"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Futbol taraftarlığı hakkında

Mehmet Soydan
12 Şubat 2024, Pazartesi
2012’de üniversite sınavının sonrasında tercihlerimi yaparken, sadece 2 şeyi dikkate almıştım: Biri, ücretsiz okuyacağım bir üniversitede Psikoloji bölümü olması; diğeri, İstanbul’da olması.

İstanbul’da olmasını istememin en büyük sebebi, Beşiktaş’ın maçları için kombine kart alabilmekti. Şimdi ise; futbol taraftarlığını tamamen bırakmış, hatta yeğenine de Beşiktaş’ı bıraktırmaya çalışan biri olarak bunları yazıyorum. Beşiktaş’ın başarısızlığıyla da ilgisi yok bu durumun.

Bu sürecime etki eden şeyleri paylaşmak isterim:

1) Futbol taraftarlığı malayanidir, pratik hiçbir faydası yoktur, aksine, zaman ve para kaybına yol açar. Üstelik futbolcular ve futbolun içindeki diğer insanlar çok büyük paralar ve makamlar elde ederken. İnsanların; gereksiz ünsiyetler, gereksiz insanî bağlar kurmalarına yol açar. Özellikle de iman hizmetinde bulunan bir kişi için, gereksiz insani bağlar daha zararlıdır.

2) Bir kulüp taraftarı için, o kulüple ilgili şeyler, kendisinin gündemini az ya da çok meşgul eder. Hâlbuki hayatında gündemde olması gereken daha büyük şeyler vardır. Özellikle kişi, iman hizmetiyle uğraşıyorsa, kişinin dar dairedeki hizmetine zarar verebilir.

3) Futbol, sadece tek tek fertlerin değil, halkın gündemini de gereksiz meşgul eder. Hem de, devletin yaptığı zulümlerin, halkın gündemini daha çok meşgul etmesi gereken bir zamanda.

4) Futbol taraftarlığı, futbol üzerinden kazanılan olumsuz ekonomik faaliyetlere de kapı açar. Bunun en belirgin örneği bahis şirketleridir. Bahis şirketlerinin ihaleleri de, kulüplerin taraftar kitleleriyle doğrudan ilgilidir.

5) Ülkemizdeki taraftarların çok büyük bir kısmının; Beşiktaş-Galatasaray-Fenerbahçe’den birini tuttuğu düşünüldüğünde, bu taraftarlık, hiçbir felsefeye dayanmamaktadır. Kişinin o takımlardan birini tutmasının tek sebebi, bir yakınının da o takımı tutuyor olmasından başka bir şey değildir. Takımlar, hiç sorgulanmadan tutulur. Avrupa’da ise neredeyse herkes, kendi şehrinin takımını tutar. Bu da hatalıdır, ama en azından arkasında hemşehricilik gibi bir düşünce vardır. Bazı kulüpler de; siyasi bir duruşu, bir mezhebi, bir ırkı, bir meslek grubunu, bir sınıfı temsil eder. Fakat ülkemizde ise..., neyse.

6) Devlet, yukarıda bahsettiğimiz hakikatleri bildiği için, neredeyse sadece o 3 kulübe yönelik kayırma politikası gütmektedir. Vergi silme uygulamaları buna dâhildir. O kulüplerden birine taraftar olup da taraftar sayısını “bir fazla” yaptığımızda, devletin, söz konusu politikalarını da, kendisi açısından işlevsel hâle getiriyoruz.

7) Bizim ülkede futbol, siyasetten de bağımsız değil. Siyasetten bağımsız olmayan bir futbol kültürünün içindeki taraftarlık, daha mantıksızdır.

8) “Milli takım” meselesi de var. “Milli”liğin ne olduğu ayrı bir tartışma konusu, fakat gerçek olan bir şey varsa o da bu kavrama fazla anlam yüklendiğidir. O takım başarılı olsa, sanki dünyayı fethetmişiz gibi bir halet-i ruhiyeye giriyoruz; öyle ki, çakma bir fetih ruhu ile beraber yaşanıyor. Bu da bir narkoz etkisi yapıyor ve diğer her alandaki başarısızlığımızı gölgeliyor.

9) Bazı belediye başkanı adaylarının, yerel kulüpleri desteklemeye yönelik vaatleri akıl dışıdır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kulüplere vermenin ahlakiliği bir yana; ülkedeki her belediye, kendi mahallindeki kulübe maddi destek verirse, aslında ülkede hiçbir kulübe destek verilmemiş olur. Çünkü her kulüp, diğerleriyle rekabet hâlindedir; herkes birbiriyle aynı/benzer yardımı alırsa kimse öne çıkamaz. Belediye başkan adaylarının böyle saçma vaatlerle karşımıza gelmemesi için, yerel kulüplerle de en azından dar dairemizde mesafe koymalıyız.

Okunma Sayısı: 681
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    13.2.2024 12:02:31

    Hali hazır İnsanlar futbola ve Siyasete ve bağzı Siyaset liderlerine o kadar ilgi ve alâka gösteriyorlar ki, sanki putlaştırır gibi takip edip, müdafaa etmekteler. En küçük bir muhalif söze bile tahammülleri yok!.. 1.Lig maçları, kupa, Avrupa şampiyonluğu, bilhassa Dünya ŞAMPİYONLUĞU maçlarında, bir kaç milyar İNSAN aynı anda,  bir tek TOP'a odaklanıp, saatlerce takip edip, yorumlarıyla birlikte , en önemli ÖMÜR SERMAYEMİZİ, maddî ve manevi kaynakları  zayi ettiğimiz gibi, günlerce  Finale kadar da izlemeye devam ediyoruz. Acaba MANEVÎYAT ile ilgili MESELELERIMIZde de bu kadar alâka ve ilgiyle ve dikkatle takip edebiliyormuyuz? Bu tavrımız Cenabu Allahı gücendirmezmi? Uzaylılar bizi böyle görse alay etmezler mi insanlarla? Ahirzaman İnsanlarının en büyük imtihanından biriside herhalde bu ve bu gibi halleri ve tavırları olsa gerek? Aklı selim sahipleri bu konuyu göz ardı etmemeli vesselam.

  • Yılmaz Yılmamış

    12.2.2024 19:55:56

    ÖNEMLİ bir konu ve güzel tesbitler

  • Müjdat Bayar

    12.2.2024 18:17:35

    Futbol gerçekten bir ayak oyunudur.Bunu gayet güzel, derli toplu özetlemişsiniz.

  • Mustafa Gürbıyık

    12.2.2024 14:31:50

    Mehmet kardeşimin,objektif tespitlerine birkaç ilave..Futbolcuların aşırı şişirilmeleri sonucu,gizli şirk ve ilahlaştırılmaları gibi çok tehlikeli bir durum yanında,coluk çocuğunu ihmal ve onlara harcanması gereken gelirin boşa harcanması gibi israflar da var..Terazinin kefesinde,kime ne kadar sevgi ve alaka duymamız gerekir.?sorusunun fanilere,diye cevap bulması,çok vahim ve ebedi hayat adına,çok anlamsız olması,şahsen beni çok üzüyor..Gaflette olanları uyandırmamız hepimizin görevi..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı