"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasinin 75. yılı

Mehmet KARA
07 Ocak 2021, Perşembe
“Devlet partisi, devlet kılıcını kuşanmış, hükümet arabasına binmiş, cansız ve idealsiz bir kadrodan ibaret kalmıştır. Memleketin yürüttüğü demokrasi yolunda hürriyeti sevenlerin hizmeti büyük olmuştur. Demokrasi dâvâsında partimizin yolu açık ve milletimizin bahtı aydınlık olsun…”

Bugün 7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti’nin 75. kuruluş yıl dönümü. Bu sözler de DP’nin ilk kongresinde konuşan merhum Adnan Menderes’in sözleridir. Merhum Menderes’in sözleri bu misyonun amacını göstermesi açısından önemlidir.

Türkiye’de “demokrasi” tarihinin başlangıcı olan bu tarihte “Demokratlar” partilerini kurmuştu. “Yeter söz milletindir” sloganı ile yola çıkan DP, kurulduğu günden itibaren milletin umudu olmuş, ancak tek parti döneminin “açık oy, gizli tasnif” gibi adaletsiz ve garabet bir seçim sistemiyle seçimlere girdiği için milletin tercihi tam olarak sandığa yansıyamamıştı.

İşte bu düşüncelerle kurulan DP, kuruluşundan 7 ay sonra katıldığı seçimde 66 milletvekilliği kazanmıştı. Açık adı seçimdi. Açık oy, gizli sayım yöntemi olan bir seçim yapılmıştı. DP hem 1948 hem de 1949 seçimlerine “seçime güven duymadığı” için katılmadı. 16 Şubat 1950’de gizli oy, açık tasnif ve yargı denetimini kabul eden, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan bir Yüksek Seçim Kurulu’nu öngören seçim kanununu kabul edilmesinden sonra, 14 Mayıs 1950’de yapılan genel seçimlere katılarak 487 milletvekilliğinin 416’sını kazandı. DP’nin seçimlerde kullandığı propaganda afişi “Yeter! Söz milletindir” olmuştu.

İşte o tarihte söz milletin olmuş. Hem madde hem de manevî kalkınma başlamış, millet demokrasi ve hürriyetlerle tanışmıştı.

***

İLK İCRAAT EZANI ASLINA ÇEVİRMEK OLDU

2 Haziran 1950’de güvenoyu olan ilk Menderes hükümetinin 16 Haziran 1950’de çıkardığı ilk kanununun, “kanunla yasaklanan” ezanın ve kametin Arapça okunması yasağını kaldırmak olmuştur. Menderes’in “Bu millet Müslüman’dır ve Müslüman kalacaktır ve İslâmiyetin icâplarını elbette yaşayacaktır” sözü de tarihe geçmişti.

5 Temmuz 1950 Çarşamba günü radyodan dinî program yayın yasağı kaldırıldı, 7 Temmuz Cuma günü ise Ankara Radyosu’ndan Kur’ân-ı Kerîm’in İsra Sûresi yayınlandı. Demokrasinin kurallarını oturttu. Din dersini okullarda okutmaya başladı. Evrensel değerleri hayata geçirirken dini siyasetlerine alet etmeden, dine hizmet etme yolunu tercih etti. Türkiye’yi barajlara, yollara kavuşturdu. Bir kalkınma hamlesi başlattı. Türkiye’yi tek parti zihniyetinden kurtardı. Yani halk ne istiyorsa onu yaptı.

Kesintisiz 10 yıl iktidarda kalan Demokrat Parti’nin yolu ne yazık ki 27 Mayıs 1960 yılında yapılan kanlı bir askerî darbe ile kesilmiş, başta Başbakan Adnan Menderes olmak üzere Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmişti. Türkiye’de darbeler dönemini başlatan ve demokrasi için kara bir leke olan bu tarihten sonra bu misyonun 12 Mart 1971’deki askerî muhtıra ve 12 Eylül 1980’deki askerî darbe ile önü kesilmiş millete hizmet etmesi hep engellenmiştir.

***

TOPARLANMA “BEN” DEMEDEN OLUR

Darbecilerin hedeflerine ulaştılar ki, merkez de denilen Demokrat misyonda şu anda bir dağınıklık gözleniyor. Türkiye’de merkez sağda birleşme ve bütünleşmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç hissedilirken, yeni yeni partiler Türk siyasetine katılıyor. Şu anda Türkiye’de 100’ün üzerinde siyasî parti var, fakat ülke çapında teşkilâtlanamadığı ve seçime katılma hakları olmadığı için birçoğunun ismini dahi bilmiyoruz. Demokrat misyon (merkez sağ) DP, AP, DYP ile devam etti. 

***

DEMOKRASİDE “BEN BİLİRİM” OLMAZ!

Millî Eğitim eski Bakanlarından Ali Naili Erdem’in demokrasiyi anlatırken, “Sandığın varlığı seçimin meşrûiyeti, demokrasi için yeterli değildir. Demokraside sevgi, hoşgörü çok önemli. Ve demokraside eğitimin bütünleşmesi, ekonominin düzeyi çok önemli. Bunlar olmadığı zaman demokrasi zaaflarla malûldür. Herkes kendi demokrasisinin tarifini yapıyor. ‘Ben bilirim, ben yaparım’, demokrasilerde ‘ben’ yok. Kur’ân’da var mı ‘ben’ kelimesi? ‘Biz’ var. Diyor ki, ‘ben, ben, ben!’ Bu demokraside olmaz, olmuyor” diyor.

İsmet Sezgin ise merkez sağı şöyle târif ediyordu: “Merkez sağ millet demektir; milletin irâdesi, aklı, özlemi, birleştiği yer, inancı demektir. Değer yargılarının toplandığı yerdi. Muhâfazakâr, milliyetçi, aydın ve demokrasiye inanan insanlardır. Merkez sağ budur.”

Türkiye, siyasette Demokrat misyonun eksikliğini ve bunun getirdiği tıkanıklığı yaşıyor. Birçok olayda görüldüğü gibi bu misyona duyulan ihtiyaç daha güçlü şekilde hissediliyor. Demokrat fikrini savunanların bu misyonu tekrar ayağa kaldırmak için çaba sarf etmeleri gerekiyor. Ali Naili Erdem’in de dediği gibi “ben, ben, ben”i bırakıp “biz” demeleri gerekiyor.

Okunma Sayısı: 1419
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı