"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Unutulan “asıl” gündemler

Mehmet KARA
23 Şubat 2020, Pazar
Türkiye’de sık sık değişen gündemlerden dolayı bazen gündemin peşine takılıp, milletin tamamını insanı ilgilendiren meseleleri aktaramıyoruz. Bu meselelerden başında eğitim, sağlık, ekonomi gibi konular geliyor.

Eğitimin sorunları yıllardır katlanarak devam ediyor. Öğretmen atamalarından, sınav sistemlerine, derslerin müfredatından, görevdeki eğitimcilerin sıkıntılarına kadar birçok sorun çözüm bekliyor. 

Eğitimin sorunlarından birisi de öğretmen açığı… Bir yanda yüzbinleri aşan atama bekleyen öğretmenler diğer yanda da KPSS’yi kazansa dahi mülâkat sistemi yüzünden göreve başlayamayan eğitimciler… Yetkili sendikalar dahil, bütün sendikalar mülâkat sisteminin terk edilmesini istese de hükümetten bu konuda bir adım atılmıyor.

FAZLA ÜNİVERSİTE SORUN MU, DEĞİL Mİ?

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, herkesin üniversite okumak zorunda olmadığını, meslek liselerinin güçlendirilmesi ve üniversitelerdeki yığılmanın azaltılması gerektiğini söylerken “Üniversite öğrencisi sayısı çoksa o ülkede sorun vardır” derken, bir yandan da üniversitesiz il kalmamasıyla övünülüyor. 

Sayın Selçuk’un, “Herkes üniversiteli olmak zorunda değil, ‘Sen ağa ben ağa bu inekleri kim sağa’ durumu var yani” sözü tebessüm ettirse de acı bir gerçeği de ortaya koyuyor. Bu ifadeler bir bakıma Türkiye’nin eğitim alanında neden sınıfta kaldığını da gözler önüne seriyor.

İlkokul çağlarına inen uyuşturucu, sigara ve alkol kullanımı konusu da ülkenin en büyük sorunları arasında. Aslında bu kötü alışkanlıkları eğitimin sorunları arasında değerlendirmek de mümkündür. Okullarda manevî eğitime yeteri kadar önem verilse bu kötü alışkanlıkların bu kadar yaygın olmayacağı da şüphe götürmez.

Çocukların faydalı olan kitapları okumaması, televizyon ve internetin kötü amaçlı kullanılmasından dolayı da bu sorunlar her geçen gün derinleşiyor. Her gün gazete sütunlarında ve televizyon ekranlarında bu kötü alışkanlıktan dolayı ölen çocuklara rastlamak mümkün. Bunun için de önce anne-babalara ardından eğitimcilere bu konuda önemli görevler düşüyor. Çocukları okumaya sevk etmek birçok kötülüğün önüne geçiyor.

İHTİYAÇ LİSTESİ SIRALAMASINDA KİTAP 235. SIRADA (!)

Bundan 5 yıl önce Demokrat Eğitimciler Sendikası’nın (DES) “Kitap Okumama, Türkiye’nin En Önemli Sorunlarından Birisi Olarak Görülmelidir” başlıklı raporunda çarpıcı sonuçlar çıkmıştı. Kitap ihtiyaç listesi sıralamasında 235. sırada çıkmıştı. Türkiye, kitap okuma oranında dünya ülkeleri arasında 86. sırada olmuştu.

Yine aynı raporda Türkiye’de okuma alışkanlığının yok denecek kadar az olduğu, AB ülkelerinde yüzde 21 olan kitap okuma oranının, Türkiye’de sadece yüzde 0.01 seviyesinde olması düşündürücüydü. Türk halkının günde 6 saat televizyon izlerken, 3 saat internete girerken, kitaba ise maalesef yılda sadece 6 saat vakit ayırdığı araştırmada ortaya çıkmıştı.

CEZAEVLERİNDE 1.2 MİLYON KİTAP OKUNMUŞ!

Geçtiğimiz yıl Türkiye Okuma Kültürü araştırmasına göre ise, 2008’den bu yana okuma oranındaki birkaç puanlık artış bile ümit vadetmişti. Adalet Bakanlığı, ceza infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerin geçen yıl kurum kütüphanelerinde toplam 1 milyon 102 bin kitap okuduğunu açıklaması da konuya farklı bir boyut kazandırdı. Tutuklu ve hükümlülerin, talepleri doğrultusunda halk kütüphanelerinden istedikleri 159 bin 600 kitaba ulaşması sağlanmış… Ancak, hiçbir “yasak ve kısıtlama” olmamasına rağmen bazı kitap, dergi ve gazetelere ambargo uygulandığı da orta yerde duruyor. Demek ki, bu kısıtlamalar olmasa 1.2 milyon kitap belki 2 milyonlara kadar çıkacak…

“TELEVİZYONU, İNTERNETİ KAPAT, KİTAP OKU...”

Türkiye’de KONDA tarafından 2 bin 900 kişinin katılımıyla yapılan 82 milyon insanı yakından ilgilendiren kitap okumama ‘derdi’ne acilen tedbir alınması gerekiyor. Özellikle çocuk yaşlarda kitap okuma alışkanlığının kazandırılması gerekiyor. 203 üniversitenin olduğu bir ülkede hâlâ milyonlarca insanın okuma-yazma bilmemesi de düşünülmesi, üzerinde kafa yorulması gereken önemli bir mesele… Bugüne kadar başlatılamayan “Televizyonu ve interneti kapat, kitap oku” kampanyaları başlatılmalı... Hem de acilen…

DOĞRUSU BU MU?

Eskiden olduğu gibi çok fazla ortalıkta görülmeyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, “Hayatımda hiçbir siyasî partiye ilgi duymadım” demiş. Eskiden olsa cumhurbaşkanı başdanışmanının bunu söylemesi normal karşılanacakken, partili cumhurbaşkanlığı sistemi ile yönetilen bir ülkede bir danışmanın bu ifadesine hayli eleştiri (!) gelmiş. Aslında doğru olan cumhurbaşkanının aynı zamanda bir partinin genel başkanı da olsa “cumhurbaşkanı başdanışmanı” olan birisinin cumhurbaşkanlığını ilgilendiren konularda danışmanlık yapması değil midir? 

Neyse yeni sistem herkesin kafasını çokça karıştırıyor bir de biz karıştırmayalım…

Okunma Sayısı: 1753
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı