"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasinin 76. Yılında DP aynı şeyi söylüyor

Mehmet KARA
09 Ocak 2022, Pazar
7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti’nin 76. kuruluş yıl dönümü Ankara’da büyük bir törenle kutlandı.

DP’nin ilk kongresinde konuşan demokrasi şehidi merhum Başbakan Adnan Menderes DP’nin ilk kongresinde partinin misyonunu şöyle açıklıyordu: “Devlet partisi, devlet kılıcını kuşanmış, hükümet arabasına binmiş, cansız ve idealsiz bir kadrodan ibaret kalmıştır. Memleketin yürüttüğü demokrasi yolunda hürriyeti sevenlerin hizmeti büyük olmuştur. Demokrasi dâvâsında partimizin yolu açık ve milletimizin bahtı aydınlık olsun...” 

DP’nin şu anki Genel Başkanı Gültekin Uysal’da, 7 Ocak 1946’yı şöyle târif ediyor. “Demokrasi şafağının söktüğü, Türkiye’de demokrasi tarihinin başlandığı bir gün. Çok partili hayata adım attığımız bir gün. DP olarak 76 yıldır Türk milletinin önünde hizmet bayrağını taşımış bir gelenek olarak, yeniden Türkiye’yi, çoğulcu demokrasi anlayışı ile yeniden herkesin eşit fırsata sahip olduğu bir gün olarak değerlendiriyoruz. DP millettir, hürriyettir. Demokrasi ve adalet için devam edeceğiz…” 

*** 

“YETER SÖZ MİLLETİN” DİYEREK YOLA ÇIKMIŞTI 

Türkiye’de “demokrasi” tarihinin başlangıcı olan bu tarihte “Demok- ratlar” partilerini kurmuştu. “Yeter söz milletindir” sloganı ile yola çıkan DP, kurulduğu günden itibaren milletin umudu olmuş, ancak tek parti döneminin “açık oy, gizli tasnif” gibi adaletsiz ve garabet bir seçim sistemiyle seçimlere girdiği için milletin tercihi tam olarak sandığa yansıyamamıştı. 

DP, kuruluşundan 7 ay sonra katıldığı seçimde 66 milletvekilliği kazanmıştı. Açık adı “seçim”di* Açık oy, gizli sayım yöntemi olan bir seçim demokratik değildi. DP bu yüzden hem 1948 hem de 1949 seçimlerine “seçime güven duymadığı” için katılmadı. 16 Şubat 1950’de gizli oy, açık tasnif ve yargı denetimini kabul eden, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan bir Yüksek Seçim Kurulu’nu öngören seçim kanununun kabul edilmesinden sonra, 14 Mayıs 1950’de yapılan genel seçimlere katılarak 487 milletvekilliğinin 416’sını kazanmıştı. DP’nin seçimlerde kullandığı propaganda afişi “Yeter! Söz milletindir” olmuştu. 

İşte o tarihte söz milletin olmuş. Hem maddî hem de manevî kalkınma başlamış, millet demokrasi ve hürriyetlerle tanışmıştı. 

*** 

İLK İCRAAT EZANI ASLINA ÇEVİRMEK OLDU 

2 Haziran 1950’de güvenoyu olan ilk Menderes hükümetinin 16 Haziran 1950’de çıkardığı ilk kanununun, “kanunla yasaklanan” ezanın ve kametin Arapça okunması yasağını kaldırmak olmuştur. Menderes’in “Bu millet Müslüman’dır ve Müslüman kalacaktır ve İslâmiyetin icâplarını elbette yaşayacaktır” sözü de tarihe geçmişti. 

5 Temmuz 1950 Çarşamba günü radyodan dinî program yayın yasağı kaldırılmış, 7 Temmuz Cuma günü ise Ankara Radyosu’ndan Kur’ân-ı Kerîm’in İsra Sûresi yayınlanmıştı. Din dersini okullarda okutulmaya başlanmış, evrensel değerler hayata geçirilirken dinî siyasetlerine alet etmeden, dine hizmet etme yolunu tercih etmişlerdi. Bir kalkınma hamlesi başlatılmış, Türkiye barajlara, yollara kavuşturulmuştu. Türkiye’yi tek parti zihniyetinden kurtarmış, millet ne diyorsa o yapılmıştı. En önemlisi de demokrasinin kuralları oturtulmuştu. 

Kesintisiz 10 yıl iktidarda kalan Demokrat Parti’nin yolu ne yazık ki 27 Mayıs 1960 yılında yapılan kanlı bir askerî darbe ile kesilmiş, başta Başbakan Adnan Menderes olmak üzere Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmişti. Türkiye’de darbeler dönemini başlatan ve demokrasi için kara bir leke olan bu tarihten sonra bu misyonun 12 Mart 1971’deki askerî muhtıra ve 12 Eylül 1980’deki askerî darbe ve 28 Şubat’taki postmodern darbe süreci ile önü kesilmiş millete hizmet etmesi hep engellenmiştir. 

*** 

YENİ SİSTEM GERİ GÖTÜRDÜ 

7 Ocak 1947’de yapılan DP’nin birinci büyük kongresinde alınan kararlarda, (yani Hürriyet Misakı) “Devlet Reisliği ile fiili Parti Reisliğin bir zat uhdesinde birleşmemesi” esasını kabul ederken 76 yıl sonra şimdi “Devlet Başkanlığı ile Parti Başkanlığı birbirinden ayrılması”nı söylemesi demokrasinin geldiği noktanın özeti… 

16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 24 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk tipi ve partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin her geçen gün yürümediği ortaya çıkarken, 1946 yılında başlayan demokratikleşme sürecini geriye götürdüğü ve tek adam rejimini getirdiği de artık iyice ortaya çıkmış durumda. Demokrasinin olmazsa olmazı olan Meclis’in güçsüzleşmesine yol açan, kuvvetler ayrılığı prensibini yürümez hale getiren yeni sistemin değiştirilip güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme geçilmesi ihtiyacı her geçen gün daha fazla hissediliyor.  

Altı partinin (CHP, İYİ Parti, DP, SP, DEVA, GP) günlerce üzerinde çalışarak hazırladığı metin artık parti genel başkanlarının önünde. Çok geç kalmadan 6 genel başkanın milletin önüne çıkıp hazırlanan metni açıklamaları gerekiyor. 

*** 

ÖZETLE 

Şu anda Türkiye Demokrat misyonun eksikliğini ve bunun getirdiği tıkanıklığı yaşıyor. Birçok olayda görüldüğü gibi bu misyona duyulan ihtiyaç her zamankinden daha güçlü şekilde hissediliyor. Demokrat fikri savunanların “amasız, fakatsız, lâkinsiz” bu misyonu tekrar ayağa kaldırmak için çaba sarf etmeleri gerekiyor.  

Okunma Sayısı: 741
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı