu dönemi özetliyor.

Okunma Sayısı: 1890
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    5.7.2020 00:58:45

    Tebrik ederim, göz ardı edilen çok önemli noktalara değinmişsiniz... ama insanlarda bunu anlayacak basiret nerde... varsa yoksa hamaset...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı